Anasayfa / Genel / İmam Hatip Liseleri ve Eğitim Kalitesi

İmam Hatip Liseleri ve Eğitim Kalitesi

*Dünyâda örneği görülmeyen bir yapıyı düşünelim önce: Bir millet, dişinden tırnağından arttırdığı harçlıklar ve yaptığı infakla okullar inşâ ediyor. Sonra devletine başvurup, ‘bana bir müdür bir de mühür gönder’ diyor. “Binâ da senin, çocuğum da… Yeter ki inançlarıma ters, değerlerime karşıt bir eğitim verme!”

Târihinde inişler çıkışlar olmuş, seveni kadar olmasa da şedid düşmanları olmuş, hep bir tartışmanın odağında bulunmuştur.

Dışarıdan, bu yapıya ezelden beri karşı olanlardan gelen eleştiriler her zaman yıkıcı, tahripkâr, ötekileştirici, yok edici bir anlayışla sürdürülmektedir. Özünde İslâmiyet’e karşı sıkıntılı bir bakış açısına sâhip olan bu çevreleri memnun etmek zâten mümkün değil.

Kendi içimizden gelen eleştiriler de çeşit çeşit.

Eleştiride insâfı elden kaçıranlar da var insaflı olanlar da…

Bu değerlendirmelere baktığımızda, birbiriyle çelişen ve zıt bakış açılarına sâhip pek çok iddia görmemiz mümkündür: İmam hatip müfredâtı hurâfecidir, gelenekçidir, modernisttir, şii temâyülündedir, ehlisünnet dışlanmıştır, akıl devre dışıdır, sünnîdir, mezhepçidir, devletçidir, devlet karşıtıdır, Atatürkçüdür, Atatürk karşıtıdır, bilimsel değildir…vs.

Bunların hepsi de imam hatipler için söyleniyor. Anlamak zor, değil mi? Peki sebep? Sebep çok…

İmam Hatipler Bizim Gibi Olsun!

Bu okullarla ilgili eleştirilerde herkesin bir niyeti, düşüncesi, hesâbı ve sebebi var.

Sebep bir: Bu eleştirileri getirenlerin içinde yer aldığı cemâat, tarîkat, meşrep, mezhep, grup, câmiânın genel anlayışıdır. Bulundukları zâviyeden bakanlar, imam hatip okullarının kendi dernekleri, vakıfları, dergâhları veya medreseleri gibi olmasını, ders kitaplarının da kendi mensuplarının benimseyerek okuduğu kapalı devre kitaplar gibi olmasını istemektedirler. Bunun olmadığı durumlarda da çok keskin eleştirilerde bulunabilmektedirler. Örneğin müfredatla ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün; akademisyenlerden, din eğitimcilerden, öğretmenlerden ve alan uzmanı resmî ve sivil insanlardan heyetler oluşturarak çalışmalar yaptığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Ancak her hâlükârda bir eleştiride bulunmak isteyen, “şu isimler değil de bu isimler olmalı” diyebilir. Ancak tümüyle ittifâk edilecek isim ve müfredâtın belirlenmesi imkânsızdır.

Sebep iki: Bâzı kimselerin, imam hatip vesîlesiyle yaşadığı veya duyduğu bâzı hatâlı uygulamalardan hareketle genelleme yapması ve koca bir câmiânın kolayca suçlanabilmesidir. Örneğin bir imam hatip okul müdürünün, öğretmen veya öğrencinin yaptığı bir yanlıştan hareketle çok rahat genelleme yapılabilmektedir. Bunun en son örneğini bir öğretmenin kendisi için hazırladığı bireysel yıllık plan vesîlesiyle yaşadık. Ders konularını işlerken, hadis inkârcısı bir zavallının kitabından da yararlanacağını yazması üzerine sosyal medyada hemen yaygara koparıldı: “Millî Eğitim İmam hatip liselerinde hadis karşıtı yazarın kitabı yardımcı kaynak olarak okutulmaktadır.” On binlerce imam hatip lisesi meslek dersleri öğretmeninden birinin yaptığı iş, tüm imam hatiplere mâl edildi maalesef.

Sebep üç: Bu mevzuda dil ve kalem oynatmanın kolay oluşudur. Mevzu imam hatip olunca genel bir ilgi de görmekte, gündeme gelmektedir.

Sebep dört: Bâzı insanların tatminsizliği, felâket tellallığı ve kusur bulma hastalığıdır. Siz ne yaparsanız yapın illâ bir eksiklik bulurlar. Kendileri rahat köşelerinde oturmakta, zahmete katlanmadan; iş yapan, yürüyen insanların hatâlarını kolayca görmektedirler. En insaflısı, toplantılar düzenleyerek veya düzenlenen toplantılara katılarak eleştirilerini sunar ama o bile sorunları gidermek için ter dökmez.

Ama unutulmaması gereken husus şudur: İmam hatipler bütün bir milletindir. Sağcısı-solcusuyla, liberali-sosyal demokratıyla, sûfîsi-radikaliyle, partilisi-partisiziyle bütün Türkiye’nindir.

İmam Hatip Sayısı Çok Mu?”

