Anasayfa / Genel / İffet ve Sabır Âbidesi Bir Dünyâ Güzeli

İffet ve Sabır Âbidesi Bir Dünyâ Güzeli

Kur’ân’da kıssası anlatılan bütün kahramanlar bizler için önemlidir. Her birinin anlatılan kıssasından alınacak sayısız mesajlar vardır. Bu kahramanlardan ikisi vardır ki her müslüman gencin hattâ çocuğun çok iyi tanıması gerekir. Onlar bizim çocuklarımız ve gençlerimiz için özlenmesi ve izlenmesi gereken âbide şahsiyetlerdir. Bunlardan biri Hz. Yûsuf, diğeri ise Hz. Meryem’dir.

Hz. Meryem, ana karnında Yüce Allâh’a adanan, çocuk yaşta mâbette ibâdet ve tâatle büyüyen ve bir peygambere ana olan bir kadın kahramandır. Kadının toplumda esâmesinin okunmadığı bir dönemde, kadın/kız başına Allâh’a kullukta ve O’nun dînine hizmette ben de varım diyebilen, kirli toplumda tertemiz kalabilen örnek bir annedir.

Hz. Yûsuf ise kardeşlerinin kıskançlığı sebebiyle çocuk yaşta âilesinden ayrılan, kuyuya atılmayı, köle olarak satılmayı sabır ve metânetle karşılayan bir güzel insandır. Onun çocuk yaşta başlayan bu örnekliği, hayâtının bütün kesitlerinde devâm etti. Gençliğinin en güzel çağında, zindanda, makam sâhibi olduğunda o, bizlere hep en güzel örnekler sunmuştur.

Saraya köle olarak satıldığında, bir peygamber âilesi mensubu olarak hizmetçiliği kabûllenmiş ve onun hakkını en güzel şekilde vermiştir.

Güzelliği ile efendisinin hanımı onu günaha dâvet ettiği zamanda ise ‘ben Allah’tan korkarım, günah işlemekten Allâh’a sığınırım’, “Ey Rabbim! Zindan bana, bu kadınların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve câhillerden olurum” . (Yûsuf, 33.) diyerek bir iffet örnekliği sunmuştur. Bugün âile denetiminden uzaklarda günah ağlarına düşerken, ne yapalım şimdi herkes böyle yapıyor, kimse görmüyor ya, nasıl olsa Allah affeder diyen zamâne gençliği için Yûsuf’un bu mü’mince ve erce duruşu ne kadar önemlidir.

Saray entrikaları sonucu Hz. Yûsuf, zindana atılır. Ama o, imtihanın gereği olarak zindanı da medreseye çevirmesini bilir ve oradaki zindan arkadaşlarına Bizim Allâh’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz… Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hâkimiyet sâhibi olan tek Allah mı? O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. (Yûsuf, 38-40.) diyerek tevhid dersleri verir. Onların nezdinde Yûsuf’un çok özel bir yeri vardır. Yûsuf, en olumsuz şartları ve en olumsuz mekânları olumlu hale getiren bir kişiliktir. Zindanı, tevhîdi anlatma fırsatına dönüştüren sabır ve umut adamıdır.

Yûsuf’un kuyu, kölelik ve zindan mâcerâsı onu yönetime taşır. Artık o, üst düzey bir yöneticidir ve topluma hizmet etmektedir. O, adâlet ve hakkâniyetle işin üstesinden gelir, bolluk yıllarında aldığı tedbirlerle kıtlık yıllarını huzur içerisinde geçirmeyi sağlar.

Onun yardımına mazhar olmak için huzûruna gelen ve yaptıklarından dolayı ondan özür dileyen kardeşlerine de yine büyüklük gösterir ve: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir. (Yûsuf, 92.) diyerek onları bağrına basar. Zîrâ büyüklük ve kardeşlik affetmeyi gerektirir. İlâhî affa mazhar olmak isteyen, affetmesini bilmelidir.

Bunca sıkıntılı olaylardan sonra Hz. Yûsuf, babasına ve kardeşlerine kavuşur. Bir taht sâhibi bir yönetici olarak hamdini ve şükrünü Yüce Yaratıcı’ya yaparken meşhur duâsında aslâ çektiği sıkıntıları gündeme getirmez ve şöyle duâ eder:

“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin/rüyâların/olayların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyâda ve âhirette sen benim velîmsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yûsuf, 101.)

İşte Yûsuf aleyhisselâmın üstün meziyyetlerinden bahseden âyetlerden birkaçı:

Olgunluk çağına erişince O’na hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. (Yûsuf, 22.)

“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hâriç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Yûsuf, 53.)

Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sâhibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. (Yûsuf, 76.)

“Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulundu. Çünkü kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfâtını zâyi etmez”. (Yûsuf, 90.)

Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir. (Yûsuf, 100.)

Andolsun ki, Yûsuf ve kardeşlerinde sorup araştıranlar için ibretler vardır. (Yûsuf, 7.)

Kur’ân’ın en güzel kıssası olan Yûsuf (as) kıssasındaki hikmetli mesajlardan nasiplenebilmek için sorup araştırmak, kıssa üzerinde derinlemesine beyinleri terletmek gerekir. Hz. Yûsuf’un karşılaştığı sıkıntılar karşısındaki örnek duruşu ile empati yapıp kendimizi test etmek gerekir.

Prof. Dr. Ali Akpınar

Ayrıca kontrol et

“Bir kimse sırf Allah rızâsı için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.”

  Kıymetli Okurlarımız, Tdk yetim kelimesine “Babası ölmüş olan (çocuk), babasız” anlamını veriyor. Yetim kelimesi, …