Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Hacı Hasan Efendi’nin (ks) Sohbetlerinde Gündeme Taşıdığı Bazı Eserler ve Müellifleri

Hacı Hasan Efendi’nin (ks) Sohbetlerinde Gündeme Taşıdığı Bazı Eserler ve Müellifleri

Sûfîler, mânevî terakki hedefleri için dînin özünden tâviz vermeden ilerlemenin sevdâsını sürmüş kimselerdir. Onlar, sohbet halkalarıyla maddî-mânevî irşad için gayret göstermişler ve bu sohbet halkalarında zâhir ve bâtını ilgilendiren birçok konuyu birebir tetkik etme fırsatı bulmuşlardır. Sohbet halkalarında sûfîler, başta Kur’ân-ı Kerîm, tefsir ve hadis kitapları olmak üzere birçok kitabı irdeleme ve böylece hakikat peşinde seyr ü sefer etme imkânına kavuşmuşlardır. Sûfî meclislerinin klasikleri olarak adlandırabileceğimiz bu çalışmalar muhatâpların durumu ve irşad faaliyetini gerçekleştiren kişinin tercihleri gibi çeşitli sebeplerle farklı tarîkatlarda farklı sıklıkla okunmuşlardır. Sûfîler, bu faaliyetleriyle Cenâb-ı Hakk’ın ilk emri olan okuma faaliyetini de ihyâ etmiş olmaktadırlar.

Sûfî geleneğin yirminci asırdaki temsilcilerinden, sohbet, vaaz ve ilmî gayretleriyle çevresini aşk ateşiyle mayalayan Yûnus gönüllü birisi olan Hacı Hasan Efendi (ks) da okuma ve okutma faaliyetlerini döneminin bütün olumsuz şartlarına devâm ettirme gayretiyle dikkat çeken isimlerden birisidir. Çevresindekiler, onun ilme ve kitaba olan düşkünlüğünü şu şekilde anlatmışlardır: ‘Hacı Hasan Efendi, sürekli okuyan ve okumayı teşvik eden bir kimseydi. O, sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar zikir, tefekkür ve okumayla meşgûl olur; câmiden kendisini neredeyse zorla eve getirirlerdi. Evinin bahçesindeki bir ağacın altında okumalar yapan Hacı Hasan Efendi, çoğu zaman sofra kurulup yemek için eve çağrılınca bahçesindeki o ağaç ile evinin arasındaki yolu da elindeki kitabı okuyarak kat ederdi. Zengin sayılabilecek bir kütüphaneye sâhip olan Hacı Hasan Efendi, tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvufî içerikli eserleri satır satır okur, onları mütâlaa eder ve bu kitaplardan aldığı notlarla vaazlarını şekillendirirdi.’

Bu çalışmamızda bu gönül rehberi büyük insanın sohbetlerinde dile getirdiği eserler ve yazarlarına dâir bilgiler sunarak sûfîlerin okuma faaliyetlerine olan katkılarını Hacı Hasan Efendi özelinde dile getirmek istiyoruz. Aynı zamanda bilgi ve amele son derece önem veren sûfîlerin günümüzdeki tâkipçilerinin bu konulardaki zaaflarına dikkat çekmeyi amaçlıyoruz.

Hacı Hasan Efendi (ks), Sohbetlerinde Naklettiği Kitaplar ve Müelliflerine Dâir
Yukarıda da işâret etmeye çalıştığımız gibi sûfîler, sohbet halkalarıyla aslında kitap okumayı ve okutmayı zımnen sevenlerine tavsiye etmişlerdir. Çünkü bir sohbet kitap okumadan, kaynaklardan istifâde edilmeden ve belli bir birikime sâhip olmadan gerçekleştirilemez. Hacı Hasan Efendi de ömrü boyunca neredeyse sohbetsiz gün geçirmeyerek kitap okuma ve okutmaya dâir telkinlerini fiilî olarak gösteren velîlerdendir. Bununla birlikte kendileri sohbetlerinde bâzı kitapları ve müelliflerini özellikle zikrederek hem tâkip ettiği yolun klasikleri olarak addedilebilecek eserlere dikkat çekmiş hem de bu alana dâir vukûfiyetini gözler önüne serme imkânı bulmuştur. Naklettiği bu eserlerle Hacı Hasan Efendi, sevenlerinin okuma sürecinde ‘neyi okumalı?’, ‘nasıl okumalı?’ ve ‘okumada nasıl bir yöntem tâkip etmeli?’ şeklinde karşılaşabilecekleri muhtemel sorulara da cevap vermiştir. Bunu, diğer sûfîlerde olduğu gibi, Hacı Hasan Efendi’nin (ks)bir başka irşad metodu olarak da kabûl edebiliriz.

