Anasayfa / Etiket arşivleri edebiyat

Etiket arşivleri edebiyat

Yûnus Emre’de Sosyal Tenkit

Yûnus Emre’de Sosyal Tenkit Mustafa Özçelik “Gitti beyler mürüvveti binmişler birer atı Yedikleri yoksul eti içtikleri kan olısar” YÛNUS EMRE Yûnus Emre denildiğinde akla ilk gelecek olan kavram elbette “sevgi”dir. Bunu “muhabbet”, “aşk”, “sevi” kavramlarıyla da ifâde edebiliriz. Bu tesbit, şüphesiz doğrudur. Onun şâir-derviş olarak dünyâda bulunuş amacını açıklayan “Ben gelmedim dâvi için benim işim sevi için” ya da “Sevelim …

Daha fazlası »

Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin Düşünce Sisteminde Şiirin Konumu

Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin Düşünce Sisteminde Şiirin Konumu -Sohbetleri Bağlamında- Fatih Çınar Allah dostları, muhataplarına mesajlarını etkili bir biçimde ulaştırabilmek için birçok yöntem kullanmışlardır. Menkîbeler, sohbetler, beden dili ve görsel unsurlar bu metotlardan birkaç tânesidir. Onların sözü etkili kılabilmek ve bu şekilde gönüllere tesir edebilmek adına önem verdikleri bir başka yöntem de sözün büyüleyici yönünü ifâde eden şiirdir. Onlar şiiri …

Daha fazlası »

Aşksızların Dili Yoktur!

Aşksızların Dili Yoktur! Saliha Malhun Arz yuvarlağı üzerinde en çok konuşulan dil hangisidir diye sorsak, şüphesiz ‘Türkçe’dir cevâbını almakta gecikmeyiz. Kaderini gönlümüzde ören Selânik Türküleri ve Balkanlar… Başını Kafkasya’dan kaldırarak Ankâ gibi kanatlarını Cezâyir, Fas ve Tunus’a kadar açan bu dil, coğrafyalara Yesevî Dergâhı Erenleri’nin kandilleriyle yol alıp otağ kurmamış mıydı? Maalesef bizler geldiğimiz yerleri unutmuş gibiyiz. Buna rağmen binlerce …

Daha fazlası »

Hangi Yûnus “Bizim Yûnus”?

Hangi Yûnus “Bizim Yûnus”? Mustafa Özçelik Gelenekte Yûnus Emre ile ilgili algılamalarda hemen herkesin ve her kesimin ortak bir anlayış içinde olduğu görülür. Buna göre Yûnus Emre, sûfî bir şâirdir. Ona bundan başka kimlik biçilmez. Sûfîliği de tamâmen İslâm inanç dâiresi içinde ele alınır. Şiiri açısından ona yaklaşanlar da bu metinlerin Türkçe söyleniyor oluşuna dikkat çekerler. Halvetiye tarîkatına da mensup …

Daha fazlası »

Gönül Medeniyeti

Gönül Medeniyeti Mustafa Özçelik İnsanoğlu çağlar boyunca çeşitli medeniyet tecrübeleri yaşadı. Ne yazık ki her tecrübeden geriye kalan bir “düş kırıklığı” oldu. Çünkü insanoğlu Ay’a çıktı; yerden petrol çıkardı; teknolojide, bilişimde inanılmaz noktalara geldi; dünyâyı nerdeyse küçük bir köye dönüştürdü ama mutlu olamadı. Mutlu olamadığı gibi başkalarını da mutlu edemedi. Bu mutsuzluk; savaşlarla, adâletsiz uygulamalarla yeryüzünü bir kin coğrafyasına dönüştürdü. …

Daha fazlası »

Mütemâdiyen Devletinden Alan ve İsteyen Değil, Veren Bir Gençlik Rûhu İnşâsına İhtiyâcımız Var…

Mütemâdiyen Devletinden Alan ve İsteyen Değil, Veren Bir Gençlik Rûhu İnşâsına İhtiyâcımız Var… Saliha Malhun “El-âlem çalışırken, fethetmeye Merihi; Sen cebinde kaybettin, güneş dolu târihi!” Bir ortak gelecek inşâsı zarûretimiz var! Bu bir vâkıa.. Ancak nasıl? İnsanların sahaflar, kütüphaneler, yazmalar, arşivler, eski kitaplar ve kitap kokuları ile olan ünsiyeti modern zamanların teknoloji nezlesine tutulunca; fikir, günlük ve anlık hapşırıklar gibi …

Daha fazlası »

Düşmana Benzemek!..

Düşmana Benzemek!.. Saliha Malhun Ne garip değil mi? İnsan indirildiği bu yeryüzünde mütemâdiyen içten dışa çevresini, tabiatı ve insanları gözlemlerken sâdece bununla yetinmemesi gerektiğini hissedip eşyânın ardındaki sırra da dikmiş gözünü. Ve yine garip… Dışında aradığı bütün sualleri de yine kendinde kendi kodlarının ortaya çıkışı ile bulmuş. İnsan düşündükçe, aklettikçe sırra yaklaşan ve yaklaştığı nisbette Hakkın kendinde açığı çıktığı bir …

Daha fazlası »

İlim ve Gönül

İlim ve Gönül Mustafa Özçelik 1. İlim, kutlu bir uğraştır. Yüce kitâbımızdaki “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” âyeti ilmin bu değerini/önemini anlamamız açısından önümüze çok zengin bir anlam dünyâsı çıkarır. Fakat mesele ilimden ne anladığımızdır. Zîrâ ona bakışımızı, onu edinme biçimimizi ve ondan ne beklediğimizi bu temel soru belirleyecektir. Bu konuda târih boyunca tek bir anlayış gösterilemez. Meselâ; resmî …

Daha fazlası »

Eski Çarşılarda Aşk

Eski Çarşılarda Aşk Saliha Malhun “Kapalıçarşı, kapalı kutu” demiş şâir… Hangi şâir söylemişti şimdi bunu hatırlayamadım ama şehrin kalbi belki de bu kapalı kutunun içinde bir yerlere gömülü. Mahkûmu olduğum bir zaman dilimi içinde, şimdiki dünyâya bakan gözlerim eşyânın ardındaki sırrı didikleyerek acı çekmemi kim istiyor ki benden? Üstâdım Tanpınar gibi zamanın durduğu ve biriktiği mekânların ürpertici loşluklarında aradığım ne? …

Daha fazlası »

Minâre

Minâre Saliha Malhun Simyâ ilmi Sühreverdi Maktûl ile birlikte terk etti belki de yeryüzünü. Çünkü öyle olmasa bizler şu parmağını göğe uzatmış gibi duran eşyâya bir anlam verebilirdik. Kadim dünyânın bütün sâlikleri yaşadığı her çağda eşyâya isim verirken onlara bir ses yarığının ortasından bakmışlar evvelâ. Köke bakmışlar, kökene bakmışlar. İnsanın kökeninde var bu haslet. Küçük çocukların oyuncaklarını en küçük parçalarına …

Daha fazlası »