Anasayfa / Etiket arşivleri Prof.Dr. Ali Çelik

Etiket arşivleri Prof.Dr. Ali Çelik

Bir Anadolu Velî’si Yûnus Emre

Bilindiği üzere, târihî olaylar ve tarîhî şahsiyetler kendi dönemleri içinde ele alınır ve öyle değerlendirilirler. Yûnus Emre de târihî bir şahsiyettir, târihin belli bir döneminde yaşamış, bir misyon icrâ etmiş ve her fânî gibi o da mukadder vakit gelince, emânetini Hakk’a teslim ederek ebediyete intikâl etmiştir. Fakat o öyle bir şahsiyettir ki, küçücük cirmine rağmen, Şeyh Gâlip’in ifâdesiyle “merdüm-i dîde-i …

Daha fazlası »

Hz. Peygamber’i (sav) Sevmek

“Peygamber, mü’minlere kendi nefislerinden daha sevgilidir.” (Ahzâb,6) Bu âyet-i kerîme bize şu hakîkati telkîn etmektedir: 1. Vâkıayı tesbit ederek ilk Müslümanlar (Ensâr ve Muhâcirûn) yanında Hz. Peygamber’in (sav) yerinin nasıl olduğu gerçeğini hatırlatıyor. 2. Hz. Peygamber’in (sav) durumu yanlarında böyle olan o sahâbe neslini daha sonra gelen müslüman nesillere örnek olarak takdîm ediyor ve onlardan Allâh’ın Rasûlüne ittibâ etme ve …

Daha fazlası »

Rasûlullâh’a (sav) İtâat Eden Cennete Girer(1)

Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin hepsi cennete girecektir, bana karşı gelenler hâriç.” Ey Allâh’ın Rasûlü, sana karşı gelenler kimlerdir? dediler. Şöyle buyurdu: “Bana itâat eden cennete girer, bana isyân eden kişi, o inkâr etmiştir.”2 Bu hadis Mesâbih’in sahihlerindendir. Onu, Ebû Hüreyre (ra) rivâyet etmiştir. “Ümmet” ile murâd edilen şey, “ümmeti’d-da’ve” (dâvet ümmeti) olması muhtemeldir. Buna göre, “karşı gelen”, “kâfir” dir. …

Daha fazlası »

Rabbini Zikredenin ve Zikretmeyenin Misâli

Ahmed er-Rûmî el-Akhisârî es-Saruhânî1’nin “Mecâlisu’l-Ebrâr ve Mesâliku’l-Ahyâr” isimli eserinden: Birinci Meclis: Rabbini Zikredenin ve Zikretmeyenin Misâli Rasûlullâh (sav) şöyle buyurdu: “Rabbini zikredenin ve Rabbini zikretmeyenin misâli, ölü ve dirinin misâli gibidir.”2 Bu hadis Mesâbih’in sahihlerindendir.3 Onu Ebû Mûsa el Eşarî4 rivâyet etmiştir. Peygamber (sav) bu hadiste, zikir yapanı, gerçekte diri-canlı olmasına rağmen (yine)diriye benzetti. Zîrâ “diri-canlı” (ifâdesi) ile kasdedilen, hakîkî, ebedî hayâtı olan …

Daha fazlası »

Ölüm ve Ölüm Ötesi

“Ölüm” kelimesi ilk duyulduğunda, insanının iç dünyasında bir burukluk meydana getirir. Çünkü kelime, bir “ bitiş, son buluş ve yok oluş” olgusunu haber vermektedir. “Ölüm”, arzu ve isteklerin, ümitlerin, hayallerin tükendiği, hazların ve heyecanların bir anda acıya ve kedere dönüştüğü, kısaca hayata dair ne varsa hepsinin bitip sona erdiği olgunun adıdır. Zaten sözlüklerde de “Ölüm, canlılarda hayat belirtilerinin ortadan kalkması …

Daha fazlası »

Kültürümüzde Vakıf ve Vakfiyeler

“Vakf” kelimesi sözlükte “durmak, durdurmak ve alıkoymak” mânâsına gelir. Terim mânâsı ise, “Bir mülkün menfaatini halka tahsis edip aynını Allah Teâlâ’nın mülkü hükmünde olarak temlik ve temellükten müebbeden menetmektir” diye târif edilmiştir.1 Bu târife göre, vakfedilen şey vakfedenin mülkiyetinden çıkıp Allâh’ı‎n mülkü haline gelmektedir ki, artık bu mülkte kamunun hakkı vardır. Vakıf, sâdece Allâh’ın rızâsını kazanmak için, varlıklı kimseler tarafından …

Daha fazlası »

Emâneti Korumak

“Kendisine güvenilmeyen kimse, (kâmil mânâda bir) îmâna sâhip değildir.”1  Hadîs-i Şerîf’in Anlattığı: Arapça’da “güvenmek, korku ve endi­şeden emîn olmak” mânâsındaki “emn” masdarından gelen “emânet” kelimesi, “hı­yânetin” zıddı olarak isim şek­linde kullanıldığı gibi “güvenilir olmak” anlamında masdar şeklinde de kullanılır. Ayrıca “güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak tevdi edilen şey” mâ­nâsına da gelmekte olup kelimenin bu son kullanılışı daha yaygındır.2 Emânet …

Daha fazlası »

Hz. Peygamber’in (sav) Sünnetinde İnsan-Çevre İlişkisi

“İnsan” denilen varlık, gerek fizikî yapısıyla gerekse iç dünyâsıyla Allah (cc) tarafından “en güzel bir şekilde” yaratılmış ve varlık âlemindeki her şey ona bir nîmet olarak sunulmuş, onun emrine verilmiştir. İnsanın yaratılış özelliği, kendisi dışındaki tüm varlıklarla birlikte bir bütünlük arzetmektedir. Bu bütünlük, varlık-insan ilişkisini de berâberinde getirmektedir. Bu ilişki, “İnsan küçük bir kâinât, kâinât büyük bir insandır” düşüncesinin hareket …

Daha fazlası »

Takvâ Elbisesini Giymek

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar Allâh’ın âyetlerindendir; belki düşünüp öğüt alırlar.”1 Âyette geçen “Takvâ elbisesi” bir mü’min için ne anlam ifâde etmektedir? Müfessirler Libâs/Elbise kelimesi ile ilk anda anlaşılanın “insanı sıcaktan, soğuktan, dış etkilerden koruyacak giysi” olduğunu ve âyet-i kerîmede geçen “Libâsu’t-takvâ/takvâ elbisesi” …

Daha fazlası »

Eğlence Kültürü ve İslâm

Neşeli ve hoş vakit geçirmeye yarayan ve oyun, yarış, mûsikî, raks gibi şeylerin genel adı olan “eğlence”nin Arapça karşılığı “lehv”dir. Arapça’da bundan başka umûmî olarak “eğlence” anlamına gelen veya bâzı “eğlence” türlerini ifâde eden “ferah” ve “semer” gibi kelimeler de vardır. “Lehv” Kur’ân-ı Kerîm’de, daha çok âhirete nisbetle dünyâ hayâtının değersizliğini vurgulamak için “oyun” mânâsındaki “laib” kelimesiyle birlikte kullanılmıştır; ayrıca …

Daha fazlası »