Anasayfa / Kategoriler / Akaid / Orucun Anlamı ve Edepleri1

Orucun Anlamı ve Edepleri1

Orucun anlamı, edeb ve müstehapları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Oruç, güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süre içerisinde yeme, içme, cinsel ilişki, sigara, tedâvi amaçlı ilaç ve diğer yiyecek türlerinden uzak durmak demektir.

Orucun edep ve müstehaplarını ise şu şekilde sıralayabiliriz:

– Yalan iş ve söz terk edilir. Boş söz ve müstehcen ifâdelerden uzak durulur. Sövmek, dövmek ve insanlara ezâ vermekten de kaçınılır.

Hz. Peygamber (sav) Buhârî ve Müslim’de nakledilen bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Yalan sözü ve onunla iş yapmayı terk etmeyen kimsenin yemeyi, içmeyi terk etmesine Allâh’ın ihtiyâcı yoktur.”2 Yine Buhârî ve Müslim’de nakledilen başka bir hadîs-i şeriflerinde Hz. Peygamber (sav) şu noktaya dikkat çekmiştir: “Sizden biriniz oruçken müstehcen konuşmaları terk etsin ve normalden daha fazla sesini yükseltmesin. Kendisine bir başkası sataşır veya onunla uğraşmak isterse, ‘Ben oruçluyum’ desin.”3

Ahmed b. Hanbel ve Hâkim’in naklettikleri şu hadîs-i şerif bu noktada çok mânidardır: “Hz. Peygamber’e (sav) çok namaz kılan, çokça oruç tutan ve fazlaca sadaka veren ama dili ile komşusuna eziyet eden birisinden bahsedildi. Hz. Peygamber (sav): “O cehennemdedir.” buyurdu.”4

– Bu ayda az bir şeyle de olsa sahur yapılır. Hattâ bir bardak su ile dahi olsa sahur yapılmaya gayret edilir.

İbn Hıbban Sahih’inde, Hz. Peygamber’in (sav) “Sahur yapınız. Çünkü sahurda bereket vardır.”5 buyurduklarını rivâyet etmiştir. Ebu Dâvud’da yer alan bir rivâyette de Hz. Peygamber (sav): “Bir yudum su ile dahi olsa sahur yapınız.”6 buyurmuştur.

– Hurma ile yapılan iftar en hayırlı/bereketli iftardır.

Hz. Peygamber (sav) Buhârî ve Müslim’de rivâyet olunan bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz iftar edeceği zaman hurma ile iftar etsin, çünkü hurmada bereket vardır. Hurma bulamazsa su ile iftar etsin. Su da temiz bir içecektir.”7

– Güneş battıktan sonra iftarda acele etmek müstehaptır.

Yine Buhârî ve Müslim’de yer alan bir hadîs-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Oruç açmakta acele ettikleri sürece müslümanlar hayır üzere yaşarlar.”8

– İftarın hemen akabinde Hz. Peygamber (sav) ve önceki nesiller tarafından nakledilen duâlar ile Allâhü Teâlâ’ya yalvarmak.

Ebu Dâvud ve Nesai’de Efendimiz’in (sav) iftardan sonra yaptığı duâlardan bir tânesi şu şekilde nakledilmiştir: “Allâhım! Senin rızânı kazanmak için oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Sana inanıp güvendim. Sana îmân ettim. Susuzluk gitti, damarlar serinledi ve inşâallah sevap da gerçekleşti. Ey lütuf ve ikrâmı geniş olan Rabbim! Beni bağışla. Bana verdiği rızıkla orucumu açtığım ve rızâsı için oruç tuttuğum Allah Teâlâ’ya hamd olsun.”9

– İftar ânında oruçlu kimselere yemek ikrâm etmek.

Nesai ve Tirmizi’de nakledilen bir hadîs-i şeriflerinde Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim bir oruçluyu iftar ettirirse oruçlunun sevâbı kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevâbından da hiçbir şey eksilmez.”10

– Ramazan geceleri ve gündüzlerinde fırsat bulunan her zaman Kur’ân okumak ve onu anlamak için üzerinde düşünmek.

