Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnete Göre Müşriklerin Sıfatları / Dr. Mehmet Sürmeli

Sağlam bir ilmihâl bilgisi alacak bir Müslüman öce Akâid ilmi öğrenmelidir. Bu konudaki eserler ve alan bilgisi sınırlıdır fakat içerik çok önemlidir. Yaptığımız amellerin Allah Teâlâ katında makbûl olması îtikad alanının sağlamlığına bağlıdır. Tüm bunlarla berâber dînini ve âkıbetini ciddîye alan bir Müslümanın Kur’ân’ın muhtevâsına, Rasûlullâh’ın hadis ve sünnetine de vâkıf olması gerekir. Lüzumsuz bilgilerle zihnini atık mahalline dönüştüren modern zaman Müslümanlarının vakit bulamamaktan şikâyet etmeleri abestir. Ya bu konularda mesâfe alınacak veya şirke düşerek ebedî hüsrâna kapı aralanacaktır. Biz burada bir Kur’ân taraması yaparak müşriklerin bâzı vasıflarını ve gerçek kimliklerini tanıtacağız. Amacımız böyle bir hastalığa düşmekten nefsimizi ve insanımızı korumaktır. Müşrikler gibi olmamak için bilinmesinde fayda gördüğümüz şirke âit nitelikleri ve onlara karşı alınması gereken tavırları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Müşrikler korkak ve güvensiz kimselerdir.1
  2. Hakîkate duyarsız, inatçı ve kalpleri kilitlidirler.2
  3. Dünyâ hayâtına çok düşkündürler ve cenneti dünyâda aradıkları için çok uzun yaşamak isterler.3 Dünyâda “garip” veya “yolcu” gibi yaşamak yerine “demir atmış” gibi yaşamayı tercîh ederler.
  4. Mü’minler için aslâ hayırlı ve güzel bir şey istemezler; hayra karşı hasetlidirler.4
  5. İnsanların özellikle de Müslümanların ibâdet özgürlüklerini engellemek isterler ve mâbedlerini tahrip bile ederler.5
  6. Allâh’a ortak koşarak ve çocuk isnâdında bulunarak iftirâ ederler.6
  7. Allâh’a çocuk isnâd eden Yahudiler ve Hristiyanlar da müşriktirler.7
  8. Allah’tan başka varlıkları; babalarını, atalarını, çocuklarını veya idârecilerini Allâh’ı sever gibi severler.8
  9. En büyük fitne şirktir.9
  10. Müşrik erkek ve kadınlarla evlenmek dînen yasaktır.10
  11. Müşrikler sırdaş edinilmemelidirler.11
  12. Devâm eden şirk Allah Teâlâ’nın afvı kapsamında değildir.12
  13. Müşriklerden Müslümanlara ulü’l-emr olmaz.13
  14. Putlara duâ eder tapınırlar; putperesttirler.14
  15. Allah Teâlâ şirki ve müşrikleri lânetlemiştir.15
  16. Müşriklere; Allâh’a çocuk isnâd eden şirk ehline cennete girmek haram kılınmıştır.16
  17. Teslis inancına sâhip Hristiyanlar müşrik ve putperesttirler.17
  18. Eti yenilip yenilmeyecek hayvanlarla ilgili Allâh’a rağmen bilgisizce kural koymak şirk geleneğidir.18
  19. Müşrikler atalarını din dâhil hayâtın birçok alanında körü körüne taklîd ederler.19
  20. Hiçbir peygamber ümmetine şirki emretmemiştir.20
  21. Müşrikler vahye masal muâmelesi yaparlar ve onun rûhunu anlamazlar.21
  22. Âhirette şirklerinden dolayı pişmân olup, îmân etmek için dünyâya tekrar döndürülmeyi talep edeceklerdir.22
  23. Hayâtı materyalist değerlendirirler ve âhireti inkâr ederler.23
  24. Hakîkate karşı ahras ve doğruyu söylemekte kekemedirler.24