Kamuoyunda öyle bir algı var ki bilmeyen, tüm okulların imam hatip’e çevrildiğini sanır. Oysa gerçek bu değil.

Bu algı üzere ortalığı birbirine katanlar kimler? En önemli kesim, imam hatip liselerine karşıt bir ideoloji üzerinden bakanlar. Bir kısım medya, STK, sermâye çevreleri ve siyâset üzerinden dur durak bilmeyen kesimler. Laikçi/Kemalist/Marksist/sol çevreler… Ve azımsanamayacak ölçüde de milliyetçi/muhafazakâr/İslâmcı çevrelerden bir grup.

Birincileri imam hatiplerin özüne de binâsına, öğrencisine, hâsılı herşeyine de karşı olan kesim; iddiaları anlaşılır. Diğer kesim ise içeriden. Gençlerin İslâmî değerlerle yetişmesini arzu eden bir kitle. Ama bu iddiayı dillendirenler meseleyi etraflıca değerlendirmekten uzak görünüyorlar.

Önce genel olarak sayılara bakalım. MEB bünyesinde, 26.192 bin anaokulu–ilkokul, 13.220 ortaokul, 3.162 imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. 13 bin ortaokul, 3 bin imam hatip ortaokulu. Çok mu Allah aşkına? Bu sayı 5 bin, 10 bin olsa daha iyi olmaz mı?

Liselere bakınca durum şöyle: 2.995 lise, 3.605 Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi, 92 Meslekî ve Teknik Eğitim Merkezi, 785 Çok Programlı Anadolu Lisesi ve 1.482 Anadolu İmam Hatip Lisesi.

Okul öncesi eğitim gören öğrenci sayısı 1 milyon 315 bin 854 iken, 4 milyon 748 öğrenci ilkokul, 4 milyon 402 bin öğrenci ortaokul, 3 milyon 183 bin öğrenci lisede, 1 milyon 624 bin öğrenci meslek liselerinde eğitim görüyor. Açıköğretim İHL öğrencileri ile birlikte 2016-2017 öğretim yılındaki toplam öğrenci sayısı 1.305.690 olmuştur.

Sâdece 1482 imam hatip lisesi var. 3 bin, 5 bin ihl olsa ne zararı var? Ortaokul ve liseyi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda okuyacak öğrenciler, dînî bilgilerin biraz daha yoğun verildiği bu mekteplerde eğitim görseler kötü mü olur?

Hemen bâzı itirazların geleceğini biliyorum. Öğretmen sayısı ve yeterliliği, kalite, imam hatip bilinci, meslekî yetişme gibi sebepler ileri sürülecektir. İyi de imam hatip dışında okuyan öğrenciler için bu imkânlar mükemmel bir şekilde sağlanmakta mıdır? Oradan yetişenler dört dörtlük mü? Orada her türlü doğru bilgi yeterince verilip tüm yetenekler keşfediliyor mu? Hem akademik açıdan yetersiz olan öğrenciler sokağa mı atılsın?

İmam hatip lise sayısı, vatandaşın talepleri doğrultusunda, ihtiyaç doğrultusunda arttırılmalıdır. Kimseyi zorlamadan, abartıya kaçmadan, baskı uygulamadan her yere imam hatip ortaokulları ve liseleri açılmalıdır. Hiçbir vatandaş, kapıdan geri çevrilmemelidir.

28 Şubat Yıkım Dönemi böylece telâfi edilmelidir. On beş yıl boyunca yapılan tahrîbat giderilmelidir.

Vatandaşın beklentisi karşılıksız bırakılmamalı, özellikle her mahallede servis ihtiyâcı duymadan öğrencilerin gidebileceği imam hatip ortaokulları açılmalıdır.

Çocukların dînini doğru bir şekilde öğrenmeleri için de buna ihtiyaç vardır. Sağda solda, merdiven altında fetö tipi bâtıl inanışların etkin olmaması için, Kur’ân ve Sünnet’in, sâlih âlimlerin yolunda bir neslin yetişmesi için buna şiddetle ihtiyaç vardır.

Millî okullar olduğu için de imam hatiplere ihtiyaç vardır. Millî ve yerli. Gelenekten beslenen ve geleceğe yürüyen bir nesil için buna millet ve devlet olarak mecbûruz.

İmam Hatip Liseleri ve “Kalite” Putu!

Bugün maalesef insanımız kaliteyi yanlış tanımlamakta ve o yanlışı da bir puta çevirmekte. Çoğuna göre kalite; akademik başarı, üniversiteye öğrenci gönderme, fizikî şartların iyileşmesinden ibârettir. Oysa bunlarla birlikte, aslâ unutulmaması hattâ birinci sırada olması gereken; sağlam bir inanç ve istikamet üzere bir yaşama sâhip, yetenekleri geliştirilmiş, ahlâk, sanat ve kültüre duyarlı bir nesil yetiştirmektir. Bunlar olmadan bir öğrencide, okulda, eğitimde kaliteden bahsetmek mümkün değildir. Maalesef çoğunlukla kalite, bâzı özel okullar üzerinden sâdece akademik başarıya indirgenerek putlaştırılmaktadır.

