Mısır Çarşısından Büyük Postane’ye Küçük Bir Gezinti / Nidayi Sevim

Medeniyetimizi oluşturan yerleşim yapılanması kadîm zamanlardan beri câmi ve bunun çevresinde oluşan külliye etrâfında şekillenir. Biz de bu ziyâretimize Eminönü sâhile yakın bir konumda yer alan Yeni Câmii Külliyesi’ne selâm vererek başlıyoruz. Yeni Câmii’nin temeli 1597 yılında Sultan III. Murad Hân’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle atılmış ve câmi 1665’te zamânın pâdişâhı IV. Mehmed Hân’ın annesi Hatice Turhan Vâlide Sultan’ın girişimiyle tamamlanıp ibâdete açılmıştır. İnşâ süresi en uzun câmi olarak bilinir. Câminin inşâatı çeşitli sebeplerle sürekli ötelenmiş ve nihâyet tam 68 sene sonra tamamlanabilmiş. Vâlide Sultan Câmii olarak da bilinir.

Hatice Turhan Vâlide Sultan, câminin hemen karşısında yer alan ve kendi ismiyle anılan türbesinde medfundur. Türbede Hatice Turhan Vâlide Sultan’ın yanı sıra Sultan IV.Mehmed Han, Sultan II.Mustafa Han, Sultan III.Ahmed Han, Sultan I.Mahmud Han, Sultan III.Osman Han ile bunların çocukları şehzade ve hanım sultanlar medfundur. İlk olarak 1663 yılında inşâ edilen bu türbenin eyvânına bitişik olarak yapılan Dârülkurra’ya hânedan mensûbu hanım sultanların ve şehzâdelerin defnedilmesiyle fonksiyonu değişerek, Havâtîn [hatunlar] Türbesi adıyla anılmaya başlanmıştır. Son olarak 19. yüzyılda yapının kuzeyine kare planlı Cedîd Havâtîn Türbesi eklenerek bugünkü hüviyetine bürünmüştür. Sultan Abdülmecid Han, Sultan Abdülaziz Han ve Sultan II.Abdülhamid Hân’ın kadınları, kızları ve şehzâdeleri ile Sultan V. Murad Han burada medfundur. Burada yer alan türbeler topluluğunda toplam 82 hânedan mensûbu medfundur. Türbeler yakın zamanda restorasyona tâbî tutulmuş, asıl türbe binâsının restorasyonu tamamlanmış, Cedîd Havâtîn Türbesi bölümünde ise çalışmalar devâm etmektedir.

Yeni Câmii Külliyesi’nin önemli unsurlardan birisi diğer külliyelerde de olduğu gibi câmiye gelir sağlamak maksadıyla inşâ edilen “L” planlı arastasıdır. Açılışı 1663-4 yılında yapılmıştır. Yeni Câmii’nin arastası 17. yüzyıl târih yazıcıları tarafından “Yeni Çarşı” ve “Vâlide Çarşısı” isimleri ile zikredilmiş. Ancak 18. yüzyılın ortalarından îtibâren çarşıdaki ürünlerin çoğunlukla Mısır menşe’li olması sebebiyle arastanın ismi “Mısır Çarşısı” olarak değişmiştir.

Yeni Câmi’yi geçip Bankacılar sokağından Sirkeci istikāmetine doğru yürürken Bahçekapı’da Şeyhülislam ve Bankacılar sokaklarının birleştiği köşede muhteşem bir yapı, Hatice Turhan Vâlide Sultan Sebîli ve Çeşmesi bizi karşılar. Yeni Câmi Külliyesi’nin bir parçasıdır. Zaman içerisinde meydana gelen işgâl ve yapılaşmalar sebebiyle külliye ile irtibâtı kesilmiş vaziyettedir. 1902 yılında aslına uygun olarak kapsamlı bir restorasyona tâbî tutulan Hatice Turhan Vâlide Sultan Sebîli zamanla kullanılamaz hâle gelmiş ve 2003 yılında Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) tarafından esaslı bir şekilde yeniden ihyâ edilmiştir.