Hz. Peygamber (sav), Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde ve Hâkim’in Müstedrek’inde nakledilen bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Kur’ân ve oruç, kıyâmet gününde kullara şefâatçi olur. Oruç der ki: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemeden içmeden ve şehvetten alıkoydum. Bana şefâat hakkı ver.’ Kur’ân der ki: ‘Ey Rabbim! Ben onu geceleri uyumaktan alıkoydum, bana şefâat hakkı ver.’ Böylece ikisi de şefâat eder.”11

– Allah rızâsı için infâk etme ve sadaka vermek sûretiyle fakir ve düşkünlere merhamet duymak.

Hz. Peygamber’in (sav) hayr konusunda insanların en cömerdi olduğu bilinmektedir. O’nun (sav) Ramazan aylarında cömertliği daha da artardı. O’nun (sav) hayr konusunda cömertlikte zirve olması risâlet kokularından bir tânesidir.

– Mübârek geceler boyunca yirmi rekât terâvih namazlarına devâm etmek.

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse inanarak ve sevâbını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları affolunur.”12

Teravih namazının yirmi rekât olmasına gelince Beyhaki’de İbn Abbas’tan rivâyet bir hadîs-i şerif şu şekildedir: “Hz. Peygamber (sav) cemâat olmaksızın yirmi rekât namaz ve vitir namazı kılardı.”13

İmam Mâlik, Muvatta isimli eserinde şu hadîs-i şerîfe yer vermiştir: “İnsanlar, Ömer b. Hattab (r.a) zamânında Ramazan aylarında yirmi üç rekât namaz kılıyorlardı.”14

– Ramazan ayının son on gününde cemâatin ibâdet ettiği herhangi bir mescidde itikâfa girmek.

Buhârî ve Müslim’de rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Hz. Âişe (r.anha) şöyle buyurmuştur: “Hz. Peygamber (sav) Ramazan’ın son on gününde ibâdetlerini daha da artırır, gecelerini ihyâ eder ve âilesini (gecenin ihyâsı için) kaldırırdı.”15

Ayrıca Hz. Peygamber’in (sav) vefâtına kadar Ramazan ayının son on gününde itikâfa girdiği bilinmektedir. Onun (sav) vefâtından sonra eşleri de bu geleneği devâm ettirmişlerdir.

İtikâf, Ramazan ayının son on gününde birisinin mescidin bir köşesinde bulunmasıdır. Kadınlar ise evlerinde ibâdete tahsis ettikleri bir odada itikâfa girerler. İtikâfa giren kimsenin Cuma namazı gibi şer’î bir özür olmaksızın itikâf yerini terk etmesi câiz değildir. İtikâfa giren kimsenin küçük abdest, büyük abdest veya bir konuda şâhitlik etme gibi özürler dışında da dışarı çıkması câiz değildir.

İtikafta bulunan kimsenin Kur’ân-ı Kerîm okuması, ilimle meşgûl olması, zikre devâm etmesi ve Hz. Peygamber’e (sav) bolca salât ü selâm getirmesi gerekir. İtikâfa giren kimse bütün bunları Allah Teâlâ’nın rızâsına ulaşmak, Ramazan’dan günahlarından arınmış olarak çıkmış olmak ve sıddîk ve şehitler mertebesine Allah Teâlâ’nın kulunu yükseltmesi için yapmalıdır.

– Bayram gecesini ibâdet, zikir ve bağışlanma isteği ile geçirmek.

İbn Mâce’nin Ebu Umâme’den (r.a) rivâyet ettiği bir hadîs-i şeriflerinde Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Bayram gecelerini (Kurban veya Ramazan) ihyâ eden kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez.”16

Ey mü’min kardeşlerim! Bütün bu anlatılanlar orucunuzun seçkin bir hâle gelmesi için nakledilen edeplerdir. Aynı zamanda yeme ve içmeden uzak durmak sûretiyle yerine getirilmesi gereken müstehapları da göstermektedir.

Muhakkak ki sizler bu anlatılanları yerine getirecek, bu hükümlerin gereklerini hayatlarına yansıtacak seçkin kimselersiniz. Çünkü sizler Kur’ân-ı Kerim’de Allah Teâlâ’nın “Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allâh’a verdikleri söze sâdık kaldılar.”17 buyurduğu kimselersiniz. Ve sizler Hz. Peygamber’in (sav) haklarında “Ümmetimden bir tâife, Allâh’ın emri gelinceye/kıyâmet kopuncaya kadar, hak üzerinde gâlip olarak devâm edecektir”18 buyurduğu kimselersiniz.

