Anasayfa / Kategoriler / Aile Hayatı / Çöplük Deyip Geçmeyin

Çöplük Deyip Geçmeyin

 

Hakkında ne kadar bilgi sahibi olursanız olun, ister eğitim alın isterse yüzlerce kitap okuyun, sahaya indiğinizde, pratiğini yapmaya başladığınızda, mutlaka hatalar yapacaksınız o işte. Trafik kitaplarını ezbere bilin, sınavlardan hep yüz alın, ama direksiyona geçtiğiniz gibi süremezsiniz aracı kusursuz. Önce hatalarla dolu acemilik, sonra normal ve ardından profesyonelce kullanmaya başlarsınız.

Nitekim her mesleğin, çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri vardır.

Tıpkı bunun gibi, başarılı ve sağlıklı eş olmak da çıraklık, kalfalık ve ustalık gibi dönemleri ister. Her çift evliliğin ilk yıllarında sorun yaşar. Bu süreci çok derin yaralar alarak yaşayanlar da vardır. Ancak niyetler samimi ve gayretler üstün olursa, bu iş âdeta profesyonel eş olmaya doğru adım adım ilerler.

Danışmanlığım boyunca karşılaştığım ve eşlerin aşmakta zorluk çektiği hususlardan biri de çıraklık döneminde yaşananları unutamamak ve gelecekte sık sık bunları gündeme getirmektir.

Böyle bir yaklaşım ise evliliği zehirler. Zehir kavramını bilerek kullandım burada. Zira geçmişe ait olumsuz yaşanmışlıklar birer çöp atığı gibidir. Çöpler ise genelde evde çok kısa süre bekletilse bile, hemen dışarı atılır.

Evin içinde uzun süre bekletilen çöpler kokuşmaya başlar ve zehir gibi zararlı olur. Dışarı atılmayan çöpler, sakinleri bir bir zehirlemeye başlar.

Zihinlerini, düşüncelerini, duygularını geçmişin atıkları ile zehirleyip hastalananların sayısı, fiziksel çöplerden zehirleyenlerden daha fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

İlmi bir gerçektir ki, hatalar öğrenme sürecinin bir parçasıdır insanoğlu için. Hata yapma ihtimalini yok eden hiçbir meslek gelişemez. Çok rahatlıkla diyebiliriz ki, hata kapısını kapatmak, insanoğlunun gelişim kapısını kapatmak demektir.

İnsanoğlu için diyorum, zira hayvanlarda böyle bir durum söz konusu değildir. Her hayvan âdeta başka bir âlemde eğitim almış, profesyonelleşmiş olarak doğar. Fakat profesyonelce yaptıkları bu iş, genelde bir iki alanla ilgidir ve sonradan başka alanlara el atma şansları da yoktur. Mesela, ördek yavrusu yumurtadan çıkar çıkmaz, gördüğü ilk su birikintisinde profesyonelce yüzer, hiç kimseden yüzme öğrenmeden.

Tavuk, yaptığı ilk yumurtayı mükemmel yapar. “Bizim tavuk başta biraz bocaladı, ama şimdi artık adam akıllı yumurta yapmaya başladı.” diyeni duydunuz mu? İlk yumurtası ile son yumurtası arasında fark yoktur. Bal yapan arıyı, süt veren ineği, uçan kuşu, sineği ve daha binlerce hayvanı örnek vermek mümkündür.

“Artık yumurta sektörünün bir cazibesi kalmadı, bundan sonra kurslara gidip, bal yapmayı öğreneceğim.” diyen bir tavuk olmamıştır ve olması mümkün de değildir. Kurs ihtimali dahi onlar için söz konusu olamaz. Velev gitseler bile, bırakın bal yapmayı, arının çıkardığı “vızzz” sesini dahi çıkartamazlar.

Ancak insanoğlu öyle değildir. Her şeyi, dünyaya geldikten sonra, âdeta sıfırdan öğrenir. Kimse doktor, mühendis, baba veya eş olarak doğmaz.

Her şey gibi mutlu bir eş olmanın, sağlıklı bir evliliği yürütmenin kurallarını da sonradan öğreniyoruz adım adım. Bu ise bir takım hataları beraberinde getirecektir elbette. Çünkü hatalar öğrenme sürecinin olmazsa olmaz şartıdır.

Hele bize model olan anne babamız, sağlıklı bir eş örnekliği sergilememişlerse, iş daha da zorlaşır. Zira bir işi sıfırdan öğrenmekten daha zordur, yanlışını öğrendikten sonra düzeltmek.

Söylemeye çalıştığım şey, evlilikte yaşanan bir takım hataların, evlilik sürecinin bir parçası olduğu ve bunun abartılmaması gerektiğidir.

Ancak evlilikte kimi eşler öyle hatalar yapmışlardır ki, onları normal karşılamak ve yara almamak mümkün değildir.

Yapmışlar diyerek geçmiş zaman kipini bilerek kulandım. Zira burada üzerinde durduğum konu, geçmiş hatalara nasıl bakacağımız ve etkisinden nasıl kurtulacağımızdır.

