Söz Söyleme Ahlâkı / Prof. Dr. Ali Akpınar

İnsanın dili, dış dünyâya açılan penceresidir. Dil, gönlün ve zihnin tercümânıdır. İnsanlar birbirleriyle konuşarak anlaşırlar. İslâm’a göre konuşmanın da âdâbı vardır.

Ağzımızdan çıkan sözlerden sorumluyuz. Mü’minler, yalnızca zararlı şeylerden değil; fayda vermeyen söz ve davranışlardan da sakınan kimselerdir. Zîrâ insanın fikri ne ise zikri de odur. Ağzından kötü ve anlamsız şeyler dökülenlerin iç dünyâları da temiz değildir. Kur’ân, bu anlamsız söz ve işleri lağv diye niteler ve şöyle buyurur: O mü’minler boş şeylerden yüz çevirirler.1 Onlar, boş söz işittikleri vakit ondan yüz çevirirler. ‘Bizim işlediğimiz bize, sizin işlediğiniz sizedir. Size selâm olsun, câhillerle ilgilenmeyiz’ derler.2 Çünkü mü’minler, içerisinde boş ve faydasız sözlerin işitilmeyeceği cennet yurduna tâliptirler: Orada boş sözler değil sâdece esenlik veren sözler işitirler.3Onun için mü’minler yalan, gıybet, iftirâ, sövüp sayma gibi sözlerden korunarak kendilerini cennete hazırlarlar. Gerçek mü’min, söyleyeceği zaman hayır söyleyen, aksi takdirde susmayı kendisine şiâr edinen kimsedir. Çünkü Söz Sultânı Peygamberimiz öyle buyurmuştur: Allâh’a ve âhirete îmân eden kimse ya hayır söylesin yâhut sussun… Bana nâmusunu ve dilini korumayı garanti eden kimseye ben cenneti garanti ederim. Bu sebeple bizim kültürümüzde söz gümüş, sükût ise altın sayılmıştır. Ancak hakkın söylenmesi gerektiği yerde susmamak lâzımdır. Bunun için de cihâdın en üstünü zâlim yönetici karşısında hakkı söylemektir buyurulmuş ve haksızlık karşısında susma, dilsiz şeytanlık olaraknitelenmiştir.

Dâvet Dili

Dîn-i Mübîn-i İslâm’a anlaşılır ve açık bir dille dâvet edilmelidir. İslâm, tüm insanlığa gelmiş apaçık dindir. İslâm, muhâtaplar tarafından anlaşılmak için anlatılmalıdır. Bu yüzden Peygamberimiz, insanların seviyelerine inerek konuşun buyurmuştur. Hakkı anlatırken gâyemiz, insanların hakîkatle tanışması olmalıdır. İnsanları dinden soğutan nefret dili, İslâm dâvetçisinin dili olamaz.

Hayat Düstûrumuz Kur’ân kendisini, ahsenü’l-hadîs4diye tanımlar. Kur’ân karşıtı söylemler ise lehve’l-hadîs5 olarak nitelenir. Ahsenü’l-hadîs sözün en güzeli, lehve’l-hadîs ise, insanı gerekli olandan alıkoyan boş, anlamsız ve zararlı sözdür. Buna göre sözlerin en güzeli olan Kur’ân mesajını en güzel şekilde sunmak gerekir. Gerçekten de Kur’ân, eşsiz lafzıyla, etkileyici sesiyle, hikmet dolu içeriği ile sözlerin en güzelidir. O, gönüllere huzur veren, gözü-kulağı dinlendiren, kalbi doyuma eriştiren, aklı iknâ ile geliştiren, insanı hep iyiye güzele yönlendiren bir söz mecmûasıdır.

Dâvet yolunda önemli olan söylemiş olmak, söyleyip kurtulmak değil; karşı taraf anlasın, ona faydası olsun, onu düşündürsün ve gereğini yapmaya sevk etsin diye söylemektir. Yüce Allah, Hz. Mûsâ aleyhisselâmı kardeşi Hz. Hârûn ile birlikte Firavun’a dâvet için gönderirken, yumuşak söz söylemelerini emreder: Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.6

Neyi, nerede, ne zaman, nasıl söyleyeceğimizi iyi bilmeliyiz. Yûnus Emre’nin şu sözleri söz sanatının önemini en güzel şekilde özetler: Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağılı aşı, yağ ile bal ede bir söz.