  25. Allâh’ın âyetlerinin aleyhinde konuşulduğu müşrik meclislerine tavır almak veya dîne karşı alenî düşmanlıklarını protesto etmek îmânın gereğidir.25
  26. Dînin emir ve yasaklarını eğlence konusu ederler.26
  27. Şirk üzere öldüklerinde dünyâlık hiçbir şeyleri fayda vermeyecek ve kurtuluş umutları da olmayacaktır.27
  28. Îmanla şirk aslâ bir arada olamazlar; îmanda sentez yoktur.28
  29. Mü’minlere karşı aşırı düşmandırlar.29
  30. Şirki doğuran en büyük sebep Allah Teâlâ’yı yeterince bilmemek; ma’rifet eksikliğidir.30
  31. Hiçbir müşrike şefâat edilmeyecek ve hiçbir müşrik de şefâat edemeyecektir.31
  32. Şirk ilmî temellerden yoksun uydurma bir inanç ve hayat tarzıdır.32
  33. Şirki veya hidâyeti tercîh etmek insanın elindedir; Allah kimseyi şirke zorlamaz.33
  34. Müşriklerin kutsalına küfür ederek onların da Allâh’a ve emirlerine küfür etmelerine vesîle olunmamalıdır.34
  35. Müşriklerin en büyük özelliklerinden biri de hakîkate karşı inatçı tavırlarıdır.35
  36. Hakîkat kalabalıklarda aranmaz; müşriklerin çoğunluk olmaları onların hak da olduklarına delâlet etmez.36
  37. Müşrikler her zaman şeytânın vesvesesi altındadırlar.37
  38. Hayvanları keserken kasıtlı besmele çekmemek şirktir.38
  39. Risâletin vehbî değil de kesbî olduğuna; şâirlere veya zenginlere verileceğine inanırlar.39
  40. Yaptıkları sâlih (!) amellerin Allah katında hiçbir değeri yoktur.40
  41. Ürünlerinden ve hayvanlarından putlarına pay ayırırlar; yoksullara cimri davranır putperestlereyse vergi verirler.41
  42. Müşriklerin çoğu rızık endîşesiyle veya kız çocuklarını ar vesîlesi gördükleri için onları doğmadan veya doğunca öldürürler.42
  43. Cebir düşüncesi şirktir ve Allâh’a iftirâdır.43
  44. Allah Teâlâ şirki haram kılmıştır.44
  45. Şirk kendisini değişik adlarla ve hayat tarzlarıyla gösterebilir.45
  46. Hz. İbrâhîm dâhil hiçbir peygamberin şirke yakınlıkları yoktur; peygamberler şirkten berîdirler.46
  47. Allâh’ın âyetlerini yalanlarlar ve içeriklerine îmân etmezler.47
  48. Müşrikler aslâ cennete giremeyecekler ve dünyâdayken yaptıkları iyi şeylerin karşılığı onlara küfürleri sebebiyle sevap olarak dönmeyecektir.48
  49. Âyetlere karşı kör ve sağır gibi davranırlar, hakîkati anlama sorunları vardır.49
  50. Vasıflarını Allâh’ın belirlemediği abuk-subuk ritüelleri ibâdet zannederler.50
  51. Kur’ân dinlemek ve hidâyetle tanışmak isteyen müşriklere gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır.51
  52. Âyet dinlemekten hoşlanmazlar; nefret ederler.52
  53. Müşrik yakınlar ve akrabâlar aslâ velî edinilmemelidirler.53
  54. Din ve siyâset büyüklerini tanrılaştırırlar.54
  55. Velev ki insanın en yakınları da olsa müşrik olarak ölenlere bağışlanmaları için duâ edilmez, rahmet dilenmez ve cenâzeleri üzerine namaz kılınmaz.55
  56. Tapındıkları putların âhirette kendilerine şefâatçi/yardımcı olacaklarına inanırlar.56
  57. Aşırı korku ve tehlike anlarında Allâh’ı hatırlarlar ve O’na duâ ederler.57
