Anasayfa / Bu Ay / Hz. Muhammed (sav) ve Çocuk Eğitimi – 2

Hz. Muhammed (sav) ve Çocuk Eğitimi – 2

Hz. Muhammed (sav) ve Çocuk Eğitimi – 2
Prof. Dr. Âdem Apak

Rasûlullâh’ın (sav) Çocuklara Değer Vermesi

Hz. Muhammed’in (sav) çocuklarla ilişkilerinde göze çarpan, en başta gelen özellik onlara değer vermesi, onların dostluğunu ve güvenini kazanması olmuştur. Kendisi çocuklarla özel olarak ilgilenmiş, onları yetişkin bir insan gibi kabûl etmiş, çocuklarla her karşılaştığında onlara selâm vermiş, hâl ve hatırlarını sormuştur.1 Onlarla şakalaşmış,2 hasta olan çocuklara da özel olarak geçmiş olsun ziyâretlerinde bulunmuştur.3

Hz. Muhammed (sav) döneminde çocuklar sosyal hayâtın bir parçasıydı. Rasûlullâh’ın (sav) çağrısıyla Bayram namazının kılınacağı yere kadınlarla birlikte onlar da çıkarlardı.4 Kaynakların bildirdiğine göre Rasûl-i Ekrem (sav) çocukların sağlık ve güvenlikleriyle de yakından ilgilenmiş, bu doğrultuda savaşlarda kadınlarla birlikte çocukların da öldürülmemesini özellikle emretmiştir.5

Medîne’ye dokuzuncu hicrî yılda gelen yetmiş-seksen kişilik Benî Temîm heyetiyle birlikte o sırada çocuk yaşta bulunan Amr b. Ehtem (ra) de bulunuyordu. Heyet üyeleri onu eşyâlarının başına nöbetçi olarak bırakmışlardı. Rasûl-i Ekrem (sav) gelenlere birtakım hediyeler verdikten sonra içlerinde hediye almayan kimse olup olmadığını sordu. Bunun üzerine sâdece eşyâlarının yanında bir çocuğun kaldığını söylediler. Hz. Peygamber (sav) onun da gönderilmesini isteyince Kays b. Âsım (ra) adlı heyet üyesi, onun kabîleleri arasında saygınlığı bulunmayan bir çocuk olduğunu söyledi. Peygamberimiz (sav) de “Olsun, o heyetle birlikte gelmiştir. Bahşiş almaya hakkı vardır.” buyurmuş, ardından da çocuğu getirtip bahşişini vermiştir.6

Çocuklar Arasında Ayrım Yapmaması

Hz. Muhammed (sav) anne-babanın çocuklarına eşit muâmele yapmasının onların görevi ve çocuğun da doğal hakkı olduğunu bildirmiştir.7 Bu konuda “Çocukların senin üzerindeki haklarından birisi de onlara eşit davranmandır.” buyurmuştur.8

Hz. Peygamber (sav), cinsiyeti ne olursa olsun ço­cuklara eşit davranılması gerektiğini öğretmiştir. İslâm öncesi Arap toplumunda uzun süredir yerleşmiş bulunan tavırları değiştirmek için kız çocuklarına özel ilgi göstermiştir. Bu hususta “kim ki iki kız çocuğu erginlik çağına vardıktan sonra yanında kaldıkları veya o kimse onların yanında kaldığı sürece onlara iyi davranıp ihsanda bulunursa kızları onu cennet’e dâhil ederler (yâni o kimse kızlarına ettiği iyilik sâyesinde cennetlik olur)” buyurmuştur.9 Bu hususta Hz. Âişe’den (r.anhâ) şöyle bir rivâyet gelmiştir: Rasûlullâh (sav) bu­yurdu ki: “Eğer bir kimse kızlara değer verdiğinden dolayı eziyet görürse ve onlara iyi dav­ranırsa onlar Cehennem’e karşı perde olurlar”.10 Rasûl-i Ekrem’in (sav) bunlardan başka, kız çocuklarını güzelce ve özenle yetiştirenlere Allâh’ın büyük mükâfât vereceğini belirten pek çok hadîsi bulunmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber’in (sav) İslâm’la müşerref olan kadın­lardan biat alırken biatın bir şartının da “çocuk­larını öldürmeyecekleri” olduğu bilinmektedir.11