Bu giriş bilgilerinden sonra şimdi de Kur’ân’ın söz söylemedeki yol haritasını özetleyelim:

Söz, İyi/Ma’rûf Olmalı

Onlara güzel söz söyleyin.7 Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden ezâ gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah hiçbir şeye ihtiyâcı olmayandır, Halîm’dir.8 Ma’rûf, Allah ve Rasûlü’nün, akl-ı selîmin iyi-güzel gördüğü şeydir. Buna göre söylenen söz, dînin ölçülerine uygun olmalı, yerinde ve mâkûl olmalıdır.

Söz, Doğru/Sedîd Olmalı

Onlar, doğru dürüst söz söylesinler.9 Ey inananlar! Allah’tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi rast getirsin ve günahlarınızı size bağışlasın.10 Kavl-i sedîd, adâletli, doğru, içi-dışı bir, tevhîd doğrultusunda ve Allah için söylenen hak söz demektir.11

Söz, Güzel/Ahsen Olmalı

Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allâh’ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sâhipleridir.12 Doğrusu ben kendini Allâh’a verenlerdenim diyen, yararlı iş işleyen ve Allâh’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır?13 Kur’ân, sözlerin en güzelidir. Güzel söz, Kur’ân’dan kaynaklanan, Kur’ân’ın onayladığı ve Kur’ân âyetleriyle desteklenen sözdür. Demek ki söylenen söz güzel olmalı ve ona hemen uyulmalıdır. Zîrâ eyleme dönüşmeyen söylemin bir anlamı yoktur.

Söz, Düzgün-Etkili/Belîğ Olmalı

Onlara tesirli sözler söyle.14 Kavl-i beliğ, gönülden gelen ve en güzel şekilde ifâde edilen söz demektir. Belâğat, doğru sözün en güzel bir biçimde ifâde edilmesidir. Mânânın en özlü bir biçimde gönüllere ulaştırılmasıdır.15 Buna göre dâvetçi konuşma dilini iyi bilen, düzgün konuşan, diksiyonu düzgün olan kimse olmalıdır.

Söz, İkramlı/Kerîm Olmalı

Anne-babadan her ikisine de hep tatlı söz söyleyesin.16 Kavl-i kerîm, yumuşak, anlaşılır, ikramlı söz demektir. Yüce Allâh’ın bir adı da Kerîm’dir, O, herşeyi en güzel şekilde ve karşılıksız olarak bol bol verendir. O’nun kelâmı Kur’ân da kerîmdir. Zîrâ onda sayısız hikmetler ve ikramlar vardır. Onun elçisi de Rasûl-i Ekrem’dir. O da karşılıksız olarak mesâîsini insanlığa fedâ eden, elçilik görevini en güzel şekilde yerine getirendir. Dâvetçinin sözleri ikramlı olmalı, muhâtapların kulak ve gönül zevkine hitâb etmelidir.

Söz, Kolay Ve Anlaşılır/Meysûr Olmalı

Onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle.17 Kavl-i meysûr, kolay anlaşılır, kolaylaştırıcı, gönül alıcı, iyilik va’dedici güzel söz demektir. Dâvetçi anlaşılmak için konuşmalıdır. Konuşulanlar, anlaşıldığı kadar değer kazanacaktır. Anlaşılmayan sözler, anlaşılacakları zamâna kadar havada kalacaktır.

Şimdi bir de Kur’ân’a göre, olmaması gereken sözler üzerinde duralım:

Söz, Çirkin/Münker Olmamalı

Doğrusu onların söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.18 Münker, Allah ve Rasûlü’nün, akl-ı selîmin çirkin gördüğü şeydir. Buna göre söylenen söz dînin ölçülerine aykırı olmamalı, yersiz ve saçma olmamalıdır.

Söz, Kötü/Sû’ Olmamalı

Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.19 Bu âyet, kendisine söven kişiye susarak karşılık veren Hz. Ebubekir hakkında inmiştir. Rivâyete göre bir adam Hz. Ebubekir’e açıktan sövmüş, Hz. Ebubekir sükût etmiş; adam ikinci ve üçüncü kere sövmeyi tekrâr edince Hz. Ebubekir de ona karşılık vermiş, bunun üzerine Peygamberimiz oradan kalkıp gitmiş, giderken de şöyle buyurmuştur: O kişi sana sövdükçe bir melek, senin adına ona karşılık veriyordu, sen ona karşılık verince melek sustu, şeytan geldi! Şeytan gelince de ben kalktım.20 Buna göre mü’min, karşısındaki kişi ne kadar seviyesiz olursa olsun, onun seviyesine düşmez. O, her zaman güzel insanları örnek alır ve seviyeli hâlini her zaman muhâfaza eder. Dilini de hep hayır söylemeye alıştırır. Çünkü gerçek mü’min sû-i niyetten, sû-i zandan, sû-i kelâmdan, sû-i kasddan uzak olandır. O, hüsn-i zan, hüsn-i kelâm ve hüsn-i amelllerin adamıdır.

