Anasayfa / Etiket arşivleri Alemdar Ali Ramazan Dinç Efendi (Sayfa 4)

Etiket arşivleri Alemdar Ali Ramazan Dinç Efendi

Hakk (c.c)’ın Erleri

Gönülde beliren; iman, ibadet ve ahlak nûru; dilimizden, gözümüzden ve şâir azamızdan zuhur eden olumsuzluklarla, kese delinince paranın dökülmesi gibi kaybolup gidiyor. Servetini; iğneyle kuyu kazar gibi zor elde eden bir kimse, harcamalarında çok ölçülü davranır. Onu, malının yersiz bir şekilde sarfedilmesi kadar rahatsız eden bir şey olmaz. Bir ömür boyu ulaşma gayretinde olduğumuz bu zenginlik, gözümüzü yumduğumuz zaman geride …

Daha fazlası »

Kalp Semâmızın Yıldızlarının Parlaması İçin

Allah Teâlâ Burûc Sûresinde, “Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki…” (Buruc, 85/1-3) buyurmaktadır. Âyet i kerimedeki ‘semâ’ kelimesi, aynı zamanda kalp semasını da ifade etmektedir. Başımızın üzerindeki semâ, yalnızca; ay, yıldız ve güneşten ibaret bir gökyüzü değildir. O semâda, meleklerin her birinin kendine mahsus zikirleri vardır. Mevlâ (c.c.), daha mühim bir …

Daha fazlası »

Güzelin Vasfı

Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in vârisi Hacı Hasan Efendimiz (k.s.), tahtını, tâcını terk etmeden; görevini, düzgün ve sağlam bir şekilde yerine getirenlerin hakiki derviş olduğunu ikrar ederdi. Pâk Nesil Aleyhisselât ü vesselam’ın nur neslinden gelen ve o kaynaktan kana kana içen Üstazımız, “Mezar taşıyla iftihar edilmez ama, o pâk nesilden geliyoruz; ne yazık ki bu nimetin kadrini bilemedik.” buyururlardı. Sami Ramazanoğlu (k.s.)’nun …

Daha fazlası »

Sevilen Hep “O”

Seven, sevdiğini hatırlatan her şeyi sever, belki de canından çok kıymet verir ona. Bir kimse, birlikte oynadığı, toza, toprağa karıştığı çocukluk arkadaşını, ders çalıştığı okul arkadaşını, askerlikte eğitim yaptığı silah arkadaşını, iş ortağını ve gönül bağı kurduğu dostlarını hiç unutmaz. Oturur kalkar ondan bahseder her fırsatta. Süslü-püslü kağıt ve kurdelelerle hediyeler gönderir, ondan gelen ikramları en mutena yerde saklar. Mektup …

Daha fazlası »

Gönülden Akanlar

Bu yolun belli bir cefası vardır. Bu yol, zehirle pişen aşı yeme yoludur. Ârif-i billah olan kutb-u cihanlar, belleri bükecek şekilde bela ve musibete mübtelâ olmadan Hakk’a vuslat mümkün olmaz derler. Es’ad-ı Erbili (k.s.), efendisi Taha el-Harîri (k.s.)’nin atının, zincirden yularıyla yüzüne vurması ve kendisinin de buna teslim olması neticesinde gavsiyyet makamına ermiştir. “Derd ü bela saltanatın iki cihana vermezem.” …

Daha fazlası »

Bize Şefkatle Ârifler Diyor ki

Yapmış oldukları gıybetle, kardeşinin yüzüne söyleyemeyeceği sözü, arkasından konuşan ve dinleyen kişiler; gözlerin hain bakışlarından kendini korumayan, tesettüre riayet etmeyen erkek ve kadınlar; bütün mahlukatın, insan ve cinnin bir araya geldiği mahşer gününde, rezil ve rüsva olacaklardır. Gıybet, ölü kardeşinin etini yemek gibi fenâ bir huydur. Gıybet edenlerin cezasını mânâ âleminde seyreden hâl ehli bir zât, gördüğü müthiş akıbetten dolayı …

Daha fazlası »

 Ehl-i Hakk Ne Diyor?

Ehlüllahın tek arzusu, Mevlâyı Mütâl’in aşkından, şevkinden, zevkinden, zikrinden, ve fikrinden (yüce kudret ve azametini – tefekkürden) uzak kalmamaktır. Bayezid (k.s.):”Allah dostlarının bir an Hak’tan gafil olmaları, cehennem ateşinde yanmaktan daha zordur.”der. Ebü Bekir Şiblî (k.s.):”Bir ömür Rabbim ile halvet kalmayı istedim. Ben de ortadan kalkıp, sadece O kalsın dedim.” der. Yaradanımızı incitir miyiz korkusu kaplardı onların içlerini. Sami Ramazanoğlu …

Daha fazlası »

Âşıkların Kelâmından

Hakk’ın dostlarının kalpleri, Arş-ı Azam’ın altında, Yüce Rabbimizin karşısındadır. Mevlâ’dan gelen her şeye razı, tek üzüntüleri Allah (c.c.)’dan uzak kalmamak ve O’nu gazaplandırmamaktır. Muratları da, Allah’ın kapısında hizmet etmek, arzu ve istekleri de, O’na teslimiyettir. Bizim korkumuz da, onların gözlerinden, gönüllerinden ayrılırsam helak olurum endişesi olsun. Hakk’ın izniyle onlar, her halimizi gözden ve kalpten geçirirler. Hakiki derviş, kırmayan ve kırılmayan …

Daha fazlası »

Sadıkların Sohbetinden

Sıddîk-ı Âzam (r.a.) ve Ali (k.v.)’den itibaren gelen yolun “takva”; Allah’tan hakkıyla korkup emr-i İlâhî’ye sarılma, yasaklanan her türlü çirkin davranışlardan kaçma, her ne yaparsak Hakk rızası için yapma, “ihlas” ve Allah’ı görür gibi taat kılma, “ihsan” mektebi olduğunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bu duyguları gönlümüzde canlı tuttukça huzurlu ve bahtiyar oluruz. Ashâb-ı Güzîn günahı sorduğunda Risâlet Penâh Efendimiz (s.a.v.)’den, …

Daha fazlası »

Ehlullahın Gönlünden -II-

Kalbimizde sevgi hangi ciheteyse, gelecek senenin beratı, taksimi de, iyi ve kötü netice de ona göre olacaktır. Gönül, Allah’ın razı olacağı amellere meylederse, Hakk’ın mânevi ihsanına kavuşur. Aksi halde -Allah korusun- Rabbımızın gazabına uğrar kişi. “Allah, bir adamın içinde iki kalp kılmadı.” (Ahzab:4) Îki zıt bir arada bulunmaz kaidesince, Hakk’a âşık gönül, mâsivaya, Allah’tan başkasına meyletmez. Însan hangi sevgiye itibar …

Daha fazlası »