  58. Kur’ân-ı Kerîm’in uydurma; beşer sözü olduğunu iddia ederler.58
  59. Allâh’a rağmen câhilce ve keyfî şekilde helâl-haram tâyin ederler.59
  60. Allâh’a çocuk isnâd ederler.60 (Yahudiler, “Üzeyir Allâh’ın oğludur”; Hristiyanlar da “Îsâ Allâh’ın oğludur” dediler ve müşrik oldular.)
  61. Müşriklerle berâber olunmaz ve onlara inançları sebebiyle sempati bile duyulmaz.61
  62. Müşrikler ateist değildirler; Allâh’a başka varlık ve kurumları eş koşarak inanırlar.62
  63. Müşriklere karşı her zaman ilkeli ve tavırlı olunmalıdır.63
  64. Kur’ân kıssalarının esprisini anlayamadıklarından ona masal gibi bakarlar ve kıssaların mizansen olduğuna inanırlar.64
  65. Kız çocuklarının doğmasına çok üzülürler.65
  66. Âhirette kurtulmanın yolu Allâh’a şirk koşmadan Müslümanca ölebilmektir.66
  67. Akıllı değil ama akılcıdırlar.67
  68. Örnek olacak ‘insan bir peygamber’e îmân etmek istemezler.68
  69. Sorunlara çözüm üreten ve hayatlarına müdâhale eden bir vahiy yerine, hayâta karışmayan bir kitap anlayışına sâhiptirler.69
  70. Çocukların şirke düşmemeleri için din eğitimleri âilede ve erken yaşta verilmelidir.70
  71. Şirk başta olmak üzere Allah Teâlâ’ya isyan konusunda hiç kimseye itâat edilmez.71
  72. Meleklere cinsiyet atfederler ve onların dişil varlıklar olduğuna inanırlar.72
  73. En büyük ilahları hevâlarıdır.73
  74. Dinleri parçacıldır, bütüncül bir îmanları yoktur.74
  75. Atalarını körü körüne taklîd ederler.75
  76. Putlarının aracı varlık olduğunu iddia ederler.76
  77. Hayatlarını parçalarlar ve hayatlarının her alanını bir putla anlamlandırırlar.77 Politeisttirler.
  78. Günahlara karşı çok cesâretlidirler.78
  79. Dînî emirlere karşı kibirlidirler.79
  80. Rasyonel düşündükleri için öldükten sonraki dirilmeyi ve âhireti inkâr ederler.80
  81. Zorbadırlar; ibâdet özgürlüğünü engellerler.81
  82. İftirâcıdırlar.82
  83. Hiçbir müşrike/kâfire âhirette yardım/şefâat edilmeyecektir.83
  84. Kâinattaki mükemmel düzen, şirkin imkânsızlığına delâlet etmektedir.84
  85. Müşrikler İslâm’ın iktidârını ve hayâta hâkim olmasını istemezler veya İslâm’ın iktidar olmasına karşı çıkmak şirk ahlâkıdır.85
  86. Müşrikler ölene kadar sâdece mal biriktirmeyi arzu ederler. Kapital biriktirmekten başka bir dertleri yoktur.86
  87. Şirk en büyük zulüm, müşrikler de zâlimdirler.87
  88. Kur’ân’ı sihir ve insan sözü diye nitelerler.88
  89. Allâh’a karşı işledikleri suçun büyüklüğü ve âhiretteki azâbın korkunçluğundan dolayı, âhirette hesap vermek yerine öldükten sonra hayvanlar gibi toprak olmayı isterler.89
  90. Ticârette hîle yaparak haksız kazanç edinirler.90
  91. Yetîmi gözetmezler, yoksullara yardım etmezler, mîrasta adâleti gözetmezler ve çokça mal biriktirmeyi severler.91
  92. Hayatta Allah tarafından denetlenmedikleri anlayışıyla yaşarlar.92
  93. Yaratılan mahlûkların en şerlileridirler.93
  94. Yoksullara yapılacak maddî yardımları engellerler.94