Söz, Düzmece/Zûr Olmamalı

O halde yalan sözden kaçının.21 Kavl-i zûrdan kasıt şirk, yalan, yalan şâhitliği, özden kaynaklanmayan nifak sözüdür. Yine o, Allah adına yalan uydurmak, müşriklerin yaptığı gibi ‘bu helâldir, bu haramdır’ gibi sözler söylemektir.22 Mü’min, delilsiz, mesnetsiz sözlerden uzak olandır. Bilinçli mü’min, delil üzere yaşar ve delil üzere ölür.

Söz, Göz Boyayıcı-Aldatıcı/Zuhruf Olmamalı

Aldatmak için birbirlerine câzip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık.23 Zuhruf, bâtıl sözü süsleyip püsleyerek söylemektir. Kötülükleri, süslü sözlerle iyi diye reklam etmek de buna girer. Gerçek vechesi kötü olduğu halde, yaldızlanıp iyi-güzel gösterilen şeyler de buna dâhildir.24 Onun için mü’min salt hakka inanır ve onu hakça söyler.

Söz, Lakırtı/Lahn Olmamalı

And olsun ki sen, o münâfıkları konuşmalarından da tanırsın.25 Âyet münâfıklardan bahsetmektedir. Onlar, özlerinde olmayan şeyleri yapmacık bir şekilde söyleyen kimselerdir. Söyledikleri görünüşte güzel sözler gibiydi. Ama onlar inanmadıkları şeyleri, yapmacık bir şekilde söylüyorlar, söyledikleri yalnızca lafta kalıyordu.

Özetleyecek olursak insan, konuşmasıyla temâyüz etmiş bir canlıdır. Konuşmaları, insanın duygu ve düşüncelerini, merâmını anlatan ifâdelerdir. İnsanlar çokça konuşurlar. Onun için hayat Kitâbımız, ağzımızdan çıkan sözleri çeşitli yönleriyle ele alıp değerlendirmiştir. O bizi hep iyilik ve güzelliklerin adamı olmaya yöneltir. Kur’ân insanı, özü sözü bir olan, söylemi ile eylemi tutarlı olan kimsedir. Müslüman Kur’ân kaynaklı söylemlerini gerçekleştiren eylem adamıdır. O, hem güzel, doğru/hak söylemiyle hem de eylemiyle mü’mindir. Bunun gerçekleşebilmesi ise ihlâs ve ihtisas sâhibi olmakla mümkün olacaktır. Yüce Allâh’ın rızâsını kazanma adına ve bilinçli bir şekilde dili kullanmak ile. Dilin, îmânın merkezi kalple irtibatlı olması, kelimelerin de sözlerin en güzeli olan Allâh’ın Kitâbı ve Rasûlünün Sünnetiyle desteklenmesiyle gerçekleşecektir. Aksi takdirde söylenen sözler tesirsiz kalacak ve sâhibi için vebâl olacaktır.

Dipnotlar:

1 Mü’minûn 23/3.

2 Kasas 28/55, Furkân 25/72.

3 Meryem 19/62, Vâkıa 56/25, Nebe’ 78/35.

4 Zümer 39/23.

5 Lokman 31/6.

6 Tâhâ 20/44.

7 Nisâ 4/5, 8; Ahzâb 33/32, Muhammed 47/21.

8 Bakara 2/263.

9 Nisâ 4/9.

10 Ahzâb 33/70.

11 Maverdî, en-Nüket.

12 Zümer 39/18.

13 Fussılet 41/33.

14 Nisâ 4/63.

15 İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr.

16 İsrâ 17/23.

17 İsrâ 17/28.

18 Mücâdele 58/2.

19 Nisâ 4/148.

20 Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili.

21 Hac 22/30.

22 Mâverdî, en-Nüket; İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr.

23 En’âm 6/112.

24 İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr.

25 Muhammed 47/30.

Şubat 2021, sayfa no: 16-17-18-19

Ayrıca kontrol et

Dil Edebi / Alemdar

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk sözden kelâmdan, kalemden satırdan, beyandan, “mantıkuttayr”dan bahis buyurur. Bu vâsıtalarla hakkı …