Sultanhamam meydanını geçtikten sonra, Vasıfçınar Caddesi ile Hacıküçük Câmii Sokağının birleştiği noktada Hacıküçük Câmi-i Şerîfi yer alır. Bânîsi rivâyetlere göre Fatih Sultan Mehmed Hân’ın silahdarlarından Küçük Ahmed Ağa’dır. Mâbedin ilk yapımı 1470 senesine târihlendirilir. Tâmir kitâbesinde Başmusâhib Sürur Ağa tarafından 1872 yılında yeniden ihyâ edildiği ifâde edilmiştir. Bugünkü hâliyle iki kattan müteşekkil mütevâzı ölçekli mâbedin farklı bir mîmârî tasarımı vardır. Minâresi köşk formundadır. Bu tarz minâre İstanbul’da birkaç câmide vardır. Giriş kapısının sol tarafında faâl olan bir çeşmesi bulunur. Câminin önemli ve ayırt edici özelliklerinden birisi de giriş kapısı üzerinde yer alan yazılarıdır. Kitâbedeki yazı Muhsinzâde Abdullah Bey hattıyla yazılmış. Dört kutucuktan meydana gelir. Bunlar birbirinden kıymetli mânâları ihtivâ eden veciz ifâdelerdir.

1. ve 2. Kutucuklar: “Accilû bi’s-salâti gable’l-fevt” [Vakti geçmeden namaz kılmakta acele ediniz!..] “Accilû bi’t-tevbeti kable’l-mevt” [Ölüm gelmeden önce tevbeye acele ediniz!..] 3. ve 4. Kutucuklar: “Saat-i vâhidedir ömr-i cihân, Saati tâate sarf eyle heman.” [Dünya hayâtı bir saatten ibârettir. O hâlde o bir saatlik vakti ibâdetle geçirmeye çalış…]

Geri dönüp Hatice Turhan Vâlide Sultan Sebîli önüne vardığımızda yönümüzü sola çevirip Arpacı Caddesi üzerinde yaklaşık elli metre yürüyoruz. Eminönü meydanına çıkmadan hemen sol kolda Arpacı Mescidi ile karşılaşırız. Rivâyetlere göre Fatih Sultan Mehmed Han tarafından Şeyh Mehmed Geylânî adına yaptırılan câminin inşâ târihi kesin olarak bilinmiyor. Bânîsinin adına nisbetle Şeyh Mehmet Geylânî Mescidi ve Bursa Mescidi olarak da bilinir. 1830-31 târihli tâmir kitâbesi Yaserizâde Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılmıştır. Şâiri Rasih Efendi olan bu kitâbenin târih mısrâı şudur: “Yapdı bu vâlâ câmii emr eyleyüp Mahmud Han”. İki katlı Osmanlı konağı tarzında inşâ edilen yapının girişinde, İstanbul kuşatmasına katıldığı rivâyet edilen Şeyh Mehmed Geylânî Hazretleri ile kardeşi Ali Geylânî’nin türbesi yer alıyor. Buradan ayrılarak Arpacı Mescidi’nin çapraz karşısındaki Yalıköşkü caddesini de geçiyoruz. 15-20 metre ileride sol tarafta Hidayet Câmii ile karşılaşırız. İlk olarak II. Mahmûd Han tarafından 1814 yılında ahşaptan yapılan câmi bugünkü hâliyle 1887 yılında II. Abdülhamid Han zamânında Alexandre Vallaury’ye yeniden yaptırılmıştır. Câmi mîmârîmizin hiçbir dönemiyle ilişkilendiremediğimiz bu yapıya hem Eminönü meydanından hem de Yalıköşkü caddesinden giriş yapılır. Yalıköşkü caddesi girişi avlu kapısı üzerindeki, Yaserizade Mustafa İzzet hattı ile yazılı kitâbe ikinci ihyâ dönemine âittir.

