İsmail Fennî Ertuğrul / Prof. Dr. Mustafa Kara

1855 yılında -bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan- Tırnova’da doğdu. Fatih Türbedârı Ahmed Amîş Efendi (ö.İstanbul 1920)1 olarak tanınan zât, Tırnova Sıbyan Mektebi’nde öğretmeni, daha sonraki yıllarda tasavvufî anlamda mürşidi oldu.Bir asra yaklaşan ömrünü 29 Ocak 1946’da İstanbul’da tamamladı ve Eyüb Sultan mezarlığına defnedildi.

Tanzimat dönemiyle birlikte Batı’dan esen materyalist ve pozitivist rüzgârlara karşı kelâm ve kalemiyle mücâdele eden önemli şahsiyetlerden biri de İsmail Fennî’dir.2 Tanzimat döneminde yetişen, Cumhuriyet döneminde de eser vermeye devâm eden İsmail Fennî, mücâdelesini sağlam bir zeminde sürdürebilmek üzere Batı dilleri ve felsefesini de öğrenmek için, Felsefe Lugati kaleme alacak derecede büyük bir gayret göstermiştir. Bir taraftan dînî/ahlâkî hayâtı tehdit eden bu maddeci zihniyete karşı Maddiyyun Mezhebinin İzmihlâli isimli eserini kaleme alırken diğer taraftan tasavvufî düşünceyi tesirsiz hâle düşürmek için çaba harcayan eski-yeni kitaplara/makâlelere de Vahdet-i Vucûd ve Muhyiddîn Arabî adlı kitabı yazmıştır.

Telif-tercüme birçok esere imzâ atan İsmail Fennî, 9050 ciltlik kütübhânesini Bâyezid Devlet Kütübhanesi’ne; Cağaloğlu ve Büyükada’da bulunan evlerini, basılmamış eserlerini ve bütün kitaplarının basım haklarını ise Daruşşafaka’ya3 bağışlayarak öbür âleme intikâl etmiştir.

Basılmış olanlar:

  1. Luğatçe-i Felsefe. [İstanbul, 1341]
  2. Maddiyyun Mezhebinin İzmihlâli.4 (Ludwig Büchner’in Madde ve Kuvvet isimli eserine reddiye), İstanbul, 1928.5
  3. İzâle-i Şükûk (Dozy’nin İslam Tarihi’ne reddiye)[İstanbul, 1928]
  4. Vahdet-i vücûd ve Muhyiddîn Arabî (İstanbul, 1928)6
  5. Küçük Kitapta Büyük Mevzular[İstanbul, 1934]7
  6. On fasıl nota.

Yazılmış olanlar:

  1. Hürriyet (Stuart Mill’in meşhur eserinin tercümesi)
  2. Telhis-i Usûl-i Mâliye.
  3. Asr-ı hâzır Maddiye Mezhebi (Paul Janet’in eserinin tercümesi)
  4. Hayat ve Madde(Monizm mezhebinin reddi hakkında yazılan eserin tercümesi)
  5. Türkiye Tarihi.(İngilizce Umumi Tarihi’nin Türkiye’ye âit olan kısmının hülâsasıdır ki buna müsteşrik Vanbery’nin, 19’uncu Asırda Türkiye isimli eseri de ilâve edilmiştir.)
  6. Dürretü’l-yetîme (İbn Mukaffa’nın ahlâk ve edebe dâir eserlerinin Arapça aslından tercüme).
  7. Hey’et-i İçtimâiye ve Hayatta Muvaffak Olmak İçin Mâlûmât-ı Ameliye
  8. Les Essais tercümesi
  9. Hadîka-i Zerâfet
  10. Ezop (İngiliz Çocuk Masalları)
  11. Gülzâr-ı Emsâl(Muhtelif lisanlarda yazılmış olan masalların tercümesi.)
  12. Envâr-ı Hakîkat(Batılı yazarların İslâm aleyhindeki iddialarına cevaptır.8 Fennî’nin en mühim eserlerinden biridir.9)

Vahdet-i Vücûd ve İbn Arabî

Harf devriminin yapıldığı sene eski harflerle basılan eser, 320 sayfa olup altı bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölüm Vahdet-i vücûdun aslı ve hakîkati, ikinci bölüm Vahdet-i vücûdun dayandığı deliller, üçüncü bölüm Panteizm ile vahdet-i vücûdun farkları, dördüncü bölüm Vahdet-i vücûda yapılan itirazlar ve cevapları, beşinci bölüm Fütuhât-ı Mekkiyye’de ileri sürülen bâzı görüşler, son bölüm ise İbn Arabî’nin hayâtı ve eserlerine tahsîs edilmiştir.

Kitabın büyük kısmı konuya yönelik olarak yapılan itirazlar ve bunlara verilen cevaplara tahsîs edilmiştir. SadeddinTaftazânî’ye nisbet edilen risâledeki 15, Ali Kârî’nin risâlesindeki 24 itiraz geniş bir şekilde cevaplandırıldıktan sonra İbnTeymiye’nin itirazlarına sıra numarası verilmeden genel olarak açıklamalar yapılmıştır. İbn Teymiye’nin son bölümde yer almasının sebebini de yazar, “eserlerini zamânında temin edememek” olarak izah etmiştir.

