Anasayfa / Genel / Hayme Ana (Devlet Ana)

Hayme Ana (Devlet Ana)

İsmail Bilgin 

Güngüz Alp’in eşi, Ertuğrul Gazi’nin annesi, Osman Gazi’nin ninesidir.  Hayme, çadır demektir. Hayme Ana da, çadır anası anlamına gelmektedir. Yüzölçümü 22 milyon metrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin kurucularına, Kayı Boyu halkına analık yaptığı, fedakârca, cefakârca her işe koştuğu, herkese kol kanat gerdiği için Devlet Ana olarak da anılır.

 

Kocası Gündüz Alp’in vefatından sonra dağılma noktasına gelmiş olan Kayı Boyu’nun ilk önce Aşağı Sakarya Vadisine daha sonra da Söğüt’e, Domaniç’in Çarşamba Köyüne gelmesinde oğlu Ertuğrul Gazi’den sonra en büyük sorumluluk ve görev ona ait olmuştur.

 

Oğlunun daima yanında olmuş, ona destek vermiş, ona hep büyük idealler aşılamış, torunu Osman Gazi’nin elinden tutarak daha küçüklüğünde bir devletin nasıl kurulması gerektiğini, bunun için neler yapılmasının lazım geldiğini kendisine bıkmadan usanmadan anlatmıştır.

 

Osmanlı Devleti’nin kurucuları Ertuğrul Gazi ve oğlu Osman Gazi’nin yetişmelerinde Hayme Ana’nın çok büyük etkisi vardır. Hayme Ana’nın tarihi kişiliği Ertuğrul Gazi’nin hayatı ile beraber sürmüştür. Ana-oğul arasında Kayı Boyu’nun idaresinde tam bir fikir birliği ve işbirliği yapılmıştır. Ahlat’da (Van) Gündüz Alp’in dört oğlu Sungurtekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar arasında batıya doğru ilerleme düşüncesinde olan Ertuğrul Gazi’nin yanında yer almış, onu batıya yürümeye teşvik etmiş ve desteklemiştir. O günden sonra Hayme Ana ölünceye dek oğlunun yanında olmuştur.

 

Hayme Ana Söğüt’e yerleştikleri ilk yılda oğlu Ertuğrul Gazi’ye şu öğüdü vermiştir:

Hey oğul, anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgârlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar, artık son durağımız, son konağımız olsun. Oğuz’un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine, dalları gökyüzünün yüceliklerine uzansın. Ak-boz atlara binip yağrı (düşman) üstüne yel gibi vardıkta Kadir Allah gözü pek yiğitlerimizi korusun. Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile kır çiçekleri gibi saf ve temiz, ak yüzlü, ela gözlü kızlarımız kutlu Kayı boyumuza gürbüz evlatlar versinler. Altın başlı otağlarımız Domaniç yaylasını bürüsün. Kayı’nın ve diğer bütün boyların oğullarını seninle bir tutarım. Onların hepsi soyumuz için Hakk’ın kutsal bir emaneti bilirim.

 

Oğul,

Boyundan soyundan olsun olmasın, insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda obanda herkes güvenle gezsin.

 

Ululuk isteyen töreden ayrılmasın.

Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı ağzından duâyı davranışlarında erdemi eksik etme. Bir de sabırlı ol ki oğul ekşi koruk sabırla üzüm olur.

 

Oğul,

Beylik; dermekle, ağalık vermek iledir.

Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.”

 

Hayme Ana Domaniç’in Çarşamba Köyü yakınlarında vefat etmiştir. Mezarı da bu köydedir. Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullanan Kayı halkı, Devlet Ana’sının mezarı başında çevre obalardan gelen Kınık, Avşar, Doburga, Karakeçili halkı yasa bürünmüş, Ertuğrul Gazi etli bulgur pilavı dağıttırmıştır (Bu gelenek halen günümüzde de devam etmektedir.)

 

Hayme Ana’nın mezarı zamanla kaybolur ve bilinmez olur. Aradan uzun yıllar geçer. Sultan II. Abdülhamid Han Hazretleri Hayme Ana’nın mezarını buldurup bugünkü türbeyi yaptırır.

 

Hayme Ana’nın mezarının bulunması ise gayet ilginçtir. Sultan II. Abdülhamid Han mezarın bulunması için 1896 yılında Domaniç’e bir heyet gönderir. Heyet Çamlıca Köyüne ulaşır. Çarşamba Köyünden Lazlar sülalesinden Ömer Ağa heyetin Çamlıca Köyünde olduğunu öğrenir. Evinde sakladığı sandıkta ceylan derisi üzerine yazılmış olan ve okuyamadığı Osmanlı Türkçe’siyle yazılmış olan belgeyi gösterir. Mezarın Çarşamba Köyünde olduğu yazılıdır ceylan derisinde… Kısa bir araştırmadan sonra küfeki taşından yapılmış bir sanduka, Hayme Ana’nın kemikleri ve gümüş muhâfaza içinde bozulmamış bir atlas yazma çıkar. Mezar yeri belli olur. Bunun üzerine II. Abdülhamid Han buraya bir mezar yaptırır (12.01.1892). Ayrıca mezara konulmak üzere sümbüllü kandil, halı ve avize gönderir.

 

700 yılı aşkın bir zamandır Hayme Ana türbesi Karakeçili Yörükleri başta olmak üzere yöre halkı tarafından her sene ziyaret edilir. Her yıl yayladan iniş zamanı olan Eylül ayında Hayme Ana’nın hatırası için ülüş (ikram) yapılarak duâ ve isteklerle Söğüt’e inilir.

 

1985 yılından itibâren törenler İlçe Merkezinin de katılımıyla “Hayme Ana ve Domaniç Şenlikleri” adı altında düzenlenmektedir. Türbe ve Külliyenin 1990 yılında tamir ve bakımı yapılmıştır.

 

Yararlanılan Kaynaklar

Kütahya Araştırmaları Kitabı, 10 Mayıs 2003, s 49-51.

Ö. Faruk Dinçel, 2009, Hayme Ana, s 80.

Domaniç Yaylası Dergisi, 2005, Yıl-1, Sayı-1, s 32

H. İnalcık, 2010, Mitolojiden Gerçeğe Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, NTV Tarih Dergi, s 51-58.

 

Ayrıca kontrol et

Gerçek Hayat

Gerçek Hayat Alemdar Sonbahar, yaprakların sararıp döküldüğü, bağ ve bahçenin bozulduğu, ticârî olarak işlerin yoğun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.