Filistin Hakkında Bilmemiz Gerekenler / Yunus Emre Altuntaş

Siyonist İsrail işgâl ettiği Filistin topraklarında her geçen gün yeni azgınlıklara imzâ atıyor. Siyonistlerin Kudüs’ün tamâmını ele geçirmek ve Mescid-i Aksâ’yı yıkmak için attığı adımlar dünyânın pimini çekecek duruma geldi. Gazze’de bir avuç Müslüman’ın direnişi tüm dünyâya şu mesajı veriyor: Son ferdimize kadar ölmeden Kudüs’ü size vermeyeceğiz! Bu mesaj dalga dalga yayılarak vicdan sâhibi tüm insanları İsrail’e tepki koymaya zorluyor. Bu noktada her Müslümanın sosyal medyayı etkili bir silah olarak kullanması büyük önem taşıyor. Peki Türk milleti olarak bizler Filistin dâvâsını ne kadar sâhipleniyoruz? Çünkü bir dâvâ sâhipsizse kaybetmeye mahkûmdur. Aşağıda, Filistin hakkında bilmemiz gereken birkaç temel bilgiyi sizlerle paylaşacağız.

  1. KUDÜS HER MÜSLÜMANIN KIRMIZI ÇİZGİSİDİR. Kudüs tüm İslâm dünyâsının merkezi, atan kalbi ve Mekke/Medîne ile birlikte en önemli şehridir. Kudüs sâdece Filistinlerin değil tüm Müslümanların ortak dâvâsıdır.
  2. Hz. Ömer (ra) zamânında fethi tamamlanan Kudüs’ü geri almak için Hristiyan dünyâsı târihte Haçlı Seferleri olarak bilinen savaşlara imzâ atmıştır. Kimisi milyonluk ordularla gerçekleşen bu seferlerde en büyük bedeli Anadolu insanı ve ecdâdımız ödemiştir. 10. Asırdan îtibâren Kudüs’ün ve genel olarak İslâm’ın koruması Türklerin uhdesine geçti. Kudüs 1000 yıl boyunca Selçuklular, Zengiler, Artuklular, Danişmendliler, Eyyûbîler, Memlükler ve Osmanlılar tarafından himâye edilmiştir. Haçlı ordularının büyük kısmı da imhâ edilmiştir. Kudüs, çoğu Osmanlı Sultanları tarafından kurulan vakıflar aracılığıyla ihyâ edilmiştir. En kapsamlı tâmirâtı 1800’lü yıllarda Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan Mescid-i Aksâ ve çevresindeki tüm târihî mîras, bu tâmiratlar sâyesinde günümüze kadar ulaşmıştır. İşgâlden sonra da bölgeden elini çekmeyen Türkiye son 20 yılda TİKA aracılığıyla 71 târihî yapıyı yeniden tâmir etmiştir.
  3. Osmanlı’nın son gerçek Sultânı olan Abdülhamîd Han devletin en zor zamânında Siyonist Yahudilerin “Tüm borçlarınızı ödeyelim, bize Filistin’de küçük bir toprak verin” talebini “Bizde toprak kanla alınır kana verilir” diyerek geri çevirmiş, bunun üzerine Masonların kuklası hâline gelen İttihatçılar tarafından darbe ile indirilmiştir. 
  4. Allâhu Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “Bir gece, kendisine bâzı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.” Peygamber Efendimiz (sav) de hadîs-i şeriflerinde Mescid-i Aksâ’nın yeryüzünde binâ edilen ikinci mâbed olduğunu ve Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’den sonra en önemli mekân olduğunu buyurmuştur. İlk kıblemiz ve Mîrac hâdisesinin başlangıç noktası olması, Peygamberimizin(sav) diğer peygamberlere imamlık yaptığı mekân olması gibi pek çok özellik bu bölgeyi tüm Müslümanlar için önemli kılıyor. 
  5. Kudüs Peygamberler yatağıdır. Hz. İbrâhîm (as) Filistin’e hicret etmiştir ve makâmı buradadır. Hz. Lût’un (as) kavmi de Allâh’ın göndermiş olduğu azaptan uzaklaşarak mübârek Filistin topraklarına yerleşmiştir. Hz. Dâvûd (as) Filistin’de yaşamıştır ve mihrâbını Filistin’de inşâ etmiştir. Hz. Süleymân (as) tüm bölgeyi Filistin’den yönetmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Neml” sûresinde anlatılan “Süleyman ve Karınca” kıssası da “Karınca Vâdisi” olarak isimlendirilen Askalan civârındaki bir vâdide gerçekleşmiştir. Hz. Zekeriyya’nın (as) mihrâbı da Filistin’dedir. Hz. Mûsâ (as) ve mü’minlerin yerleşmesi için işâret edilen yer de burasıdır. Filistin âdetâ mûcizeler diyârıdır. Hz. Meryem (ra) annemizin mûcize ile Hz. Îsâ’yı (as) dünyâya getirdiği yer Filistin’dir. İsrailoğulları Hz. Îsâ’yı öldürme karârı alınca, Allâh’ın Hz. Îsâ’yı göğe çıkarması da Filistin’de olmuştur. Tâlût ve Câlût kıssasının geçtiği yer de yine Filistin’dir. Hz. Yahyâ, Hz. Üzeyr, Hz. Ya’kûb, Hz. Yûsuf, Hz. İshâk, Hz. Eyyûb, Hz. Yûnus, Hz. Hârûn gibi pek çok Peygamber de bu bölgede yaşamıştır.
  6. Beytül-Makdis bölgenin kadîm isimlerinden biridir. Kur’ân nâzil olduktan sonra Kuds, Harem-i Şerif, Mescid-i Aksâ isimleri kullanılmaya başlanmıştır. Filistin ve Şam toprakları mübârek topraklardır. Kudüs’ten El-Cezire olarak adlandırılan Anadolu topraklarına kadar sahabe izi bulunmayan tek karış toprak yoktur. Bu sebeple Kudüs, Müslümanlar için Mekke ve Medîne kadar önemlidir. 

