Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Çil Çil Kubbeler

Çil Çil Kubbeler

İslâm mîmârîsinde, şehirler câmi merkezli kurulur. Şehirlerde bütün yollar câmiye çıkar. Câmi merkezdir. Şehrin merkezidir, hayâtın merkezidir. Şehir câmiye göre kurulur ve gelişir. Adresler câmiye göre belirlenir ve câmiyle târif edilir. Şehirlerde câmiler, evlerden ve diğer binâlardan çok daha sağlam yapılır. Zîrâ ecdâdımızın kendi yaşadıkları evleri, konakları hattâ sarayları yıkılıp gitmiştir; ama asırlar öncesi yaptıkları câmileri dimdik ayaktadır. Çünkü câmilerin kamuya hizmeti, diğer kurumların hizmetinden hem daha fazla, hem daha kapsamlıdır.

Câmiler, bir beldenin Müslümanlık şiârı ve İslâm tapusudur. Onun için İslâm orduları gittikleri yerlere, fethettikleri beldelere çil çil kubbeli mescidler serpmişlerdir. Zâten fethedilen bir beldede ilk yapılan iş, şükür secdeli fetih namazları kılmak ve bu namazın kılındığı merkeze de en kısa zamanda bir mescid binâ etmekti. Böylece fiziken fethedilen beldenin mânevî fethine başlanırdı. Bu da câmi merkezli yapılırdı.

İslâm mâbedleri; bulunduğu yeri, girişi, avlusu, minâresi, kubbesi, kapısı, penceresi, mihrâbı, minberi, müezzin mahfili, tezyinâtı, yazıları ile özel ve özgündür. Hepsi yerli yerindedir ve hepsinin sayısız hikmeti vardır. Külliye tarzında kurulan yapının hiçbir yeri anlamsız ve boşuna değildir.

İslâm mîmârîsinde Câminin şehirdeki yeri ve konumu çok önemlidir. Peygamberimiz (sav)’in Medîne’ye gelir gelmez ilk yaptığı icraat, yapılacak olan câminin yerinin belirlenmesi olmuştur. Zîrâ câmiler, herkesin kolayca ulaşabileceği ve şehrin her yerinden kolayca görülebilecek yerlerde olmalıdır. Câmiler planlanırken insanların câmiye ulaşabilmesi için maddî ve mânevî hiçbir engel olmamasına özen gösterilmelidir. Yapılan câmiler, yalnızca yapıldığı târihteki Müslümanları hedeflemez. Aksine her insan potansiyel Müslüman adayı olarak görüldüğü için, câmiler ilerideki muhtemel mü’minler göz önünde bulundurularak olabildiğince geniş yapılır. Bu, câmi yapımında olması gereken ufuk genişliğidir. Günümüz dünyâsında 40-50 bin kişilik stadyumlarda, senede yalnızca 15-20 maç yapılır ve bu aslâ yadırganmaz. Halbuki câmiler haftalık cumalarda, mübârek gün ve gecelerde yılda 50’den fazla büyük etkinliğe tanık olurlar.

Bizim kültürümüzde câmiler külliye tarzında planlanır ve yapılır. Hayâtın bir parçası olarak yapılan câminin hemen yanıbaşında sıbyan mektepleri/anaokulları, medreseler/okullar, şadırvan, tuvalet, hamam, bedesten/çarşı ve evler yapılır. Dolayısıyla câmi şehirden ve hayattan uzak ve kopuk değil, tam tersine hayatla iç içe ve hayâtın tam ortasındadır. Câmi kompleksindeki bu binâların bulundukları yer ve estetik durumları câmi binâsıyla son derece uyumlu olmalıdır. Görüntü itibâriyle de çalışma düzeni itibâriyle de bu binâlar birbirleriyle ayrışık olmazlar. Buralardaki çalışma saatleri câminin avlusundaki muvakkithâneden yönetilen saat ile belirlenir.

Bütün câmilerin yönü, kıblemiz Ka’be’ye dönüktür. Çünkü bütün câmiler, bulundukları yerde Muazzam Ka’be’nin şubeleridir. Bizim câmilerimiz, diğer dinlerin karanlık ve loş mâbedlerine karşın, ferah ve aydınlıktır. Bu İslâm’ın gönülleri aydınlatıp rahatlatan yönünü gösterir.

