Ebrû Sanatının İşlevselliği / Prof. Dr. Kadir Özköse – Büşra H. Biçgel

Ebrû kelimesi Farsça “ebr” bulut ve nisbet eki ile “ebrî”, bulut gibi anlamlarında bir ifâdedir. Sözlükte ebru; içine konan boyalar yüzünde kalacak şekilde kitre ile hazırlanmış bir suya kapatılıp kaldırılmak suretiyle kâğıt üzerine çıkan hâre, dalga ve damar gibi süslere verilen isimdir.3 Kaşa benzer şekiller içermesi sebebiyle ebrû kelimesinin Farsça kaş anlamında da kullanıldığı görülmektedir.4

Ebrûya benzer çalışmalar sekizinci yüzyıl Çin’inde “liu sha shien” adıyla, 12. yüzyıl Japonya’sında “suminagashi” adıyla yapılır olmuştur. 16. yüzyıl Hindistan’ında ise Mir Muhammed Tâhir tarafından ortaya konan çalışmalarla dikkat çekmiştir.5

En eski Ebrû çalışmasının Mir Ali Kâtib’in eserinde görüldüğü, daha sonra Ârifî’nin 1539-1540 târihli Gûy-i Çevgânadlı eserinin kenarlarında yapılan ebrûlar olduğu bilinir. Daha sonra962/1554 yılına âit Maliki Deylemî’nin hafif ebrû üzerine tâlikle yazmış olduğu hattında görülmüştür. Bu ebrûlar Topkapı Sarayı Müzesinde sergilenmektedir.6 Tertîb-i Risâle-i Ebrî isimli eser ise ebrû hakkında yazılmış olan en önemli çalışmadır.7

Tekne, fırça, boya, kâğıt, öd, su, kıvamlaştırıcı (kitre) ve tarak ebrû yapımında kullanılan temel araç ve gereçlerdir.8 Ancak ebrûnun en önemli malzemesi sudur. Ebrûnun boyaları toprak ve bitkilerden edinilmiş doğal boyalardır. Suda erimemesi önemli olan bu boyalar, çivit mavisi, oksit kırmızısı, lahor mavisi, siyah ve sarı renkler ana renkleri oluştururken ara renkler karıştırılma ile elde edilir. Boyaların elde edilmesinde dest-i seng isimli bir el taşı kullanılmakta ve bu taş ile boya ezilmektedir.9 Ebruculukta kullanılan boyalar tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edildiği için “toprak boya” adıyla anılır ve suda erimediği gibi yağ da ihtivâ etmezler. En çok kullanılan boyalar beyaz üstübeç, demir oksitten elde edilen kırmızı, hat için kullanılan siyah is mürekkebi, sarı zırnık, lahor, bedahşî, bengal, çivit mavisidir. Bu boyalar birbirine katılarak farklı renkler de elde edilir.10 Boya maddesi cam zemin üzerinde cam şişenin yuvarlak kısmı çevrilerek toz haline getirilir, bu tozlar bal kıvâmında zamklı su ilave edilerek mürekkep kıvâmına gelinceye kadar “destesenk” denilen dış bükey bir el taşı ile iyice ezilerek kullanıma hazır hâle getirilir.11

Ebrû yapımında kullanılan bu boyaların dibe çökmesini engelleyen ve açılmasını sağlayan madde ise öddür. Sığır tercîh edilmekle berâber koyun ve kalkan balığının safra kesesinde bulunan aside öd denir. Benmari usulü ile kaynatılarak, damlalık veya şırınga yardımı ile konulmaktadır.12

Ebrûnun diğer doğal malzemesi kâğıtlardır. Emicilik vasfı olan her kâğıt ebrûda kullanıma uygun olsa da doğal el yapımı kâğıtlar ustaları tarafından tercîh edilmektedir.13 Ebrûlanacak kâğıtların biraz kabaca ve boyayı emen cinsten mat olanları tercîh edilir. Evvelce tutkallanmış kâğıtlar boyayı çekmediği için işe yaramazlar.14 Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.