Kudüs peygamberler şehridir. Kudüs ilk kıblemizdir. Kudüs kan akıttığımız ecdâd yâdigârı topraklardır. Kudüs Rasûllullah (sav)’in Sidret’ül-Müntehâ’ya yükseldiği ilk basamaktır. 

Filistin’in Adım Adım İşgâli

  • Fransız General Napolyon Bonaparte, Osmanlı yönetimindeki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması fikrini ortaya attı (1799).
  • Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre’nin Basel şehrinde toplandı. 1896’da gazeteci Theodor Herzl, ”Der Judenstaat” yâni “Yahudi Devleti” adlı bir kitap yayınlamıştı ve kongrede bu kitaptaki fikirler tartışıldı. Herzl, Viyana’da yaşayan bir Yahudi’ydi. Yahudilerin kendi devletini kurmasını savunuyordu ve özellikle Avrupa’daki Yahudi düşmanlığına karşı bu fikri geliştirmişti. Kongrenin sonunda, Basel Programı yayınlandı. Bu belgede, Filistin’de bir Yahudi vatanının kurulması ve Dünya Siyonizm Teşkilatı’nın bu amaca ulaşmak için faaliyete geçirilmesi öngörülüyordu. 1897’den önce, çok az sayıda Siyonist göçmen zaten bölgeye gelmeye başlamıştı. 1903’e kadar, bunların sayısı 25 bine ulaştı. Çoğu Doğu Avrupa’dan gelmişti. O dönemde bölgenin yarım milyona yakın Arap nüfûsuyla birlikte yaşıyorlardı.
  • 1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Filistin’de Yahudiler için bir vatan kurulması sözü verdi. Bu vaad, Siyonistlerin önderlerinden Lord Rothschild’e gönderilen mektupta yer alıyordu. Bu mektup Balfour Deklarasyonu olarak anılıyor.
  • 1.Dünyâ Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Arap topraklarını kaybetmesi ve 2 Kasım 1917’de îlân edilen Balfour Deklarasyonu ile 1918’deki İngiliz işgâli Kudüs ve Filistin için sonun başlangıcı oldu. 1922’de İngiltere’nin düzenlediği bir nüfus sayımı Yahudilerin sayısının, Filistin’deki 750 binlik nüfusun yüzde 11’ine ulaştığını gösteriyordu. Bundan sonraki 15 yılda 300 bin Yahudi daha gelecekti. Siyonistlerle Araplar arasındaki düşmanlık, Ağustos 1929’da kanlı çatışmalara dönüştü.
  • BM Genel Kurulu’nun 1947’de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs’e uluslararası statü tanınmasını onaylanmasının ardından 14 Mayıs 1948’de bağımsız İsrail Devleti’nin kurulduğu dünyâya açıklandı. 
  • Siyonist Irgun ve Lehi örgütlerinin militanları 9 Nisan’da Deir Yasin köyünde katliam yaptıktan sonra binlerce Filistinli Lübnan, Mısır ve Batı Şeria’ya göçtü.
  • İsrail bağımsızlığını îlân ettikten bir gün sonra Ürdün, Mısır, Lübnan, Irak ve Suriye İsrail’e savaş açtı, ama ABD destekli İsrail orduları onları geri püskürttü. Bu savaşlardan sonra Mısır Gazze’yi, Ürdün Kudüs etrafında küçük bir bölgeyi ve Batı Şeria’yı aldı. Bunlar Filistin’in %25’iydi.
  • 1964’de Filistin Kurtuluş Hareketi kuruldu.
