Anasayfa / Kategoriler / Aile Hayatı / Çocuklar Neden Yalana Başvurur?

Çocuklar Neden Yalana Başvurur?

Çocuklar Neden Yalana Başvurur?
Nuray Baştan Aydın

2-3 yaş düzeyindeki çocukların hayâl dünyâları çok güçlüdür. Bu durum, yaşadığı olayları abartma, hayâl ettiği, olmasını istediği şeyleri olmuş gibi anlatma şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Gerçek dünyâ ile hayâl dünyâsı arasındaki ayrımı yapmakta ciddî zorluk yaşarlar. Hattâ izledikleri çizgi filmlerdeki karakterle özdeşleşirler. Çünkü onların soyut düşünce sistemi henüz gelişmemiştir. Soyut düşünce gelişmediğinden dolayı daha ziyâde sonuç odaklı düşünürler. Meselâ filmde bir karakterin sihir yapıp yok olduğunu gören bir çocuk kendisinin de sihir sâyesinde yok olabileceğini düşünür.. “Şimdi sihir yapacağım ve yok olacağım, ben de bâzen uçuyorum bunu biliyor musunuz? vs… şeklinde kurgular yapar ve kendisini de buna inandırır. O kadar emin bir şekilde anlatır ki karşısındaki kişi hayrete kapılabilir. Gerçek ile hayâl dünyâsı arasındaki ayrımı tam olarak kavrayamayan çocuk, bir şey kırar ben yapmadım der, sütünü döker içtim der, okula gitmek istemediği zaman karnım ağrıyor der vs… Yalan kavramının ciddiyetini anlayamayan çocuğa göre bu bir suç değildir. Bu gibi durumlar çocuğun gerçek dünyâyı doğru algılayamamasından kaynaklanır. Bunun adına “yalan” dememiz doğru olmaz elbette. Çocuğun yaşı ilerledikçe gerçek olmayan bir şeyi söylemenin “yalan” olarak isimlendirildiğini öğrenir. Çevresindeki yetişkin insanların gerçekleri, menfaatleri doğrultusunda kendine göre düzenleyebildiklerini fark etmeye başlar.

Çocukların 6-7 yaşına geldiklerinde doğru olmadığını bildikleri halde gerçekleri hâlâ tersi bir şekilde yansıtmalarının ve bunda ısrarcı olmaya devâm etmelerinin birtakım sebepleri vardır. Bu nedenlerin araştırılıp, ortadan kaldırılması problemi çözüme kavuşturacaktır. “Sen yalancısın, sürekli yalan söylüyorsun, sana artık güvenmiyorum, sen kötü bir çocuksun.” şeklinde bir yaklaşım problemi çözüme kavuşturmayacağı gibi farklı psikolojik sorunları da berâberinde getirecektir. Yalan söyleme davranışı birçok sebebe bağlanabilir. Bunlardan birkaçı:

Anne-Babayı veya Çevresindeki İnsanları Model Alma

Anne babanın ve çevresindeki insanların bilinçli bir şekilde doğruları yalan şeklinde ifâde etmiş olmasına şâhit olan çocuğun “Demek ki ben de gerektiği zaman yalan söyleyebilirim, annem/babam yapıyorsa bu doğrudur.” hissine kapılması pek doğaldır. Örneklendirecek olursak, komşu ‘size geleceğim’ diye telefon açıyor, anne karşıdan çocuğa işâret ediyor: “Annem evde yok de.” diyor. Dolayısıyla anne burada yalan söylüyor ve buna çocuğu da âlet etmiş oluyor. Çocuk buradan iki mesaj alır: 1. Bâzen yalan söylenebilir, 2. Yalan söylerken başkalarından da yardım alabiliriz. Böyle bir davranış sergileyen bir annenin çocuğuna “Yalan söylemek doğru bir davranış değildir, sakın yalan söyleme.” şeklindeki telkinleri ne ölçüde inandırıcı ve etkili olabilir ki? Anne baba olarak dâimâ doğru model olunmalıdır. Söylediklerinizle davranışlarınızın birbiriyle örtüşmesine dikkat etmeli, istemeden çocuğa yanlış mesaj vermekten şiddetle kaçınmalısınız.