Hacı Hasan Efendi’nin (ks) sohbetlerinde özellikle dikkat çektiği ilk eser Molla Câmi’nin ‘Bahâristân’ adlı eseridir. Hacı Hasan Efendi bu eserden, Hz. Peygamber (sav) sevgisini anlatırken bir alıntı yaparak yararlanmış, bu büyük ilim ve gönül insanının ismini özellikle zikrederek mesajını daha da tesirli bir hâle getirmeyi amaçlamıştır.1 Hz. Peygamber’in (sav) kokusunu duyabilmek için göz, kulak ve kalp gibi âzâların mânevî bir açılıma ihtiyaç duyduklarını ve bu konuda duâ ederek Mevla’dan yardım istenmesi gerektiğini ifâde etmiş ve Molla Câmi’nin ‘Bahâristan’daki şu ifâdelerine yer vermiştir:
‘Bahçe tarafına gitmiştim/ Bütün gülleri açılmış gördüm
Gül bahçesinden Hz. Muhammed’in (sav) kokusu geliyordu/ Güneş onun yüzünü, gece saçlarını vasfeder, diyerek duygularını ifâde ediyor.’2

Hacı Hasan Efendi, salavât-ı şerîfe ile Hz. Peygamber’e (sav) salât ü selâm okumanın faydasını dile getirirken bu defa Abdulvahhab-i Şarânî (ks) ve eseri ‘Envâr-ı Kutsiyyesi’nden bahsetmiştir. 898 (1493) yılında Kahire’nin Kalyubiye bölgesindeki Kalkaşende’de doğan Abdulvahhab-i Şaranî (ks), İbn Arabî çizgisinde fikirlere sâhip Şâfii mezhebine mensub Mısırlı tefsir, fıkıh, kelâm âlimi ve sûfîdir.3 Otuz civârındaki eserleri içerisinde Hacı Hasan Efendi’nin sohbetinde bahsettiği eseri, çeşitli baskıları yapılmış olan ‘el-Envarü’l-kudsiyye fî beyâni kavâ’idi’s-sûfiyye’ adlı eseridir. Adından da anlaşılacağı üzere, tasavvuf yolunu ve sûfînin çizgisini belirleyen bir eserdir. Hacı Hasan Efendi, bu eserden Hz. Peygamber’e (sav) salât ü selâm okumanın kişiye kazandıracağı faydaları alıntılamıştır.

Hacı Hasan Efendi’nin (ks) sohbetlerinde bahsettiği bir diğer eser Feridüddîn-i Attâr’ın (ks) ‘Tezkiretü’l-Evliyâ’ adlı çalışmasıdır. Attâr, Nişabur’da 1136’da dünyâya gelmiş ve 1221’de burada vefât etmiştir.4 Hacı Hasan Efendi, Attâr’ın sûfîlerin menkîbelerini konu edindiği ‘Tezkiretü’l-Evliyâ’ adlı eserinden şu kıstası sevenleriyle paylaşarak bu esere ve mesajlarına dikkat çekmiştir: ‘Az ye ki oruç tutasın, az uyu ki geceleri namaz kılasın, az konuş ki Allâh’ı çokça zikredesin.’5

Hacı Hasan Efendi, ‘(Ey Muhammed!) Sana da o Kitâb’ı (Kur’ân’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allâh’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şerîat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allâh’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir’6 meâlindeki âyet-i kerîmeyi yorumlarken meşhur kelâm ve tefsir âlimi Fahreddin-i Râzî’nin konuyla ilgili değerlendirmesini ‘Tefsîr-i Kebîr’ adlı çalışmasında yaptığı bir alıntıyla nakletmiştir. Hacı Hasan Efendi, Mefâtihu’l-Gayb adıyla da bilinen ve otuz iki cilt şeklinde neşredilen bu muazzam eserden ilgili âyet-i kerîmenin tefsirine dâir Râzî’nin görüşünü nakletmiştir.7 Buna göre âyet-i kerîmede yüce Mevla, öncelikle şerîatı ardından da nefisleri arındıracak ve ruhun gelişmesini sağlayacak tarîkat sistemini kullarına vâcip kılmıştır.8 Hacı Hasan Efendi’nin bu görüşü nakletmekle, tarîkat yoluna girmenin kişisel, dînî ve vicdânî bir sorumluluk olduğuna kaani olduğunu anlamaktayız.

Hacı Hasan Efendi, üstadları arasında yer alan Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin (ks) ‘Kenzü’l-İrfân’ adlı derleme hadis kitabından da sohbetlerinde bahsetmiştir.9

Hacı Hasan Efendi, Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî’nin (ks) Hz. Peygamber’in hayâtı ve şahsiyetine dâir eseri olan ‘el-Mevâhibu’l-Ledünniyye’ adlı eserinden de sohbetlerinde bahsetmiştir.10

Hacı Hasan Efendi’nin iki ayrı sohbetinde üstünde durduğu özel bir eser daha vardır ki bu eser ‘Reşehât Aynu’l-Hayat’ adlı çalışmadır. Bu eserin müellifi, Fahreddin Ali Safi’dir (ks). Nakşibendî geleneğin başucu kitaplarından birisi olan çalışma Necip Fazıl Kısakürek tarafından özetlenip sâdeleştirilerek ‘Reşehat Can Damlaları’ adıyla yayımlanmıştır.11 Hacı Hasan Efendi’nin bu kitaptan birçok defa alıntı yapması çalışmaya büyük bir değer verdiğini gösteren bir işâret olarak kabûl edilebilir.