  • 5 Haziran 1967’de 6 gün savaşı başladı. Ortadoğu’nun haritası bu savaşta değişti. İsrail Gazze ve Sina yarımadasını Mısır’dan, Golan tepelerini Suriye’den aldı ve Batı Şeria ile Doğu Kudüs’ü işgâl etti. İsrail toprakları bu savaştan sonra neredeyse 2 kat büyüdü. Birleşmiş Milletler bu savaştan sonra 242. karârını alıp İsrail’in bu savaşta kazandığı toprakları işgâl edilmiş olarak kabûl ederek, bir an önce çekilmelerini istedi ancak İsrail, 500.000 Filistinlinin mültecî durumuna düştüğü bu savaş sonucunda işgâl ettiği topraklardan çekilmedi.
  • 1968’de Yaser Arafat Filistin Kurtuluş Örgütü’nün başına geçti. 1974’te Yaser Arafat Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’ndeki ilk konuşmasını yapıp barışçıl isteklerini vurguladı.
  • 1977’de Irgun ve Lehi örgütlerinin mîrasçısı Likud, İsrail seçimlerini kazanıp iktidar partisi oldu. Likud, İsrail’in bütün vaadedilmiş topraklara (Ürdün, Filistin, Irak, Suriye, Lübnan ve Mısır ile Türkiye ve İran’ın bir bölümü) yayılması gerektiğini savunuyordu. O zamanki tarım bakanı olan kātil Ariel Şaron da Likud partisindendi.
  • 1979’da Mısırlı Başkan Enver Sedat İsrail’le barış anlaşması imzâladı ve böylece Mısır, İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu. Bu anlaşma çerçevesinde Gazze Filistinliler’e verildi.
  • 1982’de Ariel Şaron, İsrail-Lübnan savaşını başlattı. Falanjistlerin de desteğiyle Sabra ve Şatilla mültecî kamplarına girerek târihin en büyük katliamlarından biri gerçekleştirildi, binlerce Filistinli sivil öldürüldü. Sabra ve Şatilla kamplarında öldürülen sivillerin görüntüleri, insanlık târihine kapkara bir leke olarak geçti.
  • 1987’de Gazze’de İntifada adındaki ayaklanma başladı. Kısa bir süre sonra intifada Batı Şeria’ya da yayıldı. Aynı yıl, Filistin’de Hamas, Şeyh Ahmed Yasin’in önderliğinde kuruldu. 
  • 1988’de Filistin Kurtuluş Örgütü Arafat’ın liderliğinde Birleşmiş Milletlerin 242. kararını ve Filistin’de iki devlet fikrini kabûl etti.
  • 1992’de İsrail’de İşçi partisi iktidâra gelince bir barış süreci de başlamış oldu. 
  • 1993’te İsrail ve Arafat Oslo Barış Anlaşması’nı imzâladılar. Bu anlaşmanın sonucunda Arafat sürgünden kurtulup Filistin’e geri döndü. 1994’te Filistin Özgürlük Hareketi ve İsrail Kahire’de görüştü. Bu görüşmelerde yapılan anlaşmanın sonucunda İsrail’in Gazze’nin çoğunu ve Batı Şeria’daki Eriha şehrini Filistin’e bırakmasına karar verildi. 
  • Eylül 2000’de Ariel Şaron’un yüzlerce askerle Mescid-i Aksâ’ya baskın yapması Filistinliler arasında büyük bir öfkeye ve protesto gösterilerine yol açtı. Bu olay 2. intifadanın başlangıcı oldu.
  • 2007 yılında Arafat’ın ölümünden sonra yerine geçen Mahmud Abbas ile Şimon Peres, Annapolis’te bir araya geldi. 