Dikkat Çekme İsteği

Bazı çocuklar evde anne-babasıyla veya okulda arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kurmamaktadırlar. Kendisini dışlanmış ve yalnız hisseden çocuk çevresindeki insanların dikkatini çekmek, kendini fark ettirmek için çeşitli senaryolar uydurarak insanların ilgi odağı olmayı planlar. Her şey yolunda gittiğinde fark edilmediği hissine kapılan çocuk, problem içerikli yalanları çevresindekilerle paylaştığında insanların kendisiyle ilgilendiğini fark edince kurduğu planın başarılı olduğunu düşünerek bu planı devâm ettirir.

Bunlar sık sık ağlama nöbetleri, karın ağrıları, okulda öğretmenden şiddet gördüğünü anlatma, evde anne- babası hakkında kendisine acındıracak hikâyeler uydurma şeklinde olabilmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür elbette. Çocuk için anne-babanın ilgi ve alâkası en temel gıdâdır. Bunun eksikliği çocuğun sosyal yaşamını da olumsuz yönde etkilemektedir.

Gelebilecek Tepkilerden Çekinme, Korkma

Çocuklar zaman zaman bizim onaylamadığımız davranışlar sergileyebilmektedirler. Bunlar; sınavlarda istediğimiz sonuçlara ulaşamamak veya sâhip olunan herhangi bir eşyâyı kaybetme, evdeki değerli bir şeyi kırma veya arkadaşının eşyâsını eve getirme şeklinde de olabilir. Bu ve buna benzer istenmeyen bir durum karşısında takınacağınız tutumun çok sert olacağını düşünmesi, çocuğu yalana iten sebeplerden biridir. Çocuk geçmiş zamanda bir hatâ yaptığında çok sert bir tepki veya şiddet ile karşılaşmışsa, yeni bir hatâ yaptığında aynı tepkiyle karşılaşmamak için yalana başvurmayı bir kaçış olarak görür. O nedenle, çocuk olumsuz bir davranış sergilediğinde gösterilecek tepkinin sonuçları düşünülerek tespit edilip çocuğa o şekilde bir tutum sergilenmelidir. Yaptığı şeyin yanlışlığının uygun bir dille anlatılması, çocuğun doğruyu rahatlıkla ifâde etmesine kolaylık sağlayacaktır.              

Problemin sebebinin araştırılması, çocuğa bunu açıklama fırsatı verilmesi, sert eleştiri ve yargılama yapılmaması en doğru yöntemdir.

Anne-Babasından Farklı Bir Kişilik Olduğunu İspat Etme Çabası

Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda “birey olma”, “büyüme” güdüsü ön plandadır. Çocuk artık büyüdüğünü, kendisine âit, anne babasından farklı düşünceleri olduğunu ispat etmek ister. Körü körüne bağımlı olmayı reddeder. Kendisini farklı bir dünyâda gibi göstermeye çalışır. Kendisiyle alâkalı aslı olmayan, olmasını istediği şeyleri anlatarak onun sizden farklı olduğunu, ondan beklediğiniz şeyleri her zaman söylemek zorunda olmayan başka bir kişilik olduğunu bilmeniz gerektiğini anlatmak ister.

Çocuğa küçük yaştan itibâren değerli bir birey olduğu hissettirilirse çocuk kişiliğine saygı duyulduğundan emîn olur ve kendisini ispat etme girişimine gerek duymaz. Düşünceleri dinlenir, önemsenirse yalana tenezzül etmez.

Özgüven Eksikliği

Âile içinde sindirilen, görmezden gelinen, aşırı korumacı yetişen çocuklarda özgüven eksikliği ortaya çıkması kaçınılmazdır. Özgüveni zayıf olan çocuk, hayatta hiçbir alanda başarılı olamayacağına, toplum tarafından fark edilmediğine ve kendisinin yetersiz olduğuna inanır. Bu psikoloji altında      ezilen çocuk yalana başvurarak var olduğunun ispatını yapmaya çalışır. Değişik hikâyeler uydurarak güvensizliğini örtbas etmeye çalışır. Farklı bir şekilde kendini ortaya koyamayan çocuk yalan söyleyerek özgüven sağladığı düşüncesine kapılır, bu yöntemi bir kaçış olarak görür. Çocuğun küçük yaştan itibâren sağlıklı özgüven geliştirmesine zemin hazırlanırsa yalanın önüne geçilmiş olur.