Ebrû fırçaları ise at kılından özel olarak yapılır. Ebrûnun malzemelerinde hep doğal malzemeler tercîh edilmiştir. Bu malzemelerin her birini ebrûcu ya bizzat kendisi hazırlar ya da hocası gözetiminde büyük bir dikkat ve özenle hazırlanır.

Her bir ebrû çeşidinde, kitrenin temizliği, öd’ün ne kadar konulacağı, boyalarda öd miktarı farklılık göstermektedir. Bu ebru çeşitlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Battal Ebrû:Yapımı kolay olan “tarz-ı kadîm” denilen ebrûlardandır. Fırçadaki boyanın dengeli bir şekilde genel bir alana serpilmesi ile üzerine herhangi bir işlem yapılmadan oluşan, renk dengesinin önemli olduğu bir ebrû çeşididir.

2. Gelgit ebrû: Fırçaya az bir boya alınarak serpildikten sonra biz yardımı ile teknede gelgit yaparak oluşturulan desene gelgit ebrû ve tarama ebrûsu denmektedir.

3. Serpme ebrû: Battal ya da gelgit ebrû yapıldıktan sonra, tekrardan boya serpilmesi ile yapılan ebrû çeşididir.

4. Somaki ebrû: Koyu renkli boyanın seyrek olarak serpilerek gelgit yapılıp daha sonra açık ve soft renklerde bir boyanın büyük damlalar oluşturularak serpilmesi işleminin adıdır.

5. Şal ebrû: Ters S ya da zikzak şeklinin battal veya gelgit işlemlerinin biri veya her ikisinin yapılmasından sonra verilmesidir. Nispeten diğerlerine göre biraz daha zor bir işlemi vardır.

6. Neftî ebrû: Şal ebrû üzerine neft serpilmesi ile oluşan beyaz lekeciklerin oluşmasının sağlanmasıyla elde edilen ebrû çeşididir.

7. Taraklı ebrû: Gelgit işlemi yapılmadan olmayan, gelgit işlemi yapıldıktan sonra kuru bir tarağın son yapılan gelgit işleminin ters yönünde kitreye batırılarak yavaşça çekilmesi sonucu ortaya çıkan şekle taraklı ebrû denmektedir.

8. Bülbülyuvası: Gelgit ebrûsu üzerine dairevî helezon hareketlerinin yapılması ile ortaya çıkan ebrûdur.

9. Kumlu Kılçıklı ebrû: Boyanın fırça ile değil de damlalık yardımı ile artık kullanılamaz olan kitre üzerine yapılan, kendi başına bir eser olmasının yanında hat ve tezhip bordürlerinde kullanılan ebrû çeşididir.

10. Yazılı ebrû: Necmeddin Okyay tarafından keşfedilmiş bir ebrû çeşididir. Hat ve ebrû bu çeşitte birleşmiştir. Hat eserinin bir kopyası görünür ve görünmez bir kâğıda çizilir, çizilen yazının üzerine fırça ile suda eritilmiş Arap zamkı sürülür, kağıt ebrû teknesinde serildiğinde zamklı kısımlar ebrû boyasını almaz ve boş kalır. Hat levhasının yazı olmayan kısımlarına da ebrû yapılması bu tarzda olmakta ona da Akkaseli ebrû denmektedir.

11. Hafif ebrû: Üzerine hat yazılacak kâğıtların hafif renklerle boyanmasını sağlayan ebrû çeşididir. Kâğıdın aherlenmesi ile üzerine hat yazılır.