Bütün bu sayılan kötü niteliklerinden dolayı peygamberlerin ilk yasakladıkları şey de şirk olmuştur.95 Müşriklerle ilişkiler bağlamında ise şu uyarı yapılmıştır: “Eğer müşriklere itâat ederseniz siz de mutlakâ onlardan olursunuz.”96 “Küfrü îmâna tercîh eden babamız veya kardeşimiz de olsa onları velî edinmememizi”97 emreden Kur’ân, müşriklerin hiçbir türünün mü’minler ve kurumları üzerinde velâyetlerinin olmadığını vurgulamıştır.98 Hz. Peygamber (sav) de, değil velâyet, onları adam yerine koymak sûretiyle istişâre yapmayı bile hoş karşılamamıştır. Bu meyanda şöyle buyurmuştur: “Müşriklerin ateşi ile aydınlanmayınız (onların görüşlerine başvurarak kendinize yol belirlemeyiniz).99 Zîrâ müşrikler inançlarındaki taassupları sebebiyle Müslümanlara kesinlikle doğruyu göstermezler. Müslümanların hayırlar elde etmelerini istemezler.

Düşünmemeyi, peşin hükümlülüğü, akletmemeyi, zan ve tahminde bulunmayı, bilgisizliği, şüpheciliği, teşbîh ve tecsîmi, hevâ ve hevesi, zulmü, atalar kültünü dinleştirmeyi, kibiri ve yanlışta direnmeyi karakter hâline getiren müşrikler; geçmişi taklîd, göreneklere körü körüne bağlılık, baskılara boyun eğme, refah seviyelerinin yükselmesi sebebiyle şımarma ve şeytânın da aldatmasıyla içinde bulundukları yanlışta bocalamış ve birçoğu dün ve bugün uzatılan ilâhî mesaja gereği gibi sarılıp kurtulamamıştır. Aynı hastalığa düşmemek için Kur’ân-ı Kerîm’den çıkarılan şu hususlara dikkat edip şirk konusunda çok duyarlı olmak gerekir.

Kur’ân-ı Kerîm’in en büyük müfessiri olan Hz. Peygamber (sav) de şirk konusunda mü’minlerin teyakkuz hâlinde olmalarını istemiş ve -en ufak bir gafletin bile insanın îmânına halel getireceğini bildiğinden dolayı- şu uyarıyı yapmıştır: “Karanlık gecedeki (siyah) taşın üzerindeki (kara) karıncanın kımıldamasından daha gizli hareket eden şirkten sakınınız.”100 Çünkü şirkin her türlüsünden uzak durmak Allah Teâlâ’nın kulları üzerindeki hakkıdır. Hadiste bu durum şöyle vârid olmuştur: “Rasûlullah (sav), Muaz b. Cebel’e (r.) buyurdu ki: ‘Allâh’ın kulları üzerindeki hakkı nedir?’ Muaz: ‘Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.’ dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: ‘Yalnızca ve yalnızca Allâh’a (cc) ibâdet etmek ve ona hiçbir şeyi şirk koşmamaktır.”101

Şirkin en büyük düşmanı olan Allah Rasûlü (sav), Müslümanlarla çeşitli zamanlarda biatlaşmış ve onlardan; “Allâh’a hiçbir şeyi şirk koşmama, hırsızlık yapmama, zinâ etmeme, çocuklarını öldürmeme ve mârufta isyân etmeme”102 hususlarında söz almıştır. Şirkin karşıtı olan tevhîdî tavır, müşriklerden uzak durmayı gerektirir. Eğer bir yakınlık ihdâs edilir ve müşriklerle ortak hareket edilirse bu durum îtikâdî bir risktir. Hadiste bu risk şöyle dile getirilmiştir: “Kişi Müslüman olduktan sonra müşriklerden ayrılıp Müslümanlara iltihâk etmedikçe, Allah (cc) onun amelini kabûl etmez.”103 Ayrıca, müşriklerin siyâsasından ve kâfirlerin tasallutundan ayrılmayı emreden bu rivâyetin bir benzeri de şöyledir: “Kim müşriklerle bir arada (gönüllü olarak ve onları velî/otorite edinerek) durur ve onlarla berâber yaşarsa, o da onlar gibidir.”104 Müşriklerle berâber olan bir mü’min, onların düşüncelerinden etkilenmek sûretiyle îmânını tehlikeye atabilir. İşte bu sebeple Rasûlullah (sav), müşriklerden mü’minlerin ayrışmasını istemiştir. Şirke karşı olan bu bilinçli tavrın ölene kadar devâmını arzu eden Hz. Peygamber (sav), bizlere şu müjdeyi vermiştir: “Kim ki Allâh’a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölür; namazını dosdoğru kılar, zekâtını verir, Ramazan orucunu tutar ve büyük günahlardan kaçınırsa o cennete girecektir.”105 Aksi bir durumu da yine Rasûlullah (sav) şöyle belirtmiştir: “Kim Allâh’a herhangi bir varlığı denk görerek ölürse mutlaka cehenneme girecektir.” 06 Hz. Muhammed’in (sav) beyânına göre; “insan şirke devâm eder ve bu hâl ile ölürse yapmış olduğu hiçbir iyi amelin faydası kendisine dokunmaz.”107 Müşrik birisinin amelinin uhrevî netîcesi Kur’ân’da şöyle dile getirilmiştir: “Rabblerini inkâra şartlanmış olanların/kâfirlerin yapıp ettikleri (iyi ameller), fırtınalı bir günde rüzgarın hışımla saçıp savurduğu küle benzemektedir; böyleleri kazandıkları (iyi) şeylerden (de âhirette) hiçbir yarar sağlayamazlar. Çünkü (Allâh’a karşı sergiledikleri) bu (inkârcı tutum) sapıklıkların en kötüsüdür.”108

