Etiket arşivleri Dergi

Vefâtının 35. Yılında Süheyl Ünver / Prof. Dr. Mustafa Kara

17 Şubat 1898’de İstanbul Haseki’de doğan, 14 Şubat 1986 târihinde aynı şehirde vefât edip Edirnekapı/Sakızağacı mezarlığına defnedilen Ahmet Süheyl Ünver, geçen asrın en mühim şahsiyetlerinden biridir. Süheyl Ünver denince aklınıza ne geliyor diye bir soru sorarsanız, sorunuza cevap vermeden önce size bir açıklama yapmak isterim. Dervişlerin, dünyâda olup biten olaylara bakış tarzlarını ifâde eden cümlelerinden biri de şudur: Celâl içre …

Daha fazlası »

Söz Söyleme Ahlâkı / Prof. Dr. Ali Akpınar

İnsanın dili, dış dünyâya açılan penceresidir. Dil, gönlün ve zihnin tercümânıdır. İnsanlar birbirleriyle konuşarak anlaşırlar. İslâm’a göre konuşmanın da âdâbı vardır. Ağzımızdan çıkan sözlerden sorumluyuz. Mü’minler, yalnızca zararlı şeylerden değil; fayda vermeyen söz ve davranışlardan da sakınan kimselerdir. Zîrâ insanın fikri ne ise zikri de odur. Ağzından kötü ve anlamsız şeyler dökülenlerin iç dünyâları da temiz değildir. Kur’ân, bu anlamsız …

Daha fazlası »

Ahî Çelebi Câmii / Nidayi Sevim

Ahî Çelebi Câmii, 1539 ve 1653 yıllarında iki kez yanmış, 1892 zelzelesinde ise büyük hasar görmüş. Câmi, Evliyâ Çelebi’ye dâir hikâyesi ile de İstanbul folklorunda ayrı bir yer tutar. Ahî Çelebi Câmii, ‘Kanlıfırın Mescidi’ ve ‘Yemişçiler Câmii’ olarak da bilinir.  Fatih ilçesi Eminönü semtinde, Yoğurtçular sokağındadır. İstanbul Ticaret Üniversitesi ile Zindan Han arasında kalır. Sâhile çok yakın bir mesâfededir. İstanbullular …

Daha fazlası »

İçimizdeki Savaş / Mustafa Özçelik

Hakîkate bakar isen nefsin sana düşman yeter Var imdi ol nefsin ile vuruş savaş tokuş yürü Yûnus Emre Yûnus Emre, Risâlet’ün-Nushiyye kitâbında bize içimizdeki savaştan söz eder. Kitap okunduğunda görülecektir ki bu savaşın asıl kahramânı sâdece Yûnus Emre değildir. Adına insan dediğimiz bütün varlıklardır. Başka bir deyişle bu hikâye, sâdece bir kişinin değil bütün insanların ortak hikâyesidir. Bu yüzden konu …

Daha fazlası »

Dilin Kemiğe Değil Edebe İhtiyâcı Var / Mahmut Eyüpoğlu

Mübârek kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm Rabbimizin biz kullarıyla sözlü iletişimidir. Yâni Kur’ân Allâh’ın sözüdür. Ve biz Allâh’ın kelâmı olan Kur’ân’dan öğrendiğimize göre Rabbimiz emir ve yasaklarını mahlûkâtına sözle bildiriyor: “Rabbin şöyle dedi (meleklere)”1, “Allah Mûsâ ile de doğrudan konuştu.”2 örneklerinde olduğu gibi. Haddi zâtında Kur’ân baştan sona kadar Allâh’ın kelâmıdır, sözüdür. Allâh’ın söz söylemek için bir dile ihtiyâcı yoktur. Ancak bizim …

Daha fazlası »

Kemiksiz Dost Etten Düşman: DİL / İdris Kocabaş

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi hiç şüphesiz ‘konuşabiliyor’ olmasıdır. İnsan konuşarak merâmını anlatıp çevresiyle iletişime geçebilir. Konuşma organı olan dilini “nasıl” ve “ne şekilde” kullanacağı ise tamâmıyla kişinin kendisine bırakılmış ve o bundan sorumlu tutulmuştur. Bu durumda kişinin dilini iyi ve güzel kelâmda kullanması lehine, kötü ve çirkin konuşmalarda kullanması aleyhine olacaktır. Bu hakîkat bir âyet-i kerîmede …

Daha fazlası »

Yûsuf Sûresi / Ferda Ümit Gedik

Yûsuf sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in 12. sûresidir. Mekkî’dir, 111 âyettir. Übey b. Ka‘b’dan Rasûlullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Kölelerinize Yûsuf sûresini öğretiniz. Çünkü hangi müslüman onu âilesine ve kölelerine yazdırır ve öğretirse, Allah Teâlâ ölüm sekerâtını kendisine kolaylaştırır, ona kuvvet verir ve hiçbir müslümana hased etmemeyi bahşeder.” (İbn Kesîr) Bunun sebebi şudur: Yûsuf (as) kardeşlerinin hasedine, kuyunun ve zindânın sıkıntılarına …

Daha fazlası »

Allah Teâlâ’ya Karşı İşlenen En Büyük Suç: Şirk / Dr. Mehmet Sürmeli

Zât’ta, mülkte ve sıfatlarda Allâh’a ortak koşmak1 anlamına gelen şirk; Allâh’a mahsus olan sıfatlardan herhangi birisini O’ndan başkasına isnâd etmektir.2 Hayâtın sosyal, siyâsî, ahlâkî ve hukûkî cephelerini Allah’tan başkasına teslîm etmek; bir otorite paylaşımı veya paylaştırımıdır. Şirk, kişinin yaratıcı olarak kabûl ettiği Allah Teâlâ’yı emir alanında ya tamâmen veya kısmen kabûl etmemesidir. Ulûhiyet tevhîdi ile Rubûbiyet tevhîdinin arasını ayırmak şirktir. …

Daha fazlası »

el-Aliyy (cc) / Dr. Mehmet Sürmeli

el-Aliyy (cc): İzzet, şan, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce; kuvvet ve kudret sâhibi. Yücelik ve hükümranlıkta kendisine eşit veya kendisinden daha üstün bir varlık bulunmayan, mutlak olarak yüce olan, örf, akıl ve din açısından övgüye değer bütün müsbet nitelikleri kendisinde toplayan, yine örf, akıl ve din açısından yerilmiş bulunan ve ulûhiyyetle bağdaşmayan bütün menfî niteliklerden münezzeh bulunan1 Yüce Allah anlamında Allâh’ın …

Daha fazlası »

Çocuk ve Oyun / Asuman Düzgün

Çocukluk yıllarımıza doğru zihinsel bir seyahate çıktığımızda ilk hatırımıza gelen, o dönemde oynadığımız oyunlar ve oyun arkadaşlarımız olur. Ve yine çocukluğunu doyasıya yaşayanlar dediğimizde ise, hayâtının o yıllarında gönlünce oyun oynayan ve bu konuda engellenmeyen çocuklar gelir hayâlimize. Çünkü elinden oyunu alınmış bir çocuk, gelişimi yarım kalmış bir çocuktur. Çocuk için oyunun anlamı çok zengindir. Oyun; çocuğu eğiten, eğlendiren hayâtî …

Daha fazlası »