  • İsrail, 27 Aralık 2008’de, Yahudilerce ‘düğme dikmenin’ bile yasak olduğu cumartesi günü Gazze’ye ‘Dökme Kurşun’ adını verdiği bir operasyon başlattı. Bir hafta havadan devâm eden bombardımana bir hafta sonra kara birlikleri de dâhil oldu. Dünyânın en büyük toplama kampı olarak nitelendirilen Gazze’de nüfus o kadar yoğun ki metrekareye 5 Filistinli düşüyordu. İsrail’in Gazze Şeridi’nde düzenlediği bu saldırılarda 22 günde 1.417 Filistinli şehit oldu; 4.580 kişi de yaralandı. 
  • Mayıs 2010’da İsrail askerleri Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine baskın yaptı. 11 Türk vatandaşı şehit edildi. Bu saldırıdan sonra Türkiye, İsrail ile olan ilişkilerini büyük oranda kopardı. İsrail’in tazmînat ve özür teklifini şehit âileleri reddetti. Tek şart olarak İsrail’in işgâl ettiği topraklardan derhal çekilmesi istendi. 
  • İsrail 2014’te Gazze’ye yönelik 51 gün süren ve kara harekâtını da içeren yeni bir saldırı başlattı. Saldırılarda 530’u çocuk 302’si kadın 2 bin 100’den fazla Filistinli katledildi. 10 binden fazla Filistinli de yaralandı. 
  • 14 Mayıs 2018’de ABD İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıdı. 
  • Mayıs 2021’de Siyonist İsrail, Kudüs’ün Müslüman mahallesindeki Filistinliler’i zorla evlerinden çıkararak Yahudi yerleşimcilerin iskânını içeren yeni bir işgâl planını devreye soktu. Kudüs’ün tamâmen Filistinliler’den arındırılması ve Mescid-i Aksâ’nın yıkılmasını içeren plana karşı Filistinliler direniş başlattı. Mescid-i Aksâ’yı korumak için câmide nöbet tutan Filistinliler ateş altına alındı ve Siyonist askerler câmiye girdi. Şiddetli çatışmalar diğer şehirlere sıçradı. İsrail 10 Mayıs’ta Gazze’ye yeni bir saldırı başlattı. İsrail uçakları uluslararası medya kuruluşları, sivil yerleşim yerleri başta olmak üzere Gazze’nin tamâmını bombardımana başladı. Çoğu kadın ve çocuk yüzlerce Filistinli şehit edildi. Bu saldırılar üzerine dünyânın dört bir yanında milyonlarca Müslüman meydanlara akın etti. Hamas ve İslâmî Cihad gibi Filistinli örgütler intikam amacıyla tüm İsrail şehirlerine füze saldırıları başlattı. Telaviv, Aşkod, Askalan başta olmak üzere İsrail şehirlerine düşen Filistin füzeleri İsrail’de şok etkisi oluşturdu. Yazının kaleme alındığı saatlerde İsrail yeni bir katliam amacıyla Gazze sınırına tank ve asker yığıyordu.

Kısacası İsrail işgâlini önce zihinlerde aşmak ve bu toprakların asıl sâhiplerinin kim olduğunu hatırlamak gerekiyor. Bunu başarabilirsek işgâli sonlandıracak nesiller kendiliğinden gelecektir. Son 30 yılda Filistin cihâdının geldiği nokta ve Türkiye’nin liderliği ile, işgâlden kurtarılmış Filistin uzak bir hayâl olmaktan çıkacaktır. Rabbimiz o günleri tez zamanda göstersin inşâallah.

Haziran 2021, sayfa no: 20-21-22-23-24-25

Ayrıca kontrol et

Mârifet Okulu / Alemdar

Hasan-ı Basrî’nin elinde tevbe eden Habîb-i Acemî, su üstünde yürür. Hocası bunun sebebini sorunca: “Yâ Hasan, …