Anasayfa / Editör'ün Seçtikleri / Hz. Ebû Bekir’in Halife Seçilmesi

Hz. Ebû Bekir’in Halife Seçilmesi

Halife Olarak Yaptığı İlk İş

Hz. Ebû Bekir riyâset-i İslâmiye’yi deruhte etmekle pek müşkil ve mühim vazîfeleri yüklenmiş oldu.

Bir tarafta sahte nübüvvet iddiasında bulunan müddeîler türemiş, ve diğer tarafta mürtedler, zekât münkirleri zuhur etmişti.

Hz. Âişe, babasının deruhte ettiği vazifenin ağırlığını şöyle tasvir ediyor:

– “Babamın karşılaştığı buhranlar dağlar başına inse idi onlar erirdi.”

Hz. Ebû Bekir’in buhrandan, tehlikelerden zerre kadar yılmadığını gösteren bir hâdise de; en muhataralı vaziyet içinde önce Resûl-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin, Zeyd bin Hârise’nin oğlu Üsâme’nin kumandası altında ihzâr buyurduğu ordunun Şam’a doğru azîmetini emretmesidir. Bu ordunun Medine’de kalması için müracaat vuku bulmuş ise de Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh-:

– “Arslanların gelip beni kapacağını bilsem yine Üsâme’yi bekletmem.” demiştir.

Diğer taraftan bazı Ensar, Üsâme’nin genç olduğunu, ashabdan yaşlı bir kumandanın tayin olunmasını münasip gördüklerini Hz. Ömer’le Hz. Ebû Bekir’den istemişlerse de Hz. Ebû Bekir:

“Köpekler, kurtlar üzerime saldıracak olsalar yine onu gönderirim. Resûl-i Ekrem Efendimiz –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in emri bu merkezdedir. Tek başıma kalacak olsam da onu gönderirim.” demiş ve Hz. Ömer’in sakalından yakalayarak:

-“Hattab’ın oğlu!.. Üsâme’yi Hz. Peygamber ta’yin ettiği halde sen benden onun azlini mi istiyorsun?” dedi. Hz. Ebû Bekir’in bu hareketi onun tam azimli ve kararlı devlet adamı olduğunu isbat eder.

Hz. Ebû Bekir ordu karargâhına gelerek orduyu teşcî etti. Üsâme ile arkadaşları at üzerinde gittikleri halde Hz. Ebû Bekir yaya yürüyerek orduyu selâmladı. Üsâme atından inerek Hz. Ebû Bekir’e atını takdim etmek istedi ise de o, kabul etmedi. Ümmet-i İslâmiyenin en büyüğüne bir at takdim edilmek istenildi, onu da reddetti. At üzerinde ilerleyen Üsâme’nin rikâbında yaya yürümeyi tercih etti ve:

“Bir saat olsun, ayaklarım Allah yolunda tozlansın.” dedi. Bu vaziyet karşısında ensar ve muhacirinin gözleri açıldı. Bir takım bâtıl arzulara mutî olmanın mânâsız olduğunu anladılar.

Hz. Ebû Bekir ordudan ayrılırken Üsâme, ordusunda bulunan Hz. Ömer’in kendisine yardım etmek üzere Medine’de kalmasına müsaade edip etmeyeceğini Üsâme’den sordu. Üsâme de Hz. Ömer’e izin verdi.

Hz. Ebû Bekir’in orduya vukû bulan bu ta’limatı ve vesâyâsı tarihte altun yazı ile yazılacak derecede kıymeti hâizdir. Ebû Bekir’in bu hal ve harekâtı nüfûz-ı şahsisini her nüfûzun fevkinde tanıyarak bu nüfûzu sû-i isti’malden müteneffir olduğunu ve kumanda ve idare esâsâtına ne kadar riayetkâr bulunduğunu göstermektedir.

Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)

Hz. Ebû Bekir Sıddîk (radıyallahu anh) kitabından alınmıştır.

 

Ayrıca kontrol et

İrfânî Gelenekte Sevenin Sevdiğiyle Hemhâl Olma Gayreti: Uygulanışı, Dînî ve İnsânî/Vicdânî Dayanakları İle Râbıta

Çoğulu ‘revâbıt’ olan râbıta kelimesi sözlükte ‘iki şeyi birbirine bağlayan ip, alâka, bağ, vuslat, ilgi …