Anasayfa / Etiket arşivleri Fatih Çınar (Sayfa 3)

Etiket arşivleri Fatih Çınar

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks) (16. Mektup)

Tevâzuunuzun eseri olarak lutfedip göndermiş olduğunuz iltifat dolu ikinci bir mektubunuza da ulaştım. Duyduğum mânevî memnûniyet duygumu ve oluşan mânevî sevincimi târif ve anlatmak için cevher saçan bir kaleme ve amber misâli bir mektuba muhtâcım ki her noktasında saklanan ve her nüktesinde gizlenmiş olan zarâfet eserleri ve mutluluk meyveleri keşf ve izah lâyık olsun. Heyhât, heyhât. Dolayısıyla ‘insanı söyleten muhatabıdır’ …

Daha fazlası »

Gül Kokusunu Gönüllere Nakşeden Bir Velî: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks)

  Müslümanlar, Hz. Peygamber’i (sav), vahyi/Kur’ân-ı Kerîm’i anlama ve vahyin çizdiği çerçeve içerisinde hayâtı anlamlı kılabilmeye açılan bir kapı olarak görmüşlerdir. Bu sebeple İslâm’ın ana kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm’den sonra, Hz. Peygamber’in (sav) söz, fiil ve takrirlerini ifâde eden Sünnet-i Seniyye’yi dînin ikinci kaynağı olarak kabûl etmişlerdir. Sûfîler ise maddî olarak aramızdan ayrılan Hz. Peygamber (sav) ile hemhâl olabilmek için …

Daha fazlası »

Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) ‘Mektûbât’ında Duâ Cümleleri

Çağımız ‘iletişim çağı’ olarak nitelendirilmektedir. İletişimin bu denli hızlı ve yaygın bir şekilde gerçekleştiği günümüzde insanların ilişkilerinde aynı hız ve yaygınlığı gördüğümüzü ifâde etmek mümkün gözükmemektedir. İletişim, insanın hemcinsleriyle münâsebetini göstermesi bakımından her dönemin en dikkat çekici konularından birisi olmuştur. Teknolojinin gelişimiyle birlikte birçok âletin (bilgisayar, televizyon, cep telefonu vs.) iletişimde kolaylık sağladığı günümüz dünyâsına gelmeden önce de insanlar iletişimin …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (12. Mektup)

Tarîkat-ı âliyyemizin feyiz nurlarından hakkıyla istifâde edebilmek için Hakk’a ulaşmayı isteyen bir sâdığın ne yapması gerektiğine dâir sorunuza cevâben ifâde olunur ki; Bir sâlikin yükselme, ilerleme ve bir başka tâbirle makamları katetmesinde şüphesiz sülûk esnâsında emrolunduğu vird ve zikirlere riâyet ettiği oranda ilerleyeceği tabii ise de esas olmak itibâriyle iki hakîkatten ayrılmaması gerekir. Birincisi ‘Peygamber size neyi verirse alınız. Neyi …

Daha fazlası »

Gönül Şehrinin Huzur ve Sükûnete Açılan Kapısı: Nefs-i Mutmainne

Kur’ân-ı Kerim’de ‘Ey huzura eren nefs!’1 şeklinde hitâb edilen ve Hz. Peygamber’in (sav) ‘Yâ Rabbi senden itmînâna ermiş bir nefs istiyorum’2 duâsıyla ideal bir hedef olarak mü’minin ulaşması istenen nefs mertebesine ‘nefs-i mutmainne’ denir.3 Nefs-i mutmainne derecesine ulaşan bir sâlikin kalbi, nurlanmasını tamamlamış bir kalptir. Bu kimse kötü özelliklerden kurtulmuş ve güzel ahlâk ilkeleriyle bezenmiş bir karaktere ulaşmıştır. M. Ali …

Daha fazlası »

Gönül Sarayını İlham ile Süsleyen Kapı: Nefs-i Mülheme

Tasavvuf ehli emmâre ve levvâme aşamalarından sonra birtakım ilhamlara mazhar olan sâlikin ‘mülheme’ derecesinde seyrine devâm edeceğini ifâde etmiştir.1 Sûfîlere göre sâlik, nefsi ıslah yöntemi içerisinde üçüncü aşama olarak kabûl edilen bu derecede,2 emmâre ve levvâmede olduğu gibi karar kılmayı değil daha üst aşamalar olan mutmainne, râzıyye ve merzıyye derecelerine ulaşmayı hedeflemelidir.3 Sûfîler, sâlikin/dervişin sülûkünde Rabbânî ilhamlara mazhar olduğu ‘mülheme’4 …

Daha fazlası »

Gönül Sarayının Pişmanlığa Açılan Kapısı: NEFS-İ LEVVÂME

Tasavvufî düşüncede sâlik, gönül şehrindeki sarayın pişmânlığa açılan kapısı olan nefs-i emmârenin ardından yaptığı kötülüklerin farkına varan, işlediği günahlara pişmân olan ve kendisini ‘levm eden/kınayan bir nefse’ yâni ‘nefs-i levvâme’ mertebesine ulaşır.1 Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ nefsin bu mertebesine ‘Ve nedâmet çeken nefse yemîn ederim’2 âyetinde işâret etmiştir.3 Mânevî ilerleme sürecinde bu mertebeye ulaşan sâlik/derviş/kişi âyet-i kerîmede dile getirildiği gibi …

Daha fazlası »

Gül Kokusunu Gönüllere Nakşeden Bir Velî: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks)

Müslümanlar Hz. Peygamber’i (sav), vahyi/Kur’ân-ı Kerîm’i anlamaya ve vahyin çizdiği çerçeve içerisinde hayâtı anlamlı kılabilmeye açılan bir kapı olarak görmüşlerdir. Bu sebeple İslâm’ın ana kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm’den sonra Hz. Peygamber’in (sav) söz, fiil ve takrirlerini ifâde eden Sünnet-i Seniyye’yi dînin ikinci kaynağı olarak kabûl etmişlerdir. Sûfîler ise maddî olarak aramızdan ayrılan Hz. Peygamber (sav) ile hemhâl olabilmek için O’nun …

Daha fazlası »

Gönül Şehrinin Karanlığa Açılan Kapısı: NEFS-İ EMMÂRE

    Kur’ân-ı Kerîm’de değişik varyantlarıyla birlikte yaklaşık üç yüz yerde kullanılan ‘nefs’ kavramı,1 kelâm2 ve İslâm felsefesi3 gibi disiplinlerde olduğu gibi tasavvufta da üzerinde en çok durulan konulardan bir tânesidir.4 Sûfî perspektifte nefs, ‘kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları; kötü his ve huyların mahalli olan latife’ şeklinde tanımlanmıştır.5 Tanımdan anlaşılacağı üzere sûfîler, nefsi ‘şerrin kaynağı, kötülüklerin temeli olarak kabul …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks)

Güncelleyen: Fatih Çınar Bismillâhirrahmânirrahîm Hamd, âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ’ya mahsustur. Salât ve selâm Efendimiz Hz. Muhammed’e (sav), O’nun âl ve ashâbının üzerine olsun. Bundan sonra ifâde olunur ki tarîkat-i âliyye-i Nakşbendiyye’de geçerli ve uygulanmakta olan evrad ve zikirleri şifâhen târif etmiş olduğum halde yazılı olarak da bir sûretinin yanınızda bulunması için vâki olan işâretiniz gereğince mübtedî/tarîkata yeni giren kimse için …

Daha fazlası »