Tekrar Hatice Turhan Vâlide Sultan Sebîli önündeyiz. Yönümüzü bu sefer Sirkeci istikāmetine çeviriyoruz. Az ötede, Hamidiye Caddesi üzerinde, caddenin sol tarafında 4.Vakıf Han bulunur. Hemen karşısında ise Hamidiye Külliyesi yer alır. Birinci Ulusal Mimarlık döneminin en yetkin eserlerinden biri olarak gösterilen 4.Vakıf Han’ın İstanbul’un mîmârî sembolleri arasında müstesnâ yeri vardır. Mimar Kemaleddin Bey’in eseridir. İnşâına 1911 yılında başlanmış lâkin çeşitli sebeplerle ancak 1926 yılında tamamlanabilmiştir. 2005 yılında özel bir teşebbüse 25 yıllığına kirâya verilen yapı otel olarak faaliyet gösteriyor. Birinci ulusal mimarlık akımı 1908 ilâ 1930 yılları arasında yaygın olan millî mîmârî üslûptur, Neoklasik Türk üslûbu olarak da tâbir edilir.

4. Vakıf Han’ın hemen karşısında Hamîd-i Evvel Külliyesi yer alır. Külliye vaktiyle medrese, mescid, türbe, kütüphâne, arasta, hazîre, imâret, sebîl ve çeşmelerden oluşuyordu. Bu birimlerden bâzıları maalesef çeşitli sebeplerle günümüze ulaşamadı. Burada külliyeye dâir ilk göze çarpan bölüm barok üslupta inşâ edilen I. Abdülhamid Han Türbesi’dir. Giriş kapısı üzerinde son derece güzel bir hatla yazılmış Ankebût Sûre-i Celîlesi, 57. Âyet-i Kerîmesi yer alır: “Kullü nefsin zâikatu’l-mevt sümme ileynâ turce’ûn” [Her can ölümü tadacaktır. Sonunda Bize döndürüleceksiniz.] Hat yazıları avluya girdikten sonra da devâm ediyor. İşte bunlardan bazıları: Fecr Sûre-i Celîlesi, 27-30. Âyet-i Kerîmeleri: “Yâ eyyetuhen nefsü’l-mutmainneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh. Fedhulî fî ibâdî. Vedhulî cennetî.” [Ey huzûra kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. -Seçkin- kullarım arasına katıl ve cennetime gir!]. Mü’min Sûre-i Celîlesi, 16. Âyet-i Kerîmesi: “Limeni’l mülkü’l yevm lillâhi’l vâhidi’l-kahhâr…” [Egemenlik o gün kimindir? Herşeyi kudretine boyun eğdiren tek bir Allâh’ın!..] Türbenin içerisinde Sultan I. Abdülhamid Han ve oğlu IV. Mustafa Han’ın sandukalarıyla birlikte hanım sultanların ve şehzâdelerin sandukaları yer alır. Kapıdan girildiğinde tam karşıdaki büyük sanduka Sultân I.Abdülhamid Hân’a, kapının sol tarafındaki ikinci büyük sanduka ise Sultân IV.Mustafa Hân’a âittir.

Külliye’nin iki hazîresi vardır. Büyük olanı türbe karşısındadır. Diğeri ise avludan bakıldığına göre, türbenin sol tarafındaki küçük hazîredir.

Hamîd-i Evvel Külliyesi’nin imâreti ve Sıbyan Mektebi 4.Vakıf Han’ın inşaatına kurban gitmiş. Mehmet Nermi Haskan’ın verdiği bilgilere göre yıkılan Sıbyan Mektebi yerine Bostancı Câmii yanında Hamîd-i Evvel Mektebi yaptırılmıştır. Sebîli Gülhâne Parkı karşısında yer alan Zeynep Sultan Câmii önündeki köşeye nakledilmiş. Medresesi ise günümüzde borsa binâsı olarak kullanılmaktadır. Vaktiyle rahmetli Mehmet Nermi Haskan’ın yazdığı ‘Hamîd-i Evvel Külliyesi ve Çevresi’ isimli kitap 2018 yılında Şefik Memiş’in koordinatörlüğünde İstanbul Ticaret Borsası tarafından yayımlandı. Hem Hamîd-i Evvel Külliyesi hem de çevresine dâir çok kıymetli bilgilerin yer aldığı eserin önsöz’ünde külliyenin özelliği ve barındırdığı ince nükte müellifi tarafından şöyle özetleniyor: “Hamîd-i Evvel Külliyesi bir bakıma, Yeni Câmi Külliyesi’nin tamamlayıcısıdır. Sultan I. Abdülhamîd burada câmi yaptırmaktan vazgeçerek Yeni Câmi’nin eksikliklerini tamamlamak istemiş ve bunun için de Yeni Câmi Külliyesi’nde bulunmayan medrese ve imâreti yaptırmıştır.”

