Anasayfa / Etiket arşivleri Fatih Çınar (Sayfa 3)

Etiket arşivleri Fatih Çınar

Er Meydanlarındaki Er(en)ler: Sûfîlerin Cihad Meydanlarına Olan İştiyakları

Sûfîler birçok defa dünyâdan el çekmek veya çevrelerindeki toplumsal olaylara yabancı kalmakla ithâm edilmişlerdir.1 Bu itham ya sûfîleri yakından tanımamaya ya da art niyete dayanan bir zeminden kaynaklanmaktadır. Onları yakından tanıyanlar net olarak bilir ki gerçek bir sûfî nefsini ıslah için verdiği mücâdeleyi bir başka ifâdeyle mânevî donanımını; maddî âlemi vahyin penceresinden okuyabilmek, başta tüm insanlar olmak üzere yaratılmış herşeye …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (23. Mektup)

Birbirini tâkip eden âlim ve âriflere iki tâne belâgat ve ihsan dolu mektuplarınızı aldım. Hayr duâlarımı lütufkâr Rabbimin yüce katına arz eyledim. Âlem-i ma’nâ yâni rüyâ âleminde büyük mürşidimiz Hazreti Tâhâ (ks) Efendimizin ziyâretiyle feyz alıp şeref bulduğunuz yazıyordu. Bundan dolayı Allah Teâlâ’ya hamd olsun. Kalp hastalıklarına devâ, mânevî illetlere şifâ olan, şüphe endîşesinden uzak bulunan bu gibi ziyâretinizi lâyık olduğu şekilde tebrîk etmek isterim. Gerçek …

Daha fazlası »

Dünyâ Târihine Yön Veren Osmanlı Sultanları Osmanlı Sultanlarına Yön Veren Gönül Sultanları

Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu günden itibâren maddî sebeplere sımsıkı sarılması ve bunun yanı sıra mâneviyâtı da hiçbir zaman ihmâl etmemesi ile tanınan bir devlettir. Maddî anlamda siyâsî ve sosyal ilişkilerini kendinden emin, temkinli bir tarzda devâm ettiren Osmanlı’nın bu kararlılığının arkasında, belki de birçoğumuzun fark edemediği gibi, ilim adamlarına ve mâneviyat önderlerine gereken değeri vermesi vardır, denilse yeridir. Çünkü cihan devleti …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd- Erbilî (ks) (16. Mektup)

Tevâzuunuzun eseri olarak lutfedip göndermiş olduğunuz iltifat dolu ikinci bir mektubunuza da ulaştım. Duyduğum mânevî memnûniyet duygumu ve oluşan mânevî sevincimi târif ve anlatmak için cevher saçan bir kaleme ve amber misâli bir mektuba muhtâcım ki her noktasında saklanan ve her nüktesinde gizlenmiş olan zarâfet eserleri ve mutluluk meyveleri keşf ve izah lâyık olsun. Heyhât, heyhât. Dolayısıyla ‘insanı söyleten muhatabıdır’ …

Daha fazlası »

Gül Kokusunu Gönüllere Nakşeden Bir Velî: Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks)

  Müslümanlar, Hz. Peygamber’i (sav), vahyi/Kur’ân-ı Kerîm’i anlama ve vahyin çizdiği çerçeve içerisinde hayâtı anlamlı kılabilmeye açılan bir kapı olarak görmüşlerdir. Bu sebeple İslâm’ın ana kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm’den sonra, Hz. Peygamber’in (sav) söz, fiil ve takrirlerini ifâde eden Sünnet-i Seniyye’yi dînin ikinci kaynağı olarak kabûl etmişlerdir. Sûfîler ise maddî olarak aramızdan ayrılan Hz. Peygamber (sav) ile hemhâl olabilmek için …

Daha fazlası »

Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) ‘Mektûbât’ında Duâ Cümleleri

Çağımız ‘iletişim çağı’ olarak nitelendirilmektedir. İletişimin bu denli hızlı ve yaygın bir şekilde gerçekleştiği günümüzde insanların ilişkilerinde aynı hız ve yaygınlığı gördüğümüzü ifâde etmek mümkün gözükmemektedir. İletişim, insanın hemcinsleriyle münâsebetini göstermesi bakımından her dönemin en dikkat çekici konularından birisi olmuştur. Teknolojinin gelişimiyle birlikte birçok âletin (bilgisayar, televizyon, cep telefonu vs.) iletişimde kolaylık sağladığı günümüz dünyâsına gelmeden önce de insanlar iletişimin …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’âd-ı Erbilî (ks) (12. Mektup)

Tarîkat-ı âliyyemizin feyiz nurlarından hakkıyla istifâde edebilmek için Hakk’a ulaşmayı isteyen bir sâdığın ne yapması gerektiğine dâir sorunuza cevâben ifâde olunur ki; Bir sâlikin yükselme, ilerleme ve bir başka tâbirle makamları katetmesinde şüphesiz sülûk esnâsında emrolunduğu vird ve zikirlere riâyet ettiği oranda ilerleyeceği tabii ise de esas olmak itibâriyle iki hakîkatten ayrılmaması gerekir. Birincisi ‘Peygamber size neyi verirse alınız. Neyi …

Daha fazlası »

Gönül Şehrinin Huzur ve Sükûnete Açılan Kapısı: Nefs-i Mutmainne

Kur’ân-ı Kerim’de ‘Ey huzura eren nefs!’1 şeklinde hitâb edilen ve Hz. Peygamber’in (sav) ‘Yâ Rabbi senden itmînâna ermiş bir nefs istiyorum’2 duâsıyla ideal bir hedef olarak mü’minin ulaşması istenen nefs mertebesine ‘nefs-i mutmainne’ denir.3 Nefs-i mutmainne derecesine ulaşan bir sâlikin kalbi, nurlanmasını tamamlamış bir kalptir. Bu kimse kötü özelliklerden kurtulmuş ve güzel ahlâk ilkeleriyle bezenmiş bir karaktere ulaşmıştır. M. Ali …

Daha fazlası »

Gönül Sarayını İlham ile Süsleyen Kapı: Nefs-i Mülheme

Tasavvuf ehli emmâre ve levvâme aşamalarından sonra birtakım ilhamlara mazhar olan sâlikin ‘mülheme’ derecesinde seyrine devâm edeceğini ifâde etmiştir.1 Sûfîlere göre sâlik, nefsi ıslah yöntemi içerisinde üçüncü aşama olarak kabûl edilen bu derecede,2 emmâre ve levvâmede olduğu gibi karar kılmayı değil daha üst aşamalar olan mutmainne, râzıyye ve merzıyye derecelerine ulaşmayı hedeflemelidir.3 Sûfîler, sâlikin/dervişin sülûkünde Rabbânî ilhamlara mazhar olduğu ‘mülheme’4 …

Daha fazlası »

Gönül Sarayının Pişmanlığa Açılan Kapısı: NEFS-İ LEVVÂME

Tasavvufî düşüncede sâlik, gönül şehrindeki sarayın pişmânlığa açılan kapısı olan nefs-i emmârenin ardından yaptığı kötülüklerin farkına varan, işlediği günahlara pişmân olan ve kendisini ‘levm eden/kınayan bir nefse’ yâni ‘nefs-i levvâme’ mertebesine ulaşır.1 Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ nefsin bu mertebesine ‘Ve nedâmet çeken nefse yemîn ederim’2 âyetinde işâret etmiştir.3 Mânevî ilerleme sürecinde bu mertebeye ulaşan sâlik/derviş/kişi âyet-i kerîmede dile getirildiği gibi …

Daha fazlası »