Anasayfa / Yazarlar / Alemdar / Oruç Arınma ve Rahmet Ayıdır

Oruç Arınma ve Rahmet Ayıdır

Kâinat üzerinde her varlığın kendine göre oruç ibadetine katıldığını görüyoruz. Kış uykusuna yatan hayvanlar, kışın yaprağını döken ağaçlar ilkbahara gençleşmiş olarak çıkıyorlar. Madenlerin bile oruca ihtiyacı var. Ümmetlik şerefiyle şerefyab olmuş Allah’ımızın en harika şaheseri insan için orucun fezailini, menafini nasıl özetleyebiliriz Efendim?

Oruç Allah’ın ahlakıyla ahlâklanmak demektir. Çünkü Cenâb-ı Hakk yemeden, içmeden münezzehtir. Oruç tutan bir kere maddi olarak kendisini yemeden, içmeden alıkoyduğu gibi manevi olarak da Allah’ımıza isyandan, günahtan her türlü kötülüklerden elini, ayağını, gözünü, kulağını bütün uzvunu korur. Oruç ibadeti aynı zamanda bir takvadır. Oruçtan elde edeceğimiz en büyük nimet Hâlık-ı Lemyezel’den korkup kötülüklerden kendimizi tutmaktır. İbadet ve taatlerin imsaki hali var. İmsaki demek tutmak. Mesela kötülüğe gitmemek, isyana gitmemek, yalan söylememek, bir harama bakmamak. Oruç da o taatlerdendir. Çünkü yemeden içmeden kendimizi alıkoymak. Oruç taatinin ruhani ve manevi güzellikleri Mevlana’mızın buyurduğu gibidir:”Mideni bir müddet aç bırak ki içinde marifet nurlarını parlamış olarak göresin.” Oruç tutmak suretiyle insanın gönlünde marifet nurları parlar. Mevlana’mız buyuruyor ya, “Ya Şems ben şimdi bir şey söyleyemeyeceğim Allah’ımızdan bir doğuş yok. Sebebiyse lokmayı birkaç fazla almışım, birkaç lokma fazla almışım yemekten onun için ledünniyet benden hâsıl olmaz.” demiştir. Oruç tutan insanların gönlünde ve dilinde bereket hâsıl olur, gönlünde marifet nuru, dilinden de hikmet akar.

Ramazan-ı şerif ve hassaten kadir gecesi bizlere Rabbimizin bir ikramı. Bu hediyeyi en güzel nasıl değerlendirebiliriz?

Bunu Âişe-i Sıddıka validemiz sordu:”Ya Resûlallah bir Kadir Gecesi’ne erişirsek nasıl ihya edeceğiz.”, Efendimiz de buyurdu, “Ey Allah’ım sen büyük bir ikram sahibisin, af sahibisin affedersin beni bağışla, günahlarımı affet.” diye buyurmuştur. Kadir Gecesi dendiği zaman; bir arazi gibi bazı topraklar var ki ondan ürün elde edilmez. Bunun yanında senede iki, üç, dört ürün alınan topraklar vardır. Aynen onun gibi her zaman Kur’ani ifade ile meyve veren bir ağaç gibi Kadir Gecesi her şeyiyle mükemmel bin geceden hayırlı olan Rabbimizın lütuf ve ihsan gecesidir. Bunu ancak gecenin kadrini, şerefini anlayanlar bilir. Onların her anı kadir olur. Çünkü kalbi bir fabrika gibi düşünecek olursak fabrika bozuk olduğunda ürettiği mallar da defolu olacak, bozuk olacaktır, fabrika düzgün olursa ürettiği mallar da düzgün olur. Sadece Kadir Gecesi’yle sınırlandıramayız. Gönlünü Allah’a aşk ile muhabbetle Habibine sevgiyle yolundan gidenlerin muhabbetiyle ihya eden kimselerin de yapmış olduğu taatlerin ecir ve mükâfatını melekler bile kaydedemez Hâlık-ı Lemyezel kendi tarafından ihsan buyurur.

Hz. Mevlânâ:”Oruç ağzı bağlar, gönül gözünü açar.” buyuruyor. İbadetlerde ihlâsı nasıl sağlayabiliriz efendim?