Hamîd-i Evvel Külliyesi’nin de üzerinde olduğu sokağı tâkip ederek Sirkeci Büyük Postane’nin önüne varıyoruz. Bu eşsiz eser, Sultân II. Abdülhamid Han zamânında, Sadrâzam Avlonyalı Ferid Paşa’nın sadâretinde ve Hasib Efendi’nin posta ve Telgraf Nâzırı olduğu dönemde yaptırılmıştır. İnşaatı 1909 yılında tamamlanan yapı, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın ilk örneklerindendir. Mimar Vedat Tek’in ilk eseridir. Giriş kapısı üzerinde Osmanlı alfabesiyle “Posta Telgraf Nezâreti” yazısı yer alır. Bir dönem Radyoevi olarak da hizmet veren yapı 1958 yılında tamâmen posta ve telgraf işleri için ayrıldı. Günümüzde İstanbul Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü olarak hizmet veren binânın giriş katında postane hizmetleri verilmektedir. Binâ bünyesinde ülkemizin iletişim ve telekomünikasyon târihine dâir bir de müze bulunmaktadır. 

28 Mayıs 1927 târih ve 1057 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Dahilinde Bulunan Bilumum Mebani-i Resmiyye ve Milliyye Üzerindeki Tuğra ve Medhiyyelerin Kaldırılması Hakkında Kanun’la binlerce tuğra, arma ve kitâbe kazınmış veya kaldırılmıştı. Bu kıyımdan Sirkeci Büyük Postanesi de nasîbini almış ve binânın üzerinden Sultan II. Abdülhamîd Hân’ın tuğraları sökülmüştü. Geçtiğimiz günlerde PTT tarafından bir açıklama yapıldı ve tuğraların yakın zamanda yerlerine takılacağı ifâde edildi.

Sirkeci Büyük Postane’nin hemen arka tarafında, Aşir Efendi Caddesi üzerinde, çok küçük ölçekli, âdetâ minyatür gibi duran bir câmi yer alır. Kubbeli olan bu câmi çinilerle bezenmiştir. Tezyînâtıyla tıpkı Büyük Postane gibi 16. yüzyıla âitmiş izlenimi veren bu yapı Hobyar Câmii Şerîfi’dir. Büyük Postahâne Câmii olarak da bilinir. İlk defa Mîr Hoca Hubyar tarafından 1473-74 yıllarında inşâ edilmiştir. Yeni Postane yapıldığı sırada 1905-1909 yılları arasında Mimar Vedat Tek tarafından yeniden inşâ edilmiştir. Yapı, Vedat Tek’in tek câmi projesidir. Önceki hâlinden eser kalmayan câminin tek şerefeli minâresinin külâhı fötr şapkaya benzetilir.

Yararlanılan Kaynaklar

– Beynun Akyavaş, Sultanîyegâh İstanbul, TDV Yayınları, Ankara, 2005.

– Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri, c.III.-IV. İstanbul Fetih Cemiyeti, 1966.

– Hâfız Hüseyin Ayvansarayî, Hadîkatü’l-Cevâmi, İstanbul, 1281.

– Hakkı Alçep – Erdal Karaman, Fâtih Câmii ve Mescitleri, Fatih Müftülüğü Yayınları, İstanbul, 2017.

– Mehmet Nermi Haskan, Hamîd-i Evvel Külliyesi ve Çevresi, Istanbul Ticaret Borsası, İstanbul, 2018.

– Hatice Turhan Vâlide Sultan Sebîli ve Çeşmesi, www.tetsiad.org.tr. Erişim Tarihi: 07.12.2020.

Haziran 2021, sayfa no: 48-49-50-51-52-53

Ayrıca kontrol et

Esmâ’da Esrâr / Alemdar

Her şeyin Hâlık’ı, yaratan ve yaşatanı Mevlâ-i Müteâldir. O’ndan geldik O’na döneceğiz. Rûhundan ruh üflemesiyle …