Anasayfa / Kategoriler / Aile Hayatı / Eşinde Boğulanlar, Eşiyle Dirilenler

Eşinde Boğulanlar, Eşiyle Dirilenler

Eşinde Boğulanlar, Eşiyle Dirilenler

Ferhat Aslan

Âile Danışmanı ve Psikoterapist

Evlilik, o güne kadar bünyemize giren virüsleri temizlemek, duygularımıza format atmak ve resetlemek adına muazzam bir fırsat, ilâhî bir ikramdır. Kollarına kendinizi bıraktığınız eşiniz sâyesinde, yeniden dirilir ve hayâta yepyeni bir heyecanla atılırsınız.

Size dokunan eşinizin parmakları, güven ve sevgi dolu bakışları, bilgisayarın tuşlarına dokunur gibi sizin duygu dünyânızı yeniden onarır, yazar ve kendinizi bulma sürecini başlatır. Tek şartı, kendinizi suya bırakır gibi ona bırakmaktır. Aksi takdirde bu târihî fırsat kaçmış olur.

“Daha ilk günden gözünü korkutacaksın!..”, “Sırtından sopayı eksik etmeyeceksin!..”, “Aman şımartma, yoksa başına çıkar!..”, “Erkek milletine güven olmaz!..” gibi, nereden ve kimden geldiği belli olmayan zehirli sözcüklere uyup âile ortamını cehenneme çevirenlere yeni ilâveler yapma lüksümüz kalmamıştır artık.

Su rahmettir, hayattır. Ancak bir şartla; içine girdiğiniz suya güvenmek ve kendinizi onun kollarına salmak şartıyla. Az sonra sizi yumuşak elleri ile ovar, yıkar, kirlerinizi ve stresinizi alır. Bununla da yetinmez yüklerinizi, ağırlıklarınızı gemiler kadar çok olsa bile taşır ve sizi rahatlatır rahmet kaynağı olan su. Nitekim âyet-i kerîmede kadın, “sakinleştiren, yumuşatan, rahatlatan” olarak geçer.

Allâh’ın rahmet ve merhametinin büyüklüğünü muhataplarımıza anlatırken, kadın örneği, anne örneği üzerinden yola çıkarız. Diğer yandan, “başımıza çıkar” diyerek kadına güvenmeyiz. Allâh’ın rahmetinin en büyük tecellîsine güvensizlik, rahmete güvensizlik olmaz mı acaba?!.

Evet, kadın tıpkı su gibi rahmettir, hayattır. Bütün suları iki günlüğüne bulutlara, kadınları da uzaya gönderin bakalım, hayâtın tadı tuzu kalır mı yeryüzünde?

Su hayattır, ama yaz mevsimi geldiğinde göletlerde çocuklarımızın hayâtına kasteden ve onları bizden koparan da yine sudur.

Evet, su rahmettir, ama dilini bilmek şartıyla.

Suyun dili yüzmek, kadının ilgi ve sevmek, erkeğin ise takdir ve övgüdür. Yüzmeyi öğrenmek, suyun huyunu anlamaya çalışmaktır. Suyun kaldırma kuvveti vardır, yukarılara çıkarmak için. Ancak herkesi kaldırmaz. Bâzılarını tam aksine dibine çeker. Su önce güven, sonra ise anlaşılmak ister. Kendini ona bırakmak güven, yüzmeyi öğrenmek ise onu anlamaktır, yâni dilini bilmektir. Bugün, birbirinin dilini bilmediği için biri diğerinde boğulan eşlerin sayısı, yazın göletlerde ve su kanallarında kaybettiğimiz çocuklarımızın sayısından az değildir.

Daha düne kadar “Hayâtım!..” diye hitâb ettiğiniz eşinizden, ne oldu da kurtulmak için mahkeme kapılarını çalmaya başladınız? Yoksa eşinizin dilini unutmuş olmayasınız?..

Sevgisiz ve ilgisiz kadın hırçınlaşır, saldırgan olur. Hiçbir şeyden memnun olmamaya başlar. Erkeğin üzerine üzerine gider. Erkek ise ya kaçar veya didişmeye başlar. İkisi de yanlıştır. Kadının dili, güvenden sonra sevgi ve ilgidir.

Eşinden takdir ve övgü almak yerine eleştirilen, aşağılanan erkek ise ya savaşır, ya sıvışır veya siner.

“Hayâtım!..” dediğiniz eşinizde boğulmak istemiyorsanız, dilini unutmayın derim hâsılı.

Zîrâ dilini bilmediğiniz varlık ile anlaşamazsınız, rahmetin tecellîsi olsa bile!..

Ayrıca kontrol et

Şifa Tarifesi

Şifa Tarifesi* Kalemdar (ks)   İhvân-ı Kirâm’a İkaz ve Tavsiyeler Besmele geçsin başına Gelsin mü’minler …