Anasayfa / Etiket arşivleri tasavvuf

Etiket arşivleri tasavvuf

Bosnalı Bir Sûfî: Hasan Kaimî

Hasan Kaimî Efendi’nin hangi yıl doğduğu kesin olarak bilinmemekle berâber 1625-35 yılları arasında Saraybosna’da doğduğu tahmin edilmektedir. 17. Yüzyılın güçlü tasavvuf şâirlerindendi. Asıl adı Hasan’dır. Kâimî (ayakta duran anlamında) mahlasını ise kırk gün ayakta durarak çıkardığı halvetten aldığı veya Sırpça ‘Ka’i mi’ (bizim gibi) anlamına gelen kelimeden aldığı rivâyet edilir. Sarajevo (Saraybosna)’da ilköğrenimini tamamlayınca Sofya’ya medrese eğitimine gitmiştir. Orada tasavvufa …

Daha fazlası »

Teveccüh Ölçütleri

Sȗfȋ gelenekte dervişin kemȃle ermesini sağlayan etkenlerin başında teveccüh gelmektedir. Nedir teveccüh? Teveccüh; mürşid-i kȃmille mürid arasında gerçekleşen irtibat, bağlantı ve yoğunlaşmış ilginin adıdır. Teveccüh yönelmek, dikkate koyulmak, konsantrasyonda bulunmak, mürşidle mürid arasında irtibat kurmaktır. Teveccüh ve murâkabe kavramları birlikte ele alınmış, Nakşbendiyye’de birbirinin yerine de kullanılır olmuştur.Asıl teveccüh kulun tüm benliğini Hakk’ın varlığına bağlı kılması, ihsan terbiyesini elde etmesidir. …

Daha fazlası »

Bireyin/Sâlikin Dil, Gönül/Kalp ve Bütün Varlığıyla Hakk’ı Anması: Tasavvufî Düşüncede Zikir

‘Ezkâr-ı Hüdâyı bî-bahâne, Zikreyle ki zikre yoktu gâye, Ezkâra giriş bi-gayr-i gâyet, Zikreyle Hüdâyı bî-nihâyet’ 1 Kur’ân-ı Kerîm’de değişik varyant ve anlam türevleriyle iki yüz doksan bir yerde geçen2 zikir kavramının sûfî düşüncede üzerinde önemle durulan konuların başında geldiğini ifâde edebiliriz. Sûfîler, Allah Teâlâ’yı anmaktan bir an olsun gâfil olmamak ve bu yönüyle kulluk sırrına erebilmek düşüncesiyle sistemlerini/tasavvufu dizayn etmişlerdir. …

Daha fazlası »

Bir Anadolu Velî’si Yûnus Emre

Bilindiği üzere, târihî olaylar ve tarîhî şahsiyetler kendi dönemleri içinde ele alınır ve öyle değerlendirilirler. Yûnus Emre de târihî bir şahsiyettir, târihin belli bir döneminde yaşamış, bir misyon icrâ etmiş ve her fânî gibi o da mukadder vakit gelince, emânetini Hakk’a teslim ederek ebediyete intikâl etmiştir. Fakat o öyle bir şahsiyettir ki, küçücük cirmine rağmen, Şeyh Gâlip’in ifâdesiyle “merdüm-i dîde-i …

Daha fazlası »

Ahlâk ve Hakîkat

Tasavvufun iki yönü ve iki yüzü var: Bunlardan biri Mevlâ ile kulu arasındaki hususlardan bahseder; velî ve sufî ibâdeti, zikri, duâyı, ilâhî hakîkatleri, sırları, hikmetleri ve tecellîleri araştırır, bunlara vâkıf olmaya ve bunları tahakkuk ettirmeye çalışır. Buna tasavvufun tahakkuk yönü ve yüzü denir, buna tasavvufun hikmet, ma’rifet ve irfan boyutu da denir. Tahakkuktan maksat ilâhî hakîkatlerle tanışmakla kalmayarak bunları yaşamak, …