Bu çarpık anlayışı düzeltme ve neslimize sâhip çıkma anlamında Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından, Anadolu İmam Hatip Liseleri ve İmam Hatip Ortaokullarında eğitim ve öğretimde standart ve kaliteyi, evrensel ihtiyaçlar ve beklentiler bağlamında daha ileriye taşımak, okullar arasında uygulama birlikteliğini sağlamak ve belirli bir standardı yakalamak için okullara “Yol Haritası” mâhiyetinde bir “Vizyon Belgesi” hazırlanmıştır. Hazırlanan “Vizyon Belgesi”ne göre planlanan eylemler Kalite Takip Sistemi (KTS) adı ile oluşturulan elektronik yazılım sistemi ile tâkip edilmeye başlanmıştır.

Anadolu İmam Hatip Liselerinde eğitim gören ve üniversitelerde farklı akademik alanları tercih edecek olan ya da dil eğitimi, sanat veya spor alanlarından birinde kâbiliyeti olup ilgi duyan öğrencilerin önünü açmak; onların ilgi, istidat ve kâbiliyetleri doğrultusunda yetişmelerine imkân tanımak için “program çeşitliliğine” gidilmiştir.

265 imam hatip lisesinde Fen ve Sosyal Bilimler Programı uygulanarak imam hatip târihinde bir devrim gerçekleştirilmiştir. Her ilde, büyük ilçelerde gözde imam hatip okulları oluşturulmuştur.

15 okulda Arapça, 10 Okulda İngilizce, 2 Okulda İspanyolca ve 1 okulda Almanca dil ağırlıklı program uygulanmaktadır.

Üç imam hatip lisesinde spor programı uygulanmakta ve öğrenciler yetenek sınavıyla alınmaktadır.

Üç okulda mûsikî programı ve geleneksel/çağdaş görsel sanatlar programı uygulanmaktadır.

İmam hatip ortaokullarının başarı düzeyinin diğer ortaokullardan daha yüksek olması sağlanmıştır.

Uygulanan bu projelerle akademik başarısı yüksek öğrencilerin Anadolu İmam Hatip Liselerini tercih oranı artmıştır. 2015-2016 öğretim yılında 400 taban üzeri puanla öğrenci alan imam hatip lisesi sayısı 30 iken, 2016-2017 öğretim yılında bu sayı 70 olmuştur. Yeni öğretim yılında ise bu sayı 170’e yükselmiştir. Bu yükselişte proje ve program uygulayan okulların açılması, sosyal-kültürel etkinlikler, tanıtım çalışmaları etkili olmuştur.

İmam hatip okulları öğrenci, öğretmen ve idârecilerine yönelik yapılan seminerler, çalıştaylar, hizmetiçi faaliyetler, yaz eğitim etkinlikleri, okuma grupları ile madden ve mânen yükselmenin inşâsı sağlanmaya çalışılmaktadır.

İmam Hatip Okulları Altın Devrini Yaşamaktadır

Görünen tabloda şunu net bir şekilde ifâde etmek mümkün: Hiçbir dönemde olmayan siyâsî irâde desteği, halk ilgisi, eğitimcilerin fedâkârlığı, samîmî insanların ve stk’ların gece gündüz gösterdiği çabalar, milli eğitim câmiâsının, ülke genelinde eğitim yöneticilerin gayretleri, gelecek adına büyük umutlar vermektedir. İlâhiyat fakülteleri hazırlık sınıflarıyla yarışan İHL proje okul öğrencileri, yeni müfredat, ufuk verici vizyon, sosyal kültürel etkinlikler, akademik uğraşlar, imam hatip bilincinin yerleşmesi için yapılan etkinlikler, sanat, fen ve sosyal bilimler programı uygulayan ihl’ler, öğretmen ve yöneticilerle eğitim çalışmaları, öğrencilere Kur’ân ve sünnet bilincinin kazandırılmasına yönelik çalışmalar, sırât-ı müstakim üzere bir nesil inşâ etme faaliyetleri gelecek adına ümit vermektedir.

Tüm bunlara rağmen herkesi memnûn etmek mümkün değil ve imkânsızdır. Önemli olan ana istikamet üzere planlama yapmak ve yürümektir. Bu yolda imam hatip neslinin yolu açık olsun diyoruz. Sözü merhum Celal Hoca bağlasın:

“İmam Hatip talebesi; asrın ihtiyaçlarını müdrik, Doğuyu ve Batıyı bilen münevver, aydın desinler diye dinden tâviz vermeyen, dindar desinler diye de dinden tâviz vermeyen, tâvizsiz fakat müsâmahakâr bir gençliktir.”

Mehmet Nezir Gül (Kasım 2017)
Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü – Daire Başkanı

Ayrıca kontrol et

Tehlikeli, Görünmez Elektro-Sis 

Cep telefonları, baz istasyonları, elektronik âletler ve yeni ‘kablosuz teknolojisi’ sağlığımıza zarar verir. Hormonal süreçler ve diğer vücut süreçleri zarar görür, hattâ bu …