Her türlü şirkten uzak bir hayâtı tercîh ederek tevhîdî bir yaşayış tarzını öncelemek ve bu hâli devâm ettirmek elbette ideal olandır. Ayrıca, devâm eden şirkin dışındaki tüm günahlar da tövbe ile afvın kapsamına girer.109 Fakat günahlarla şirkin sınırdaş olduğunu iyi kavramak gerekir. Bâzı büyük günahları şirke denk gören Rasûlullah (sav), bu bakışı ile günah-şirk yakınlığına dikkat çekip ümmetini uyarmıştır.110 Bu meyanda Hz. Peygamber (sav), Allah’tan başkasına amelleri arz etme olan gizli şirki111, Allah’tan başkası adına yemîn ederek o varlıkları kutsallaştırmayı112, yaşayan sâlih insanlara ve ölümlerinden sonra mezarlarına veya resimlerine ibâdet etmeyi yasaklamıştır.113 Hz. Muhammed (sav), insanın ölümünden sonra bile şirk koşmayan kişilerin şehâdetlerinin Allah katında önemli olduğuna şu hadîsi ile dikkat çekmiştir: “Bir Müslüman ölür ve cenâzesinde Allâh’a şirk koşmayan kırk kişi hazır olursa o kimse bunların şâhitliğinden mutlakâ fayda görecektir.”114

Günümüzde şirk, görüntü olarak modern bir form içerisinde kendisini gösterse de varlık sebebi Allah Teâlâ’yı hakkıyla bilememektir. “Allâh’ı hakkıyla öğrenip öğretmeden” bu hastalıktan kurtulmak mümkün değildir. Allah Teâlâ hakkında, cehâletlerinden veya felsefî bakış tarzını vahyin önüne koyduklarından dolayı birçok insan hayâtı parçalamıştır. Allâh’a âit olan alanı tamâmen daraltan bâzan da yok sayan çağdaş anlayış; mutlak dîni, bu dînin sâhibi olan Allâh’ı hayattan kovmuştur. İktisat, eğitim, hukuk, ahlâk ve siyâsal alanların kurallarını kendisi koymuş ve dîne hiç de îtibâr etmemiştir. Hattâ bir ihtiyaç olarak gördüğünde dîni de, ritüellerini de yine kendisi belirlemiştir. Bu anlayış dünyâda farklı isimler altında iktidâr olmuştur. Siyâset, bu şirk dîninin iktidârına zemin ve devam hazırladığı oranda meşrûiyet (!) kazanmaktadır. Böyle bir sosyal ve siyâsal düzenin organizatörlüğüne soyunan dünyâ sistemine arka çıkmak en büyük şirktir. Yapılması gereken; tevhîdî dünyâ görüşünü dünyâ sisteminin karşısına koymak sûretiyle insanları şirkin tasallutundan kurtarmaktır. Bu âcil görev yapılmazsa, hayâta hâkim olan şirk düzeni sebebiyle dünyâ Müslümanları, bireysel anlamda ve nesillerinin Müslüman kalabilmesi bağlamında büyük bir tehlike altındadırlar. Bu tehlikeye düşmemek için Rasûlullâh’ın (sav) şu hadîsini hayâtımızda içselleştirmemiz şarttır: “Ateşlerde de yakılsanız, paramparça da edilseniz, yine de Allâh’a hiçbir şeyi şirk koşmayın.”115 Dünyâda ateşe atılmadan şirke arka çıkmak ve siyâsal destek vermek, âhiretteki ateşe gönüllü hazırlanmaktır. Bunun için ‘câhil cesâretli olur’ demişlerdir.

Not: Dipnotlar www.yenidunyadergisi.com sitesinden ilgili yazıya bakabilirsiniz..