Daha fazlası »

Bosna Hersek’te Nakşibendîlik Geleneği

Anadolu’nun İslâmlaşmasında dînin özünü yakalamış olan dervişlerin nasıl önemli bir etkisi olduysa Balkanların İslâmlaşmasında da baş aktör olarak tasavvuf ehlini görmekteyiz. Fethe gidecek ordulardan çok önce bölgeye gidip sahip oldukları ahlâk ile gönüller fethini gerçekleştirmişler. Böylece, fetih için gelecek ordulara da kılıcın değil sevginin gücünü göstermişlerdir. Temeli insan sevgisine dayalı olan İslâmiyet’in özünü oluşturan tasavvuf okullarından birisi de Nakşibendîliktir. Muhammed …

Daha fazlası »

İslâmî İlimlerin Gelişme Süreçleri

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav), vefâtından kısa zaman önce Veda Haccı’nda îrâd ettiği hutbe’de: “Benden duyduğunuz sözleri burada bulunmayanlara iletiniz” demişlerdi. (Buhari, Hac, 132, Müslim, Hac, 446) Bundan dolayı asr-ı saâdette ve Sadr-ı İslâm’da Hz. Peygamber’in (sav) sünneti ve hadisleri ağızdan ağıza sözlü (şifâhî) olarak da yayılıyordu. Az sayıdaki istisnâlar dışında Kur’ân da böyleydi. Ayrıca, yazılı olan Kur’ân’a hadislerin karıştırılması ihtimâlini …

Daha fazlası »

Bir Ezel Nasiplisi; “Muhammed Amca”

Muhammed İslâmoğlu; nâm-ı diğer “Muhammed Amca”. 1948 yılında, şimdi Cumhurbaşkanlığı Köşkü olarak da bildiğimiz Huber Köşkü’nde dünyâya geliyor. Asıl adı Uğur Şarman. Babası dolar milyoneri bir fabrikatör. Çocukluğu Sâgıp Sabancılarla komşuluk ettikleri bu muhitte geçiyor. İyi bir eğitim alıyor. Liseyi TED Koleji’nde, üniversiteyi ise Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde okuyan Muhammed Amcamız iyi derecede Arapça, İngilizce ve Almanca biliyor. Çocukluğu ve ilk …

Daha fazlası »

Hâlidiyyenin Tesir Halkası

Halidiyyenin en temel usulü sohbettir. Sohbet usulü Halidiyye kaynaklarında genellikle “Allah’a ulaştıran en kolay ve en etkili yol” olarak tanımlanmaktadır. Şeyhin sohbetine katılan derviş ilahi feyzin tesirine ermeyi hedeflemektedir. İlahi tecelli ve füyuzata mazhar olan bir mürşidin sohbetine iştirak karşılıklı hal transferinin sağlanmasına yol açmaktadır. Sohbet ortamında ahlâkî kemalat sağlanmakta, birebir eğitim gerçekleşmekte, gönül dili kullanılmakta, manevî işaretler elde edilmektedir. …

Daha fazlası »

Sâlikin Mâşûkuna Kavuşamaması ve Kavuştuğu Andaki Sürûru: Firkat Odu Vuslat Şerbeti

‘Vaslın bana hayat verir firkatin memât Subhâne hâliki halaka’l-mevti ve’l-hayât’1 Kelime anlamı itibâriyle; ‘ayrılık, hicran ve sıla hasreti’2 gibi anlamlara gelen firkat, tasavvuf terminolojisinde vuslat kavramının zıddı olarak kullanılmıştır. Firkat; ‘zâhiren veya bâtınen Hakk’tan başkasına iltifât etme’ mânâsında âşığın/sâlikin sevgilisinden ayrı ve uzak düşmesini ifâde eden ‘hicran’ ile eş anlamlı kullanılan bir kavramdır.3 Tasavvufta ideal/nihâî hedef sevgiliye kavuşma hâlini ifâde, …

Daha fazlası »