İbadette ihlâsın hâsıl olabilmesi için nefsimizin mertebelerini geçmemiz gerekir. Emmâre en azından, Levvâme, Mülhime. Emmâre nefis ne derse onu yerine getirmek, Levvâme nefsimizin arzusuna uymakla birlikte kendimizi kınamaktır, Mülhime ise bazen nur bazen de bunun tam tersi hâsıl olabilir. Bir an olur aşk-ı ilahiyle dolar, bir an olur tam tersi zuhur eder daha olgunlaşmamıştır ama mülhime mertebesinde Habibullah (s.a.v)’in ruhaniyetiyle buluşma hali zuhur eder, mutmainne olması gerekir eğer ibadetlerimizde ihlâsı istiyorsak ihlâsın zuhuru için nefsimizin mutmainne en azından Fecir Süresindeki son ayetlerde Rabbimizin hitabına mazhar olması gerekir:”Ey huzura eren nefis! Dön Rabbine sen ondan o da senden razı olarak.” buyurduğu gibi bu evsafa haiz olmakla ancak ihlâsı elde edebiliriz.

Avam ile havassın oruçları/ibadetleri arasında nasıl bir fark vardır efendim?

Avam yemekten, içmekten ve cinsi alakadan kendisini muhafaza eder, has olan kimseler ise teslim olan insanlar yeme ve içmeden ve cinsi münasebetten uzak kalmakla birlikte bütün azalarını isyandan korurlar ve muhafaza ederler. Daha da seçkin olanların hali var ki onlar büyük bir feyze nail olurlar, büyük bir nura nail olurlar. Ramazan-ı Şerif oruç vasıtasıyla tarifi mümkün olmayan nur-ı ilahiyeye, tecellilere mazhar olurlar.

İtikâf sünnetinin asli sebebi nedir; bu güzel sünnetin ruhuna uygun şekilde yerine getirilmesi nasıl olur?

İtikâfı Peygamber Efendimiz (s.a.v) her defasında Ramazan-ı Şerifin son on gününü mescitte geçirmişlerdir, itikâfın sebebi akünün şarj olması gibidir. Aküyü neden şarj ediyoruz biz? Kendisinden istifade edebilmek için, kendisinden istenilen faydanın usule gelmesi için.

Bir kere itikâf bizim şarj olmamız demektir, kötülerden uzaklaşıp Allah’ımıza tamamen O’nun muhabbetine odaklaşmak demektir, Habibinin sevgisine ulaşmak demektir, sevdikleriyle hemhal olmaktır. Böyle bir güzelliği elde ettiğimiz zaman bizim bakmamız da ibret olur, uymamız da Allah’ımızın zikri olur, yürümemizde ben onların kulum bana nafilelerle yaklaşır gören gözü, işiten kulağı, kavrayan eli, yürüyen ayağı olurum sırrı ilahisi tecelli eder.

Hacı Hasan Efendi (k.s.) Ramazan ayını nasıl yaşarlar hangi tavsiyelerde bulunurlardı efendim?

Kendileri zaten Ramazan-ı Şerifte vaaz u nasihatte bulunurlardı halkı irşat ve ıslah ile. Oruç taatini de o son anlatmış olduğumuz has kimselerin orucu gibi Ramazan-ı Şerifin her saatinde, her anında erişmiş oldukları tecelli ile günlerini geçirirlerdi.

Gündüzünü ve gecesini Ramazan-ı Şerif vasıtasıyla nail oldukları tecellilerle tamamlarlardı. Kendisi Kur’ân-ı Azimüşşan okurdu. Sıhhatleri müsait olmadığı için bir imam tayin edilir onun arkasında namaz kılardı, yalnız imamlara tavsiyesi, “Aman ha huzurla kıldırın, taharete dikkat edin, iki secde arasında bir müddet böyle dinimizin ölçüleri içerisinde durun, semi’allahu limen hamideh deyince de durun, huzurla kıldırın.” diye çok gayret gösterirlerdi. Bir de Ramazan-ı Şerifte fakirleri de çok düşünürlerdi, onlara ikram ederler, her gün evimizden fakirlere yiyecekler giderdi. Ramazan-ı Şerifte de yakınlarından yaşlanmış kimseleri bizzat hane-yi saadetlerinde misafir ederler ona sahurda ve iftarda yemek verirlerdi. Ve halkı irşatla ıslah ile de meşgul oluyorlardı.

Çok teşekkür ederiz efendim.

Ayrıca kontrol et

Tehlikeli, Görünmez Elektro-Sis 

Cep telefonları, baz istasyonları, elektronik âletler ve yeni ‘kablosuz teknolojisi’ sağlığımıza zarar verir. Hormonal süreçler ve diğer vücut süreçleri zarar görür, hattâ bu …