Anasayfa / Etiket arşivleri Mustafa Özcan

Etiket arşivleri Mustafa Özcan

Körfez’de Nükseden Kavga ve Meâlâtı

5 Haziran 2017 târihinde yâni Arapların İsrail’e toptan yenilmelerinin 50’nci yılında Körfez Triumvirası/üçlüsü Katar’ın sâhiplenmediği ve yalanladığı ifâdeler üzerinden bu ülkeye karşı diplomatik bir atak hattâ saldırı başlattı. Hâlâ fasılları devâm eden diplomatik atak hızlı bir biçimde muhasaraya/ablukaya dönüştü. Buna mukâbil, Triumvira sözcüleri ise bunun takdim edildiği gibi bir abluka olmadığını sâdece bir boykot olduğunu savunuyorlar. Adlandırmada veya kavramlaştırmada hangi …

Daha fazlası »

İslâm Birliğine Giden Çileli Yol!

Türkçede, ‘Derdini Marko Paşa’ya anlat’ diye bir deyim bulunmaktadır. Marko Paşa herkesin derdine derman arayan bir Rum doktordur. Klasik dönem efendisi hamarat ve hemdert bir tabiptir. Lâkin bazen huzûruna çâresiz dertlerle gelirler ve Marko Paşa bilmezliğe, anlamazlığa vurarak muhâtabı savuştururmuş. Gerçekten de günümüzün en büyük vazîfesi ve sorunların çâresi ittihâd-ı İslâm veya başka bir tabirle vahdet-i İslâmiyye’dir. Ama nasıl bir siyâsî …

Daha fazlası »

Bir Hâricî Karakter Olarak Kavramların İçini Boşaltmak

İstikameti bulmak da korumak da hiç kolay değil. Ayartıcı, uyarıcı, iğvâ edici faktörler hiç de az değil. Bilindiği gibi küfrün ilk basamağı küçük günahlardır. Hafife almaya gelmez. Bununla birlikte, denildiği gibi istiğfarla büyük, ısrarla küçük günah kalmaz. Günahlar alışkanlık yaptıkça bağışıklık kazanır, bünyeye yerleşir ve sonunda insanı duyarsızlaştırır ve rûhunu öldürür. Faslı Abdulmecid Sağir isimli yazar ülkesinde faaliyet gösteren tarîkatların …

Daha fazlası »

Cezayir’de Keşf-i Kadîm’e/Köklere Doğru Yolculuk!

Bir musîbet bin nasîhatten evlâdır denilmiştir. Cezayir târih içinde kaybettiği değerleri arıyor. 1830 ile 1962 yılları arasında Fransa’nın sömürgesi olarak yaşamış ve din ve diyânetinden ve dilinden uzaklaştırılmıştı. Hâlâ bu dönemin kalıntıları, tortuları devâm etmektedir. Sömürgecilik dönemi ülke târihi içinde büyük bir fâsılaya yol açmış; öncesiyle sonrasını birbirinden ayırmıştır. Târihî yakası açılan Cezayir’in iki yakasını bir araya getirmek bir daha mümkün olmamıştır. …

Daha fazlası »

Strateji Değil, Hizmet

Cemaatler zamanla veya kimi dönemlerde devletin yerine geçmeye, onun yerini almaya çalıştılar. Buna namzet oldular. Elbette devletin çöktüğü târihî dilimlerde cemaatler bir yönüyle bu fonksiyonu -kâim-i makâmı devlet- fonksiyonunu icrâ etmişlerdir. Selçukluların çökmesinden sonra cemaatlerin devletin yerine geçmesi veya en azından bâzı fonksiyonlarını icrâ etmesi gibi. Bununla birlikte cemaatlerin asıl fonksiyonu îman birliğini temin ve muhabbeti yaymaktır. Tebliğ Cemaatine âit bir …

Daha fazlası »

Cihad ve İhlâs

Eslaf veya seleflerimiz cihâdın gayesini tek kelime ile özetlemişlerdir. İ’lâyı kelimetullah. Allah’ın sözünü ve davasını yüceltmek, cihâdın biricik ve en temel hedefidir. Yöntemini ise yine selef salih şöyle ifade etmiştir: Zaferle değil, seferle mükellefiz. Zira öne seferi değil de zaferi koyacak olursak amellerimiz onun etrafında deveran eder. Beşeri maslahata mebni olur. Amellerimize zafer şekillendirecek olursa; zaferle Allah rızası arasında kaldığımızda …

Daha fazlası »

İslâm Yurdu, İnsanlık Evidir!

İslâm’ın ilk devresi işkence, dışlama ve boykot ile anılır ve tanınır. Asr-ı Saâdet veya Mekke dönemi işkence ile bilinir. İlk Müslümanların ensesinde boza pişirilmiştir. Nitekim İslâm târihi ve siyer uzmanı İhsan Süreyya Sırma hoca bu durumu ‘İslâmî Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence’ adlı eseriyle gözler önüne sermiş ve somutlaştırmıştır. Elbette Mekke döneminde işkence bilinen bir vakıa idi ve bundan sahabeler …

Daha fazlası »

Unuttuğumuz Kardeşlik Mertebeleri

İslâm hem fiziki hem de metafiziki veya kimyevî kardeşlik hukukunu gözetir ve onaylar. Bu kardeşlik hukuku halkalar veya hiyerarşik olarak çoğalır gider. Zira Âdemoğlu olması itibarıyla herkes insanlık dairesinde birbirinin kardeşidir. İslâm fiziki yani kan bağı üzerinden elde edilen kardeşliği reddetmez. Lakin bunu ırkçılık düzeyine de getirmez. Bu bağı tek kriter olarak almaz. Akrabalık bağını onaylar lakin bunu kıstas olarak …

Daha fazlası »

Yılın Kadınları, Dehrin Kadınları

Genel olarak kıyâmet kadınlarıyla karşı karşıyayız. Lâkin kıyâmet kadınlarının yanında kıyâmet erkekleri, onların yanında dînî alanda da fetvâ anarşisi, ibâhiye müftüleri ve baltacı müftüler de var. Muzaffer Ozak’ın Amerikalı dervişlerinden Shems Friedlander’in Kış Hasadı adlı kitabını okuyunca eşiyle birlikte Mısır ziyâreti sırasında Ali Cuma ile buluştuklarını öğrendim. Ali Cuma küresel anlamda bilinen sûfî şahsiyetlerden birisi. Ali Cuma birçok Ezherli gibi …

Daha fazlası »

Cefâ İkliminden Sefâ İklimine

Macid Arsan Geylânî adlı müellif, ‘Hakeza Zahare Cilu Salahaddin Hekeza Adet el Kuds’ adlı eserinde mühim noktalara temâs eder. Bu da gönül ikliminin duruluğudur. Gönül ikliminde duruluğa eremeyen yâni kalpleri ve gönülleri fethedemeyen, ülkeleri ve diyarları fethedemez. Ederse de bu zorbalıkla ve zâlimâne olur ki, kalıcılığından şüphe edilir. Zulüm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur demişlerdir. Macid Arsan Geylânî bu …

Daha fazlası »