Eserin ilk satırlarında telif sebebinin gerekçeleri var: “Ulemâ-i kirâmımızdan bir zümrenin vahdet-i vücûda kâil olanlar ve bilhassa Muhyiddîn-i Arabî hazretlerine karşı bir hiss-i nefret ve husûmetle mütehassis olduklarını gördüm. Bunun esbâbını anlamak için içlerinden bâzılarıyla mübâhasede bulundum. Bunların vahdet-i vucûd meselesini lâyıkıyla tedkîk etmediklerine ve bunu vucûdiyye(panteizm) mezheb-i felsefîsinden ibâret bildiklerine yakîn hâsıl ettim…”

Düşünce târihimizin en mühim tartışmalarından biri olan vahdet-i vücûd meselesi hakkında ileri sürülen karşılıklı fikir ve reddiyeleri bir noktaya kadar normal karşılamak gerekir. Çünkü insanoğlu aynı metinden farklı anlamlar çıkaran bir zihin yapısına sâhiptir. Ancak bâzan fikirler tartışılırken “tartışma sınırları” aşılmakta, muhâtabı tahkîr hattâ tekfîr etmenin yolları aranmaktadır. Bitmez tükenmez tartışmaların bir mühim sebebi de aynı terimlere değişik kültür ve coğrafyalarda yüklenen farklı anlamlardır. Bütün bu konulara objektif bakabilen insanlar ise hakîkate daha emin yollarla soğukkanlı bir şekilde yaklaşabilmektedir. Bize göre İsmail Fennî Ertuğrul bu gruba giren düşünürlerden biridir.

Yazarın, vahdet-i vucûd anlayışına ve İbn Arabî’nin düşünce tarzına yönelik olarak yapılan itirazlara cevap verirken kullandığı kaynakların başında şüphesiz Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerifler gelmektedir. İkinci grup kaynakları tasavvufî şahsiyetlerin eserleri, nihâyet Batılı düşünürlerin yorumlarıdır.

İbn Arabî’nin Fütuhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu’l-hikem’i başta olmak üzere diğer risâlelerinin yanında Fusûs şerhleri de zaman zaman başvurduğu kaynaklar arasındadır. Gazzâlî, Geylânî, Suyûtî, Ebu’l-Feth Mekkî, İsmail Hakkı Bursevî, Necmeddin Kübra, Molla Câmî, İbn Kemalpaşazâde, Devvânî, Firuzâbâdî, Fahreddin Râzî, Cemâluddîn Hindî, Celâleddîn Rûmî, Gelenbevî, İmam Rabbânî, Muhammed Abduh, İbn Rüşd… zaman zaman fikir ve yorumlarına başvurulan yazarlar arasındadır.

Eserde ismi geçen Batılı ilim ve fikir adamlarından bâzılarının adları şöyledir: Plotin, Bruno, Kant, Spinoza, Hegel, Fichte, Spencer, Gustav Le Bon, Alfred Binet, Diderot, Emile Fague, Saint Paul..

Eserin son cümlesi bizim de son cümlemiz olsun: “Maksad-ı âcizânemiz ihvân-ı dînimizden bir kısmını bu veçhile dalâlet ve hüsrandan vikaye etmekten ibârettir. Cenâb-ı Hâdi-i Mutlak cümlemize Tevfîk ve hidâyet ihsan buyursun!”

Dipnotlar

1 Vefâtının 100. Yılında onu ve ondan istifâde eden büyüklerimizi anma programları oldu mu?

2 Bu konu için bk. S.H. Bolay, Türkiye’de Ruhcu ve Maddeci Görüşün Mücâdelesi, İstanbul,1966

3 Öksüz ve yetim Müslüman çocukları okutmak için Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslâmiyye tarafından yaklaşık 150 yıl önce 1873 yılında İstanbul’da kurulan ve hâlen eğitim ve öğretime devâm eden kurum. Geniş bilgi için bk. DİA ilgili md.

4 Nşr. Abdülhalim Kılıçsoy, İstanbul 1996.

5 Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (ö.İstanbul 1942), Kamer sûresinin ilk âyetini tefsîr ederken bu eserden yaptığı iktibâsa şu cümle ile başlamıştır: “ Zamânımızda basılan en güzel eserlerden Maddiyyun Mezhebinin İzmihlâli nâm kitâbında Bay İsmail Fennî mûcizâta dâir yazdığı şâyân-ı istifâde ma’lûmât sırasında Şeyh’in (Muhyiddin İbn Arabî’nin) bu sözlerine temâs ederek şöyle bir mütâleada bulunmuştur..” Hak Dini Kur’an Dili Yeni Mealli Türkçe Tefsir. İstanbul,1936,c.6/4634

6 Nşr. M. Kara, İstanbul 2020.

7 Nşr. Kâmil Yılmaz, İstanbul 1976

8 Eseri Osman Nuri Ergin, bâzı notlarla birlikte Hakikat Nurları adıyla neşretmiştir. İstanbul 1949. Hayâtı ve eserleri için ayrıca bk. İ. Kara, Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi, İstanbul,1987, c.ıı.,s,137 vd.

9 1966 yılında İstanbul İmam Hatip Okulunda öğrenci iken bu eser öğrencilere hediye edilmiştir. Saklıyorum.(M.K.)

Ocak 2021, sayfa no: 30-31-32-33

Ayrıca kontrol et

Nezâket Zarâfet / Alemdar

Dünyâ hayâtında berâber olmanın bizde etkileri pek çoktur üstadlarımızın. Kullanıma hazır hâcetler bulunur çantada. Yeri …