Anasayfa / Etiket arşivleri Prof. Dr. Ali Akpınar

Etiket arşivleri Prof. Dr. Ali Akpınar

İffet ve Sabır Âbidesi Bir Dünyâ Güzeli

Kur’ân’da kıssası anlatılan bütün kahramanlar bizler için önemlidir. Her birinin anlatılan kıssasından alınacak sayısız mesajlar vardır. Bu kahramanlardan ikisi vardır ki her müslüman gencin hattâ çocuğun çok iyi tanıması gerekir. Onlar bizim çocuklarımız ve gençlerimiz için özlenmesi ve izlenmesi gereken âbide şahsiyetlerdir. Bunlardan biri Hz. Yûsuf, diğeri ise Hz. Meryem’dir. Hz. Meryem, ana karnında Yüce Allâh’a adanan, çocuk yaşta mâbette …

Daha fazlası »

Habbe-i Muhabbetin Çimlenmesi: Sevginin İspâtı, İtâat

Sevgi ve nefret, gönülde yer eden, söz ve davranışlarda kendisini göstermesi gereken iki duygudur. Sevgi ve nefret, cılız bir niyet ve kuru bir iddia değildir. Seviyorum diyen kimse, söylem ve eylemleriyle bu sevgisinin gereğini yerine getirmelidir. Aynı şekilde, nefret ediyorum diyen kimse, bu nefretinin gereğini yapmalıdır. Birçok şeyin aşındığı günümüz dünyâsında sevgi ve nefret de yapay bir hal almıştır. Seni …

Daha fazlası »

İzzetli ve Devletli Olmak İçin!

Hayat dîni İslâm’ı bir bütün olarak yaşamanın kazanımı hem dünyevîdir, hem de uhrevîdir. İslâm, kendisini doğru tanıyan ve hakkıyla yaşayanların dünyâlarını cennete çevirir, onları dünyâda azîz eder. Bazılarının sandığı gibi biz, Müslümanlığımızın semeresini yalnızca âhirette devşirmeyeceğiz. Bu din hem dünyâ hem âhiret dînidir. Bu yüzden biz, Peygamberimiz’in (sav) de çokça okuduğu bir Kur’ân duâsında, Ey Rabbimiz, bize dünyâda iyilik güzellikler …

Daha fazlası »

Çil Çil Kubbeler

İslâm mîmârîsinde, şehirler câmi merkezli kurulur. Şehirlerde bütün yollar câmiye çıkar. Câmi merkezdir. Şehrin merkezidir, hayâtın merkezidir. Şehir câmiye göre kurulur ve gelişir. Adresler câmiye göre belirlenir ve câmiyle târif edilir. Şehirlerde câmiler, evlerden ve diğer binâlardan çok daha sağlam yapılır. Zîrâ ecdâdımızın kendi yaşadıkları evleri, konakları hattâ sarayları yıkılıp gitmiştir; ama asırlar öncesi yaptıkları câmileri dimdik ayaktadır. Çünkü câmilerin …

Daha fazlası »

Dosta Dost Olan Allah Dostları

El-Velî, Yüce Rabbimizin isimlerinden biridir. El-Velî; dostlarına yardım eden, yardım etmeyi seven, kullarının işlerini üstlenen, onları seven, onlara hep yakın olan, düşmanlarını kahreden demektir. Gerçek anlamda dost, yardımcı ve Mevlâ O’dur. Kur’ân’da Velî hem Yüce Allah, hem de kulları için kullanılmıştır. Ama Kur’ân’da Mevlâ, sâdece Yüce Allah için kullanılmıştır. Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin ise dostları …

Daha fazlası »

Kutlu Rasûlün İzinde!

Hemcinsleriyle bir arada yaşamak zorunda sosyal bir varlık olan insan, örnek alma ihtiyâcı olan bir varlıktır. Her insan başkalarını etkilediği gibi, başkalarından da etkilenir. Daha küçük yaşlarda çocuklar anne babaları başta olmak üzere büyüklerine özenirler ve onlar gibi olmaya çalışırlar. Onlar gibi yeme içme, onlar gibi giyinip kuşanma, onlar gibi konuşma, onlar gibi yürüme vb. Yaş ilerledikçe insanın olmak istediği …

Daha fazlası »

İzzetli ve Devletli Olmak İçin!

Hayat dîni İslâm’ı bir bütün olarak yaşamanın kazanımı hem dünyevîdir, hem de uhrevîdir. İslâm, kendisini doğru tanıyan ve hakkıyla yaşayanların dünyâlarını cennete çevirir, onları dünyâda azîz eder. Bazılarının sandığı gibi biz, Müslümanlığımızın semeresini yalnızca âhirette devşirmeyeceğiz. Bu din hem dünyâ hem âhiret dînidir. Bu yüzden biz, Peygamberimiz’in (sav) de çokça okuduğu bir Kur’ân duâsında, Ey Rabbimiz, bize dünyâda iyilik güzellikler …

Daha fazlası »

İnsanda Vatan Tutkusu ve Şühedâ Fışkıran Toprak

İnsan, genel olarak bir yerde yerleşik olarak yaşamayı kendisine ilke edinmiş bir varlıktır. Çünkü bu ona beslenme, barınma, tanışma başta olmak üzere pek çok alanda birtakım yaşama kolaylıkları sağlamıştır. İnsandaki bu tutku ‘vatan/yurt’ tutkusunu ve sevgisini doğurmuştur. Vatanından uzakta olmak, yolculuk, bir sıkıntı sebebi sayılmıştır. Târih boyunca yurdundan edilmek/sürgün insan için en büyük cezâ sayılmış, insanlar vatanlarından ayrı düşme yâhud …

Daha fazlası »

Fâtiha Sûresi’nde Birlik Vakti

Fâtiha sûresi, Mushaf tertibine göre Kitâbımızın ilk sûresidir. Bu sûre, iniş sırasında da bir bütün olarak inen ilk sûredir. Yâni Hayat Düstûrumuz bu sûre ile başlar. Bu sûrenin hem Mekke’de hem de Medîne’de iki kere indiği şeklinde de bir rivâyet vardır. Buna göre de müslümanın her dönemi Fâtiha sûresi ile kurulacak ve bu sûrenin ışığında şekillenecektir. Yüce Rabbimiz, bu sûre …

Daha fazlası »

İhsân Makâmı, Sûfî Makâmı

Tasavvufun temeli kabûl edilen ihsân, hadiste, Yüce Allâh’ı görüyormuş gibi O’na ibâdet ve kulluk etmek olarak tanımlanmıştır. Evet, biz O’nu göremesek de O bizleri görüyor. İşte bu bilinçle Yüce Allâh’a ibâdet ve kulluk etmenin adıdır ihsân. Bu makamda olanlar, tüm kulluk vazîfelerini bu şuurla yaparlar. Namazı, O’nun huzûrunda O’nu görüyormuş gibi kılmak… Zekâtı, O’nu görüyormuş gibi vermek… Orucu, O’nu görüyormuş …

Daha fazlası »