Bu mü’min topluluk Ramazan ayına hazırlanan kimselerdir. Onu namaz ile anlamı hâle getirirler. İbâdetle o ayı süslerler. Bütün bu güzellikler hidâyet, nur ve takvâ yolunda birer ışık olur. Bu fiiller vesîlesiyle insanlar İslâm’ın ahlâk ve muamelat ile ilgili akışını görürler. Yine bu güzel girişimler vesîlesiyle insanlar Allâh’ın hükmünün yeryüzüne hâkim olması anlamına gelen cihâdın şekil ve çeşitlerine de vâkıf olurlar. Bu güzellikler insanların kula kulluktan Allâh’a kulluk şuuruna yükselmesine, dünyânın sıkıntılarının genişliklere dönüşmesine, diğer din mensuplarının İslâm’daki adâlet anlayışına müslümanların ruhları ile ne denli sâhip çıktıklarını görmelerine vesîle olurlar.

Azık hazırlayın ve unutmayın ki azıkların hayırlısı takvâdır. Hazırlık yapınız ve unutmayınız ki hazırlıkların en hayırlısı îman konusundaki kuşanmalardır. Nefislerinizi kontrol ediniz ve unutmayınız ki nefislerinizi en iyi kontrol edecek yöntem murâkabe ve muhâsebedir. Ramazan ayı azıkların en hayırlısı, hazırlıkların en üstünü, bütün bu mânâların hepsini kuşatacak en hayırlı zaman dilimidir.

 Dipnotlar:

[1] Çalışma, Abdullah Nasıh Ulvan’ın ‘Fedâilü Ramazan ve Ahkâmuhû’ adlı eserinden (Dâru’s-selâm, 1977) ilgili bölümün tercümesi edilmiş hâlidir.

2 Müslim, Sıyam, 29; İbn Mace, Sıyam, 21.

3 Buharî, Savm, 2; Müslim, Sıyam, 30.

4 Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.II, s.440.

5 Buharî, Savm, 20; Nesai, Sıyâm, 18, 19; İbn Mace, Sıyâm, 22; Dârimî, Savm, 9.

6 Abdurrezzak, Musannef, IV, 227/7599.

7 Ebu Davud, Sıyam, 21; İbn Mace, Sıyam, 25.

8 Buharî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 48; Tirmizi, Savm, 13; İbn Mace, Sıyâm, 24.

9 Ebu Davud, Savm 23.

10 Tirmizi, Savm, 82; Nesai, Cihâd, 44.

11 Buharî, Tevhîd, 24; Müslim, İman, 47,302; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I,5; II, 89, 174, 236; III,218; İbn Mace, Zühd, 37.

12 Buhârî, Savm, 6–7; Müslim, Sıyam 203; Ebu Davud, Savm 57; Tirmizi, Savm 4; Nesai, Sıyam, 39; İbn Mace, İkamet, 173; Sıyam 2, 33.

13 İbn Ebi Şeybe, Musannef, 2/164; Beyhaki, Sünen, 2/496.

14 Muvatta, Ramazan, 3.

15 Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadr 5; Müslim, İtikâf 8; Ebu Davud, Salât, 318; Tirmizi, Savm, 73; Nesai, Kıyâmu ‘1-Leyl, 17.

16 Heytemî, Mecmeu’z-Zevâid, Beyrut, 1967, c. II, s. 198.

17 Ahzab 33/23.

18 Buhârî, İ‘tisam, 10; Müslim, İmare, 170.

Ayrıca kontrol et

İrfânî Gelenekte Sevenin Sevdiğiyle Hemhâl Olma Gayreti: Uygulanışı, Dînî ve İnsânî/Vicdânî Dayanakları İle Râbıta

Çoğulu ‘revâbıt’ olan râbıta kelimesi sözlükte ‘iki şeyi birbirine bağlayan ip, alâka, bağ, vuslat, ilgi …