Görüldüğü gibi Hz. Muhammed’in (sav) çocuklarla ilgili en önemli düzenlemelerinden biri kız çocuklarını erkek çocuklarla eşit statüye getirmesidir. Üstelik Hz. Peygamber (sav) kız çocuğuna özel önem vermiş, kız çocuğu yetiştirenleri bilhassa övmüştür: “Her kim buluğ çağına ulaşmalarına kadar iki kız çocuğunun bakımını, nafakasını, terbiye ve yetiştirilmesini üzerine alır ve bunu yerine getirirse o kimse kıyâmet günü benimle şöyle olacaktır” dedikten sonra parmaklarını birbirine kavuşturmuştur.12

Hz. Peygamber (sav) çocuklara mal bağışlanmasında âdil davranılmamasını zulüm olarak değerlendirmiş, özellikle erkek çocukların üstün tutulup kızların aşağılandığı bir kültür ortamında bu durumu tersine çevirerek kadın cinsiyle ilgili kalıplaşmış tutum­ları ortadan kaldırmayı amaç edinmiştir. O (sav) öncelikle kız çocuğuna karşı kötü duygular beslenmesini men etmiştir.13 Gerçekten de erkek cinsine göre kız daha nâzik, korumasız ve zayıftır. Bu durumda kızlara daha fazla ilgi gösterip onların yetişmesine katkı vermek adâlete en uygun olanıdır. Rasûl-i Ekrem (sav) bu hususta “Bağış ve ihsanlarda çocuklarınızın arasını eşit tutun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım kızları üstün tutardım” buyurur.14 Günümüzde buna pozitif ayrımcılık denilmektedir. Kız çocuklarının ikinci sınıf muâmele gördüğü ve horlandığı bir ortamda bu sözler ezber bozan ve çok anlamlı olan sözlerdir. Allah Rasûlü’nün (sav) her konuda kızlara öncelik vermeyi teşvîk eden ve kız çocuğu yetiştirmenin büyük ecir ve sevâbını dile geti­ren söz ve uygulamalarını da15 bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Burada sunulan örneklerde de görüldüğü gibi hediye, hîbe, mîrâs gibi maddî konularda ana-babanın tasarrufları, kardeşler arasında herhangi bir ayrıcalığa yer vermeyecek şekilde olmalıdır. “Allah’tan korkun ve çocuk­larınız arasında adâleti gözetin”16 anlamındaki sözleriyle Hz. Peygamber (sav) Müslümanların bu konuda dik­katini çekmiştir. Ana-baba maddî konularda olduğu kadar çocukları­nın her birine karşı gösterdiği sevgi ve ilgide de adâleti gözetmek durumundadır. Aksi takdirde kardeşler arasında kıskançlık ve düşmanlık duygularının uyanmasına yol açabilirler, bu da netîcede âile içindeki huzûru tehdîd eder.

Çocukların İyi Yetiştirilmesini Tavsiye Etmesi

Çocuğun bakımı ve himâyesi kadar iyi bir şekilde eğitilmesi de önemlidir. Hz. Peygamber (sav) bunu da çocuğun ana-babası üzerinde­ki haklarından birisi olarak zikretmiştir.17 Kuşku yok ki çocukların eğitilmesinde ana-babanın payı büyüktür. Zîrâ çocuklar yetişme çağlarından îtibâren onları örnek almakta ve hattâ taklîd etmektedirler. Bu bakımdan başta anne ve baba olmak üzere bütün âile bireyleri çocuklara iyi örnek olmalıdırlar. Allah Rasûlü (sav) yakın çevrenin çocuğun kişilik yapısına tesirini şu şekilde ifâde eder: “Her çocuk fıtrat üzere (hak dîni kabûl edebilecek nitelikte) doğar. Bundan sonra ana-babası Yahûdî ise onu Yahûdî yaparlar. Hristiyan ise Hristiyan yaparlar, Mecûsî ise Mecûsî yaparlar”.18 Çocuğun ahlâkî gelişimi yönünden de durum aynıdır. Çocuk doğruluğu da yalancılığı da, iyiyi de kötüyü de anne-babasından öğrenir. Bir gün Allah Rasûlü (sav) sahâbeden Abdullah b. Amr’ın (ra) evinde misâfir iken, annesi oğlunu çağırarak kendisine bir şey vereceğini söyledi. Peygamberimiz (sav) bunun üzerine ona, oğluna ne vereceğini sordu. Annesi de hurma vereceğini söyledi. Allah Rasûlü (sav) “Eğer aldatıp da bir şey vermeseydin sana bir yalan günâhı yazılacaktı” buyurdu.19