Muhatabınız özür diliyor ve hatasını kabul ediyorsa, süreç çok daha kolay işleyecektir hiç şüphesiz.

Peki, duygusal ve ruhsal olarak yara almış olan eş ne yapacak ve nasıl davranacak bu durumda?

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, geçmişi geleceğe taşımak ve her vesile ile gündeme getirmek ne kendinize, ne eşinize ve ne de evliliğinize hiçbir katkı sağlamayacaktır. Tam aksine ciddi anlamda zarar verecektir. Zira geçmişi düzeltmenin yolu bu değildir.

Peki Nedir Öyle İse Yolu?

Fizik kuralları sadece fizik dünya için değildir. Tüm fizik kanunları, psikoloji ve manevi dünyamız için de aynen geçerlidir. Kanun birdir, fiziğe ve psikolojiye yansıması aynıdır. Bu eserimde ifade ettiğim termodinamiğin ikinci yasası olan “Entropi Kanunu”nda olduğu gibi.

Peki, bu konuda derdimize deva olacak olan, fiziğin hangi kanunudur?

Bu kanunun fizik âlemde nasıl işlediğini görelim ve ardından bunun psikolojik sorunlarımızın çözümüne olan katkısına bakalım, daha sonra ise ismini öğrenelim birlikte.

Şu anda, dünya üzerinde savaşmak pahasına devletlerin sahip olmaya çalıştığı şey enerji kaynaklarıdır, hepinizin bildiği üzere. Yani başta doğalgaz, petrol, kömürdür.

Peki, bu üç enerji kaynağının da atıklardan, yani dünya üzerinde yaşayan varlıkların çöplüklerinden, fosillerden oluştuğunu biliyor muydunuz?

Evet, dünyada yaşayanlar olarak, biz her zaman toprağa tohum serpmiyoruz. Çöplerimizi de üstüne atıyoruz.

Peki Toprak Ne Yapıyor?

Bir tohum atmışsak, o yirmi otuz tohum olarak iade ediyor. Yani bir iyilik yaptıksa, o altta kalmıyor ve fazlası ile cevap veriyor.

Ancak biz her zaman iyilik yapmıyoruz. Bütün pislikleri, çöpleri, atıkları da yüzüne fırlatıyoruz sık sık.

Peki, bunlara cevabı ne oluyor toprağın?

Bizimle hiçbir tartışmaya girmeden, onları nasıl değerlendireceğini hesaplıyor ve gelecek için enerji kaynaklarına dönüştürmek üzere saklıyor. İşte kömür, doğalgaz ve petrolün ortaya çıkış serüveni.

Bu yol ve yöntemi, yani fizik kanununu insanoğlu henüz yeni keşfetti ve atıkları geri dönüştürmeye başladılar. Ortalıkta gördüğünüz geri dönüşüm kutuları artmaya başladı farkındaysanız. Bazı ülkelerde, mesela İsviçre’de geri dönüştürülen atıkların oranı % 98 seviyelerine ulaşmıştır. İnternette bu konuda biraz göz gezdirdim. Norveç’ten çöp ithalatına başlamış İsveç yıllık 800 ton.

Peki Ne Yapıyorlar Çöpleri Bu Devletler?

Toprağın yaptığını yapıyorlar. Çöpü enerjiye çeviriyorlar. Isı ve ışık enerjisi. Ülkemizde ise çöpleri dönüştürme oranı % 25 civarındadır. Çöp deyip geçmeyin. Değerlendirmesini bilirseniz, çöp sizin için enerjidir. Aksi takdirde mide bulandıran, etrafı kirleten, havanızı bozan bir atıktır.

İşte bu fizik kuralını aynen insanlar arası ilişkilere de yansıtabiliriz.

Kişi geçmişte yaşadığı negatif ve mide bulandırıcı veya huzur kaçırıcı olayları, isterse gelece dönük bir enerji kaynağına dönüştürebilir.

Arkasına aldığı bunca deneyim ve tecrübe sayesinde, gelece daha sağlam ve doğru adımlar ile yürüyebilir. Yani geleceğin başarı ve mutluluk enerjisini geçmişte yaşadığı ve ancak tecrübeye dönüştürdüğü yaşanmışlıklardan çıkarabilir. Yeter ki, geri dönüştürme sistemini devreye soksun. Aksi takdirde, bütün bu yaşanmışlıkları kurcalayarak, huzurunu kaçıracak, var olan enerjisini de tüketecek ve zehirlenecektir.

Çöplükler karıştırılmaz. Karıştırıldıkça pis kokusu artar.

Yapabiliyorsan, onu gelecek adına enerjiye dönüştür.

Ferhat Aslan
Âile Danışmanı ve Psikoterapist

Ayrıca kontrol et

Tehlikeli, Görünmez Elektro-Sis 

Cep telefonları, baz istasyonları, elektronik âletler ve yeni ‘kablosuz teknolojisi’ sağlığımıza zarar verir. Hormonal süreçler ve diğer vücut süreçleri zarar görür, hattâ bu …