Alışkanlık Haline Gelen Davranış Olması

Başlangıçta birçok sebebe bağlı olarak yalana başvuran çocuğun bir süre sonra yalan söyleme davranışını alışkanlığa dönüştürdüğüne tanık olunabilmektedir. Önceleri mevcut problemi çözmek için kullanılan yöntemin alışkanlık hâline dönüşmesi, kişilik bozukluğu kategorisine girmektedir. Çocuk hiçbir sebep yokken sık sık yalana başvurursa bir uzmandan profesyonel yardım alınması faydalı olacaktır. Aksi halde yetişkin olduktan sonra da bu davranışının önüne geçemeyerek kişilik bozukluğu sergileyecektir. Bu durum kendisi için sorun olabileceği gibi arkadaşlık ilişkilerini de etkileyerek sosyal bir problem hâline gelebilir

Olmasını İstedikleri Şeylerin Gerçekleşmesi İsteği

Çocukların zihinlerinde yaşamları ile ilgili beklentileri vardır. Bu durum özellikle anne babası ayrı olan veya ekonomik durumu normalin altında olan bir çocuğun psikolojisine yansımaktadır.

Anne babası ayrı olan bir çocuğun arkadaşlarına, anne babasıyla çok mutlu bir âile olduklarını, akşamları sürekli birlikte, âilece bir yerlere gittiklerini anlatması veya âilesi ekonomik olarak zayıf olan bir çocuğun çok zengin oldukları, evlerinin çok lüks olduğu, pahalı lokantalara gittikleri yalanını anlatması durumudur.

Çocuk olmasını istediği şeyleri kafasında kurgulayarak senaryolaştırıyor ve çevresindeki insanları buna inandırmaya çalışıyor. Burada özenti de etkili oluyor. Çevresindeki arkadaşlarının yaşam tarzına özenen çocuklarda bu türden yalana başvurma davranışları sıkça görülmektedir.

Küçük Yaşta Aşırı Ödüllendirilmek veya Hiç Övülmemek

Aşırı ödüllendirilen çocuk, okullaşmayla birlikte sosyal hayatla tanışmaya başladığında okuldaki öğretmenden de, arkadaşlarından da aynı ödüllendirmeyi, ilgi ve alâkayı bekler. Bunu tam olarak göremeyen çocuk yalan söyleme tutumu içine girer. Tersi durumda olan, hiçbir davranışı ödüllendirilmeyen, âilesi tarafından takdir edilmeyen, desteklenmeyen çocuk da yalan söyleme ihtiyâcı duyabilir. Çocuktaki çekingenlik, saldırganlık, aşağılık duygusu, suçluluk duygusu vb. etkenler çocuklarda yalan söyleme davranışına sebep olmaktadır.

Çocuğa kızmak, bağırmak, baskı yapmak, çocuğu aşağılamak, dışlamak, başkalarının yanında yalanını ortaya çıkarmak tarzındaki yöntemlerle yalancılık önlenmez. Aksine çocuk bu davranışı daha çok yapma eğilimine girer. Çocuklar sevdikleri, saydıkları, aralarında sağlam ilişki bulunan kimselere yalan söylemek istemezler.

Öncelikle anne baba çocuğuna doğru rol model olmalı, ardından yukarıda değinilen konularda hassâsiyet gösterilmeli. Çocuğun yalana başvurması önlenmeli. Hiçbir çocuk bu davranış ile dünyâya gelmez. Anne baba tutumu ve yaşadıkları ile bu davranışa meyleder.

Temmuz 2019, sayfa no: 50-51-52-53

Ayrıca kontrol et

İletişim Dili

İletişim Dili Alemdar İlk insan, ilk peygamber Âdem (as)’dan Efendimiz’e (sav) kadar Rabbimizle iletişim vahy-i …