Câmilerimizin minâreleri, tevhîdi haykırırlar. Bu, Yüce Allâh’a şirksiz ve katıksız ibâdetin gereğini temsîl ettiği gibi, mü’minler arasında olması gereken vahdeti de sembolize eder. Câmilerin kubbesi, câminin herkesi kucaklayan kuşatıcılığına işârettir.

Bizim câmilerimizde minâreler, kubbeler, köşe duvarları, sütunlar köşeli değil, kavislidirler. Bu fıtrat dîninin merkezlerinin fıtrata uygunluğunun göstergesidir. Çünkü câminin asıl süsü ve olmazsa olmazı olan insanın organları kavislidir. Kafası, gözü, yüzü, ağzı ve diğer organlarında hep bu özellik ön plandadır.
Kısaca söylemek gerekirse câmi, mihrâbıyla ibâdet, minberiyle hikmet, kürsüsü ile sohbet, minâresiyle tevhid, kubbesiyle ümmet bilincinin aşılandığı merkezdir.

Câmi duvarlarındaki yazılar da aslâ rastgele değildir. Meselâ câminin dış duvarında yâhud avlu duvarında şu âyet yazılıdır: Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır. Bununla câmi dışındaki mü’minler, namazı vaktinde kılma konusunda uyarılırlar.

Câmi avlusuna giren mü’minleri şu âyet karşılar: Namazlara ve özellikle orta namaza devâm edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun. Namaz kılmak için câmiye gelenlere bununla, namazın hakkını vermeleri, rukünlerini lâyıkıyla yerine getirmeleri, huşû içerisinde onu kılmaları hatırlatılır.

Câmiden çıkarken mü’minler, avlu iç duvarında şu âyetleri okuyarak gündelik işlerine dönerler: Namazlarına riâyet edenler, işte onlar, cennetlerde ikrâm olunacak kimselerdir. Onlar namazlarının muhafızıdırlar. İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine vâris olanlardır. Böylece, namazlarını kılan mü’minler cennet müjdesiyle gündelik işlerine dönerler ve tekrar namaz iştiyâkı ile hayatlarını sürdürürler. Câmilerin değişik yerlerine yazılan âyetler, hadisler ve süslemelerin çok özel anlam ve hikmetleri vardır. Bir câmi kapısında yazılı olan Mescidde mü’min, sudaki balık gibidir, münâfık ise mescidde kafesteki kuş gibidir cümleleri ne kadar mânidardır.

Câmilerimizin kubbe ile kaplı olması da anlamlıdır. Şöyle ki kubbe, gök kubbeyi temsîl eder. Nasıl ki gök kubbenin altında iyi kötü herkese yer vardır, câmide de herkese yer vardır. Nasıl ki gök kubbe, güneşi ayı yıldızlarıyla altında bulunan herkese nazar eder; câmiler de öyledir. Nasıl ki gök kubbeden yağan yağmurlar herkese rahmet olur; câmideki rahmet sağanağından da herkes nasiplenebilir. Nasıl ki gök kubbe herkesi sarar sarmalar, câmi de öyledir herkesi aguşunu açar. Nasıl ki gök kubbe herkesi ısıtır ve ışıtır, câmiler de öyledir.

Unutmayalım, hiçbir korumanın olmadığı kıyâmet gününde Yüce Allâh’ın koruması altında olacaklardan biri de gönlü mescidlere bağlı olanlardır. Mescide devamlılık, mescidle irtibatlı olmak mü’min olmanın göstergelerindendir. Ve unutmayalım Cennete giden yollar mescidlerden geçer, Mevlâ ol kullarını secdelerden seçer.

Prof. Dr. Ali Akpınar

 

Ayrıca kontrol et

“Bir kimse sırf Allah rızâsı için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.”

  Kıymetli Okurlarımız, Tdk yetim kelimesine “Babası ölmüş olan (çocuk), babasız” anlamını veriyor. Yetim kelimesi, …