Çocuk ana-babası için yalnızca gönül eğlendirecek bir sevgi ve tatmin konusu değildir; onun her bakımdan ve zamânın şartlarına uygun şekilde yetiş­tirilip eğitilmesi, güzel ahlâkla süslenmesi ve iyi bir meslek edinmesi için çaba ve fedâkârlık gösterilmesi gerekir. Bu sorumluluğunu tam olarak idrâk etmiş ve bunun gereğini yerine getirmiş olan ana-baba çocukları için bütün maddî değerlerin üstünde, Allah Rasûlü’nün (sav) ifâdesiyle “en güzel mîrâs”ı bırakmış olmaktadır.20

Sonuç olarak ifâde etmek gerekirse; Kur’ân’da geçen “Andolsun ki Allâh’ın Rasûlü’nde sizin için, Allâh’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allâh’ı zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır”21 âyeti bu hususta temel düstur olmalıdır. Hayâtın bütün safhalarında olduğu gibi çocukların eğitiminde de Hz. Peygamber’in (sav) metodu bize rehberlik edecektir. Zîrâ Rasûlullâh (sav) hayâtı boyunca yeni yetişen nesillerle özel olarak ilgilenmiştir. Onlara öylesine şefkatli, candan ve sevgi dolu bir yürekle davranmıştır ki hayâtı boyunca gençler onun etrâfında pervâne olmuşlar, ona cân u gönülden bağlanmışlardır.

Hz. Peygamber’in (sav) erkek çocukların yanısıra kız çocuklarının eğitimine de özel îtinâ gösterdiği mâlûmdur. Nitekim O, kızı Hz. Fâtıma’nın (r.anhâ) ve ashâbın kız çocuklarının terbiyesini bizzat üstlenmiştir. Efendimiz (sav), hanımlarının ve evine gelen genç hanımların eğitimiyle de ilgilenmiştir. Ayrıca Peygamber hanımları yanlarına ümmetin genç kızlarını alarak onların eğitimiyle meşgûl olmuşlardır. Onların eğitim ve terbiyesinden geçen bu hanımlar da daha sonra ilme hizmet etmişlerdir.

Dipnotlar:
1 Buhârî, Edeb 81; Müslim, Selâm 15.
2 Buhârî, İlim 18; Tirmizî, Birr 57; Ebû Dâvûd, Edeb 92.
4 Buhârî, İ’deyn 15-16.
5 Buhârî, Cihad ve’s-Siyer 147-148.
6 Vâkıdî, Meğâzî, III, 979-980.
7 Buhârî, Hibe 12-13; Müslim, Hibât 9-19.
8 İbn Mâce, Ticaret 67.
9 İbn Mâce, Edeb 3.
10 Buhârî Edeb 18.
11 Mümtehine, 60/12.
12 Müslim, Birr 149.
13 İbn Hanbel Müsned, IV, 151.
14 Buhârî, Hibe 12.
15 İbn Mâce, Edeb 3; Tirmizî, Birr 33.
16 Buhârî, Hibe 12-13; Müslim Hibât 13.
17 İbn Mâce, Edeb 3.
18 Buhârî, Cenâiz 80; Müslim, Kader 22-25.
19 Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 447.
20 Tirmizî, Birr 33.
21 Ahzâb, 33/21.

Şubat 2020, sayfa no: 28-29-30-31

Ayrıca kontrol et

O Hz. Sâmî (ks)

O Hz. Sâmî (ks) Alemdar Sâmî Efendi’yi anlatmak, onun şahsında evliyâdan bahsetmek, kişinin kendi vüs’atine …