Dipnotlar:

1 Âl-i İmran 3/151

2 Bakara 2/7

3 Bakara2/96

4 Bakara 2/105

5 Bakara 2/114

6 Bakara 2/116; Nisâ 4/48

7 Bakara 2/135; Âl-i İmran 3/67

8 Bakara 2/165

9 Bakara 2/193

10 Bakara 2/221

11 Âl-i İmran 3/118

12 Nisâ 4/48, 116

13 Nisâ 4/59

14 Nisâ 4/117

15 Nisâ 4/118

16 Mâide 5/72

17 Mâide 5/73-76

18 Mâide 5/103

19 Mâide 5/104; A’râf 7/28

20 Mâide 5/116

21 En’âm 6/25

22 En’âm 6/27

23 En’âm 6/29

24 En’âm 6/39

25 En’âm 6/68

26 En’âm 6/70; A’râf 7/51

27 En’âm 6/70

28 En’âm 6/82

29 Mâide 5/82

30 En’âm 6/91

31 En’âm 6/94

32 En’âm 6/100

33 En’âm 6/107; Nahl 16/35

34 En’âm 6/108

35 En’âm 6/111

36 En’âm 6/116

37 En’âm 6/121

38 En’âm 6/121

39 En’âm 6/124

40 İbrâhîm 14/18; Tevbe 9/19

41 En’âm 6/136

42 En’âm 6/137, 140

43 En’âm 6/148

44 En’âm 6/151

45 En’âm 6/153

46 En’âm 6/161

47 A’râf 7/37

48 A’râf 7/40

49 Enfâl 8/20-23

50 Enfâl 8/35

51 Tevbe 9/6

52 Hac 22/72; Fussilet 41/26

53 Tevbe 9/23

54 Tevbe 9/31

55 Tevbe 9/ 80, 84, 113

56 Yûnus 10/18

57 Yûnus 10/22; Ankebût 29/65, Rûm 30/33, Lokmân 31/32

58 Yûnus 10/38; Hûd 11/13, 35

59 Nahl 16/116, En’âm 6/138

60 Tevbe 9/30; Yûnus 10/68

61 Hûd 11/113

62 Yûsuf 12/106

63 Hicr 15/94

64 Nahl 16/24; Furkân 25/5

65 Nahl 16/58

66 Kehf 18/110

67 Mü’minûn 23/82

68 Furkân 25/20

69 Furkân 25/32

70 Lokmân 34/13

71 Lokmân 34/15

72 Sâffât 37/150

73 Casiye 45/23, Furkân 25/43

74 Rûm 30/32

75 Zuhruf 43/22, Lokmân 31/21

76 Zümer 39/3

77 Zümer 39/29

78 Ankebût 29/12

79 Fâtır 35/43

80 Yâsîn 36/78

81 Nahl 16/106; Alak 96/9-10

82 Furkân 25/4

83 Zuhruf 43/86

84 Ahkâf 46/5

85 Saff 61/9

86 Tekâsür 102/1-2

87 Lokmân 31/13

88 Müddessir 74/24-25

89 Nebe 79/40

90 Mutaffifîn 83/1-3.

91 Fecr 89/17-20.

92 Beled 90/7

93 Beyyine 98/ 6

94 Mâun 107/7

95 En’âm 6/15, A’râf 7/33.

96 En’âm 6/121.

97 Tevbe 9/23.

98 Tevbe 9/28.

99 İbni Hanbel, Müsned, III/99.

100 Hâkim, Müstedrek, II/30.

101 İbni Hanbel, Müsned, V/230.

102 İbni Hanbel, Müsned, V/313.

103 İbni Mâce, Hudûd, 2, h. no: 2536, II/838.

104 Ebû Dâvûd, 9, Cihâd, 182, h. no: 2787, III/228.

105 Tahavî, Müşkil’ül-Asar, I/262.

106 İbni Hanbel, Müsned, I/374.

107 İbni Hanbel, Müsned, (tah: Muhammed Şakir, h. no: 6586), X/91.

108 İbrâhîm 14/18

109 İbni Hanbel, Müsned, V/174.

110 Heysemî, Mecmau’z Zevaid, V/52,70.

111 İbni Hanbel, Müsned, (tah: Muhammed Şakir, h. no: 11252), IV/65.

112 Ebû Dâvûd, Sünen, III/569-70.

113 İbni Hanbel, Müsned, VI/51.

114 Ebû Dâvûd, 15, Cenâiz, 45, h. no: 3170, III/517.

115 Hanbelî, Câmiu’l-Ulûm ve’l-Hikem, II/374.

Mart 2021, sayfa no: 6-7-8-9-10-11

Ayrıca kontrol et

Eğitimde Menkıbe / Alemdar

Eğitimini Rabbimizden alan Cenâb-ı Kibriyâ (sav) “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel kıldı”1 buyurur.Vahyin bitimiyle, Rabbânî …