12. Hatip ebrûsu: Battal ya da serpme ebrû üzerine yapılan, Ayasofya imamı Hatip Mehmet Efendi’nin îcâd ettiği motifli bir ebrû çeşididir. Açık ve koyuluk oranı zemin ve şekilde zıddı kullanılarak etkili bir görüntü elde edilir. Belli formları olsa da yapan kişinin hayal gücü ile gelişen bir çeşittir. Hatip ebrusunda, hafif renkli zemin üstüne tel çubuk yardımıyla kuvvetli renklerden birer damla bırakılır, istenirse iç içe birkaç renk daha konabilir. İnce bir iğne bu kat kat renkli dairelerin içinde sağdan sola, yukarıdan aşağıya birkaç defa hareket ettirilir ve çarkıfelek, yürek, yıldız, taraklı yürek gibi şekiller elde edilir. Buna bağlı olarak çiçek şekilleri de yapılmak istenmiştir. İlk olarak Hezarfen M. Necmeddin Okyay hatip ebrusundaki şekilleri ıslâh ederek tabiî şekline en yakın lâle, karanfil, hercaî menekşe, gelincik, gonca gül, kasımpatı, sümbül gibi çiçekli ebrular yapılmaya başlanmış, onun talebesi Mustafa Düzgünman da bunlara papatyalı ebruyu ilâve etmiştir. Çiçekli ebrular Necmeddin ebrusu adıyla tanınır. Buna İmamın ebrusu da denilmektedir.15

13. Çift Ebrû: İki farklı ebrûnun bir kâğıda basılması netîcesinde oluşan ebrûdur. Diğerlerine göre farklı bir yapımı vardır. Kâğıda önce açık tonlarda bir ebrû uygulanıp kurutulur. Kitrenin yüzeyine hâkim bir şekilde siyah, toprak ya da çivit iri ve seyrek boyalar serpilir. Kurumuş olan kâğıt içerisine konulur, hava kabarcıklarına sebebiyet vermemesi için 1 dk. kadar bekletilip tekneden öyle çıkarılır.

14. Çiçekli ebrû: Necmeddin Ebrû’su olarak bilinen çiçekli ebrû günümüzde en fazla gördüğümüz bir ebrû çeşididir. Gül, lâle, sümbül, karanfil, menekşe, papatya gibi çiçeklerin hafif bir zemin üzerine renklerin tonlarının üst üste konularak ince biz yardımı ile şekil verilmesi ile yapılmasıdır. Necmeddin Okyay tarafından bugünkü şekline kavuşturulmuştur. Papatyayı ilk Mustafa Düzgünman yapmıştır. Çiçekli ebrû eğer hat sanatının aralarındaki boşluklara yapılmışsa buna da koltuk ebrûsu denmektedir.

Dipnotlar

1 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, SİVAS. kadirozkose60@hotmail.com

2 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yüksek lisans öğrencisi.

3 İlhan Ayverdi, “Ebrû”, Kubbealtı Lügati, İstanbul 2010, s.320.

4 M. Uğur Derman, “Ebrû”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1988, c. 10, s. 82.

5 Derman, “Ebrû”, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 10, s. 80.

6 Ahmet Saim Arıtan, “Türk İslam Sanatı ve Bugünkü Durumu”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 5, 1999, s. 444.

7 Arıtan, “Türk İslam Sanatı ve Bugünkü Durumu”, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 5, 1999, s. 444.

8 Hikmet Barutçugil, Geçmişten Günümüze Ebrû Sanatı ve Çağdaş Bir Yorum ile Günümüz Tekstiline Uygulanması, Yüksek Lisans Tezi, Haliç Üniversitesi, İstanbul 2010, s.62.

9 Arıtan, “Türk İslam Sanatı ve Bugünkü Durumu”, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 5, 1999, s. 445.

10 Muin Nursen Eriş, Mustafa Esat Düzgünman ve Ebru, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Yayınları. İstanbul 2007, s. 8.

11 Celâl Esad Arseven, Sanat Ansiklopedisi, Maarif Basımevi, İstanbul 1958, s. 502.

12 Ahmet Sobacı, Klasik Türk Ebru Sanatı ve Kompozisyon Classical Turkish Ebru Art and Compositon, s. 13.

13 Sobacı, Klasik Türk Ebru Sanatı, s. 14.

14 Arseven, Sanat Ansiklopedisi, s. 502.

15 Fatmagül Saklavcı, “Ebru Sanatı”, SözŞehri, Sayı: 10, Temmuz Ağustos, Eylül 2017, s. 92-96.

Şubat 2021, sayfa no: 40-41-42-43

Ayrıca kontrol et

Dil Edebi / Alemdar

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk sözden kelâmdan, kalemden satırdan, beyandan, “mantıkuttayr”dan bahis buyurur. Bu vâsıtalarla hakkı …