Anasayfa / Genel / Salavât-ı Şerîfe

Salavât-ı Şerîfe

Salavât-ı Şerîfe

Kalemdar (ks)

Kıymetli kardeşlerim!

Cuma günü hutbede okunan meşhur âyet-i kerîmede Rabbimizin biz kullarına emr ü fermânı şöyledir: ‘Hiç şüphesiz Allah ve melekleri Nebiy-yi Zîşân’a çokça salât ederler. Sizler de O’na salevât getirin ve tam bir teslîmiyetle O’na selâm verin.’1

Âyetin önemini daha iyi bellememize yardımcı olacak birkaç da hadîs-i şerîf nakledeyim sizlere. Resûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Kim bana bir kere salavât okursa, Allah da ona on salât okur ve onun on günâhını affeder ve mertebesini on derece yükseltir.’2

Resûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Kıyâmet günü bana insanların en yakını bana en çok salavât okuyandır.’3

Resûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Gerçek cimri adım anıldığı zaman bana salavât okumayandır.’4

Resûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Kim bana salavât getirmeyi unutursa ona cennetin yolu unutturulur.’5

Sahâbeden İbn Ubey b. Ka’b (ra) Efendimiz’e (sav) sordu: ‘Ey Allâh’ın Resûlü, ben sana çok salavât getiriyorum, buna vaktimin ne kadarını ayırayım?’ Peygamber Efendimiz (sav) ‘Dilediğin kadarını’ cevâbını verince İbn Ubey b. Ka’b Hazretleri tekrar sordu: ‘Vaktimin dörtte birini salavâta ayırsam olur mu?’, ‘Dilediğin kadar yap, fakat arttırırsan senin için daha hayırlıdır.’ ‘Üçte birini ayırsam?’, ‘Dilediğin kadar yap, fakat arttırırsan senin için daha hayırlıdır.’ ‘Vaktimin yarısı olsa?’ ‘Dilediğin kadar yap, fakat arttırırsan senin için daha hayırlıdır.’ Vaktimin üçte ikisi olsa?’ ‘Dilediğin kadar yap, arttırırsan senin için daha hayırlıdır.’ ‘Bütün vakitlerimde sana salâvât getirsem?’ ‘Bu takdirde yeter, günahların mağfiret olunur.6

Allah demek, tevhîdi zikretmek, salavât-ı şerîfe getirmek, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîf okumak bizleri mâlâyânîden alıkoyar. ‘Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.’

Tavaf esnâsında bir genç, her bir şavtta sürekli böyle salavât getiriyormuş. Bu durum Allah dostlarının büyüklerinden Süfyân-ı Sevrî Hazretlerinin dikkatini çekmiş ve dayanamamış: ‘Her bir şavtta okunması müstehap farklı duâlar vardır. Onlardan da okursan güzel olur yavrucuğum’ diyerek o genci nezâketle uyarmış. Genç ise ısrarla ‘Efendim, ben sâdece salavât-ı şerîfe okurum’ demiş. Bunun üzerine Süfyân-ı Sevrî Hazretleri, bunun hikmetinin ne olduğunu o gence sormuş. Genç ise başından geçen şu hâdiseyi anlatmış: ‘Babamla berâber hac farîzasını yapmak üzere geliyorduk. Konakladığımız yerde, çadırın içinde babam vefât etti. Ancak suratı hayvan sûretine dönüverdi. Merkep sıfatında oldu. Ağladım, ağladım. Sesimi kimseye duyuramadım. Çadırın içinde gece baştan aşağıya yemyeşil bir nûra sarılmış birisi geldi, yüzü güneş gibi parlıyor, babamı baştan aşağıya mübârek elleriyle sıvadı, böylece babamın hayvan sûretindeki suratı, nûra tebdîl oluverdi. Tuttum eteğinden: Kurbânın olayım. Şu dar zamânımda nasıl da yetiştin, sen kimsin de beni kurtardın bugün? Babamı yarın halkın içine defni için çıkarsam merkep sûretinde, utanacaktım’ dedim.

O mübârek zât ‘Ben Muhammed Mustafâ’yım’ buyurdular. -Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed-.

– Ümmetimden biri sıkıştı mı darda kaldı mı böylece yetişirim ben.

– Babamın hangi güzel amelinden dolayı yetiştin yâ Resûlallah?

– Bana her gün yatsıdan sonra yüz defa, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim diye salavât okurdu. Bugün salavât okumadı; melekler öldüğünü, suratının hayvan sûretine döndüğünü haber verdiler. ‘O Beni hiç unutmadı Ben de bugün onu unutmam’ diyerek geldim, sıvadım yüzünü, böylece nûra garkoldu…

Bu duruma şâhit olduktan sonra niçin başka bir duâyla meşgûl olayım? Söyle!’

Kardeşlerim hep diyelim ‘Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.’ Böyle dedik mi Allâh’ın yeryüzündeki seyyah melekleri gelir yanımıza otururlar. Hadîs-i şerîfte böyle buyuruluyor: ‘Yeryüzünde Allâh’ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını hemen, ânında bana tebliğ ederler.’7 Melekler hepimizin isimlerini birer birer biliyor, Efendimiz’e haber veriyorlar: ‘Yâ Resûlallah bir mecliste sana şunlar, şunlar, şunlar, şunlar salavât gönderdiler; kabûl et.’ Efendimiz de karşılık veriyor: ‘Kabûl ettim. Benden de onlara selâm olsun, selâmet olsun.’ Peygamberimiz âlem-i mânâdan bizim selâmetimize duâ ediyor, elhamdülillah.

Mevlâ-yı zü’l-Celâl, salavâta devâm eden, dili salevatla meşgûl olan kullarından eylesin. Yevm-i kıyâmette Hz. Peygamber’in şefâatlerinden bizleri mahrûm etmesin. (Âmîn)

Hamd olsun âlemlerin Rabb’i olan Allâh’a!

Dipnotlat:

1 Ahzâb, 33/56.

2 Nesai, Sehv 55.

3 Tirmizî, Daavat 110.

4 Tirmizî, Daavat 110.

5 İbn Mace, Salât 25.

6 Tirmizî, Kıyamet 23.

7 Hâkim, Müstedrek, c.II, s.456.

Ayrıca kontrol et

Aşksızların Dili Yoktur!

Aşksızların Dili Yoktur! Saliha Malhun Arz yuvarlağı üzerinde en çok konuşulan dil hangisidir diye sorsak, …