Hacı Hasan Efendi, bir sohbetinde de Ebu’l-Leys Semerkandî’nin (ks) ‘Tenbîhü’l-Gâfilîn’ adlı eserini zikretmiş12 ve burada Hz. Peygamber (sav) ile şeytan arasında geçen bir kıssayı nakletmiştir. Bu diyalogda Hz. Peygamber (sav) şeytana ümmeti içerisinde en fazla kimleri sevmediğini sormuş, şeytan da on beş başlıkta ümmet-i Muhammed içerisinde en sevmediği kimseleri târif etmiştir.13 Hacı Hasan Efendi, bu örnekle şeytanın sevmediği kesimleri zikrederek aslında Allah Teâlâ’nın ve Hz. Peygamberin (sav) sevdiği kimseleri gündeme getirmeyi amaçlamıştır.

Hacı Hasan Efendi, tam adı ‘Tâcü’l-arûs el-hâvî li-tehzîbi’n-nüfûs’ olan İbn Ataullah el- İskenderî’nin eserinden14 de sohbetlerinde bahsetmişlerdir. Hacı Hasan Efendi’nin yaşadığı dönem göz önünde bulundurulunca bu esere ulaşması, eseri incelemesi ve eserden bâzı incelikleri paylaşması takdîre şâyan bir durumdur.

Hacı Hasan Efendi bir sohbetinde de Muhammed b. el-Hânî’ye ait olan ‘Âdâb Risâlesi’ ve İmâm-ı Rabbânî şeklinde halk arasında tanınan Ahmed Saîd-i Müceddidi’nin ‘Mektûbât-ı Rabbanî’sinden bahsetmişlerdir.15

Sonuç olarak
Hacı Hasan Efendi’nin (ks) kitaplarla münâsebetlerini ifâde etmeye gayret ettiğimiz bu çalışmada, onun burada zikredilen kitaplardan istifâde şekli, konuları işlerken eserlerden konulara uygun yaptığı alıntılar, sevenlerine bu eserleri tavsiye ederek İslâm’ın inceliklerini öğrenmelerini tavsiye etmesi, sohbet meclislerinin vazgeçilmezleri arasında gördüğü bu eserleri, okuma serüveninde sevenlerine yol gösterici olarak tavsiye etmesi ve yaşadığı dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda bu kıymetli eserlere ulaşmış ve inceliklerine vâkıf olacak şekilde bu eserleri tetkik etmiş olması gibi birçok önemli tesbîti yapma imkânımız oldu. Bu çalışmamızla tasavvufu ve bu yolun mensuplarının ilim, idrak, gayret, mütâlaa ve sohbetten mahrum oldukları gibi asılsız iddiaları Hacı Hasan Efendi örnekliğinde cevapladığımızı düşünüyoruz.

Fatih Çınar

Dipnotlar:
Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, Mavi Yay., İstanbul 2015, s.31-32.
2 Bu eser, dilimize kazandırılmıştır: Molla Abdurrahman Câmi, Bahâristân, Çev. Yakup Kenan Necefzade, M. Sıralar Matbaası, 1967, 192 s.
3 Hayri Kaplan, ‘Şa’rânî’, İA, c. XXXVIII, s.348-350.
4 Reşat Öngören, ‘Tezkiretü’l-Evliyâ’, İA, c.XLI, s.74-75.
5 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.84.
6 Maide 5/48.
7 Yusuf Şevki Yavuz, ‘Râzî’, İA, c.XII, s.95.
8 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.95.
9 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler I, s.147-148.
10 Hüseyin Algül, ‘el-Mevâhibu’l-Ledüniyye’, İA, c.XXIX, s.421.
11 Necdet Tosun, ‘Reşehât’, İA, c.XXXV, s.9.
12 İsmail Yazıcı, ‘Semerkandî’, İA, c.XXXVI, s.475.
13 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler II, s.127-130.
14 Mustafa Kara, ‘İbn Atâullah el-İskenderî’, İA, c.XIX, s.337.
15 Hacı Hasan Efendi, Sohbetler IV, Mavi Yayıncılık 2012, s.107.

Ayrıca kontrol et

“Bir kimse sırf Allah rızâsı için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.”

  Kıymetli Okurlarımız, Tdk yetim kelimesine “Babası ölmüş olan (çocuk), babasız” anlamını veriyor. Yetim kelimesi, …