Anasayfa / Etiket arşivleri Fatih Çınar (Sayfa 3)

Etiket arşivleri Fatih Çınar

Gönül Sarayının Pişmanlığa Açılan Kapısı: NEFS-İ LEVVÂME

Tasavvufî düşüncede sâlik, gönül şehrindeki sarayın pişmânlığa açılan kapısı olan nefs-i emmârenin ardından yaptığı kötülüklerin farkına varan, işlediği günahlara pişmân olan ve kendisini ‘levm eden/kınayan bir nefse’ yâni ‘nefs-i levvâme’ mertebesine ulaşır.1 Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ nefsin bu mertebesine ‘Ve nedâmet çeken nefse yemîn ederim’2 âyetinde işâret etmiştir.3 Mânevî ilerleme sürecinde bu mertebeye ulaşan sâlik/derviş/kişi âyet-i kerîmede dile getirildiği gibi …

Daha fazlası »

Gül Kokusunu Gönüllere Nakşeden Bir Velî: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks)

Müslümanlar Hz. Peygamber’i (sav), vahyi/Kur’ân-ı Kerîm’i anlamaya ve vahyin çizdiği çerçeve içerisinde hayâtı anlamlı kılabilmeye açılan bir kapı olarak görmüşlerdir. Bu sebeple İslâm’ın ana kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm’den sonra Hz. Peygamber’in (sav) söz, fiil ve takrirlerini ifâde eden Sünnet-i Seniyye’yi dînin ikinci kaynağı olarak kabûl etmişlerdir. Sûfîler ise maddî olarak aramızdan ayrılan Hz. Peygamber (sav) ile hemhâl olabilmek için O’nun …

Daha fazlası »

Gönül Şehrinin Karanlığa Açılan Kapısı: NEFS-İ EMMÂRE

    Kur’ân-ı Kerîm’de değişik varyantlarıyla birlikte yaklaşık üç yüz yerde kullanılan ‘nefs’ kavramı,1 kelâm2 ve İslâm felsefesi3 gibi disiplinlerde olduğu gibi tasavvufta da üzerinde en çok durulan konulardan bir tânesidir.4 Sûfî perspektifte nefs, ‘kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları; kötü his ve huyların mahalli olan latife’ şeklinde tanımlanmıştır.5 Tanımdan anlaşılacağı üzere sûfîler, nefsi ‘şerrin kaynağı, kötülüklerin temeli olarak kabul …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks)

Güncelleyen: Fatih Çınar Bismillâhirrahmânirrahîm Hamd, âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ’ya mahsustur. Salât ve selâm Efendimiz Hz. Muhammed’e (sav), O’nun âl ve ashâbının üzerine olsun. Bundan sonra ifâde olunur ki tarîkat-i âliyye-i Nakşbendiyye’de geçerli ve uygulanmakta olan evrad ve zikirleri şifâhen târif etmiş olduğum halde yazılı olarak da bir sûretinin yanınızda bulunması için vâki olan işâretiniz gereğince mübtedî/tarîkata yeni giren kimse için …

Daha fazlası »

Bir Gönül Mîmârının Dilinden Gönül Rehberlerine Dâir Tespitler: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’ye (ks) Göre Mürşid-i Kâmiller

Sûfîler, sır perdelerini aralayıp yaşayacakları vecd hâliyle hakîkî bilgiye/sevgiye ulaşma gâyesine hayatlarını adayan kimselerdir. Onlar, zâhirleri ve dış dünyayla bağlarını koparmaksızın esas gâyeleri olan bâtınlarını ve iç âlemlerini tezyîn için ömür sarfetmişlerdir.1 Bu süreçte, ‘seyr ü sülûk’ denilen mânevî yolculuklarına rehberlik yapacak bir gönül rehberine zorunlu olarak ihtiyaç duyduklarını sıklıkla vurgulamışlardır. Bu fikri benimseyen ve sevenlerine ‘mânevî yolculuklarında kâmil bir …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks)

Bismillâhirrahmânirrahîm Her şeye gücü yeten her şeyi eksiksiz bilen kâinatı eşsiz bir şekilde yaratan Mevla, kullarını cehaletin karanlığından kurtarmak için âlemlere rahmet olan Hz. Muhammed’e (sav) nurun kaynağı olan ilahî bir düstur, ahlakî bir kanun yani Kur’ân-ı Azzimüşşan’ı ihsan buyurdu. Cenâb-ı Hakk’ı birlemeyi ve O’nun yüce iradesine teslim olmayı, maddi-manevî ilerlemeyi sağlayacak ilimleri ve irfanı tahsili, iffete yapışmayı ve din …

Daha fazlası »

İrfânî Geleneğin Birarada Yaşama Teşebbüslerine Sunabileceği İmkânlar Üzerine: Maddî Birliğin/Vahdetin Mânevî Dinamiklerine Dâir

‘Sebepsiz kimseyi incitme hiç it Müntakimden havf Refik ol rıfk u lütf eyle kamu insâna kayvâna’1  Tasavvuf, gönül dünyâmızı Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde ihyâ ve inşâ etmek gâyesiyle (insan-ı kâmil yetiştirebilmek için)2 orijinine insanı alan yapısıyla yüzyıllardır hizmet veren bir disiplindir.3 Tasavvufun ana gâyesi nefs, şeytan, dünyâ ve şeytanlaşmış insanların hile ve tuzaklarından bireyi kurtararak insanın gerçek anlamda hürriyetine kavuşmasını …

Daha fazlası »