Anasayfa / Yenidünya Dergisi (Sayfa 19)

Yenidünya Dergisi

II. Abdülhamid Hân’a Darbe

Sultan II. Abdülhamid Hân, Osmanlı’nın en çok merak edilip konuşulan, en ziyâde iftirâ oklarına hedef olan padişahlarındandır. Hakkındaki iddia ve tartışmalar çok yönlü politikalarını anlayamamaktan, etrâfını kuşatan ağır şartları takdir edememekten, gizemli âlemine/kişiliğine nüfûz edememekten ve dindar tabiat, yaşantı ve tavırlarına alerji duymaktan kaynaklanmıştır. Dînî-muhafazakâr, yenilikçi kişiliği; eğitime, teknolojiye, ulaşıma ve iletişime önem vermesi; târihe geçen büyük projeleri hayâta geçirmesi, …

Daha fazlası »

İslâmî Bir İlim Olarak Tasavvuf

Tasavvufun İslâmî bir ilim olduğunun doğru ve açık şekilde anlaşılabilmesi için önce Müslüman toplumlarda ve İslâm medeniyetinde ilmin ne anlama geldiğini kısaca belirtelim. İlim bilmek, âlim bilen, ma’lûm bilinen, i’lâm bildiren, ta’lîm bilgi veren, taallüm bilgi alan anlamına gelir. (bk. Asım Efendi, III, 672-77, IV, 410-12. Rağıb, el-müfredât, 331, 343) Ma’rifet de bilmek anlamına gelir, fakat daha çok tanımak anlamında …

Daha fazlası »

Rasûlullâh’a (sav) İtâat Eden Cennete Girer(1)

Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin hepsi cennete girecektir, bana karşı gelenler hâriç.” Ey Allâh’ın Rasûlü, sana karşı gelenler kimlerdir? dediler. Şöyle buyurdu: “Bana itâat eden cennete girer, bana isyân eden kişi, o inkâr etmiştir.”2 Bu hadis Mesâbih’in sahihlerindendir. Onu, Ebû Hüreyre (ra) rivâyet etmiştir. “Ümmet” ile murâd edilen şey, “ümmeti’d-da’ve” (dâvet ümmeti) olması muhtemeldir. Buna göre, “karşı gelen”, “kâfir” dir. …

Daha fazlası »

Çoban ve Hz. Mûsâ (as)

Hz. Mûsâ bir gün giderken bir çobana rastlaldı. Çoban hafif yüksek sesle şu şekilde kendi kendine konuşuyordu: “Ey kerem sâhibi olan Allâhım, neredesin ki Sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Yüce Rabbim sana tâze süt ikrâm edeyim. Bütün keçilerim sana kurbân olsun..” deyip duruyordu. Hz. Mûsâ: “Kiminle konuşuyorsun?” dedi. Çoban: “Yeri göğü yaratan Allâh’ımla …

Daha fazlası »

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin İrşad Faaliyetleri

Mürşidinin yanında seyr u sülûkunu tamamlayan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, şeyhi tarafından memleketine gönderilir. Şiraz, İsfehan ve Hemedân güzergâhında gerçekleşen dönüş yolculuğu boyunca uğradığı yerlerde tebliğ görevini gerçekleştirir. Süleymaniye’ye gelen Hâlid-i Bağdâdî bölge ulemâsı ve eşrâfı tarafından sevinç ve coşkuyla karşılanmıştır. Bağdat ve çevresindeki evliyâ kabirlerini ziyâret eden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, 1226/1811’de Bağdat’a gelerek Abdülkâdir Geylânî Zâviyesine yerleşmiştir. Yerleştiği bu zâviyede …

Daha fazlası »

Yaşasaydı…

Efendim, ümmet içinde vahdeti sağlayan biriydi. Çünkü iki husûsu çokça sorardı. Usûle riâyet ediliyor mu? İhvânın beynleri, arası nasıl? İçinde bulunduğu toplumu, Kur’ân ve Sünnet iklîmine çekerdi. İlâhî mesajı, Nebevî ahlâkı her tarafa yayardı. Mübârek gözlerini bu hizmette kaybetti. Gündüzleri kitapları araştırdı. Geceleri yazdı. Vücûd-ı saadetlerini Hakk Teâlâ yolunda eritti. Sohbetlerini kısa tutması gerekirken doktorlara göre, en az iki saat …

Daha fazlası »

Vatan

Vatan; yüz ölçümü, sınırları, doğası tabiatı, geçimi, ekonomik ve sosyal yapısı belirlenen mekândır. Maddî yönleriyle belirlenen ikamet yeridir. Bu cismimiz için geçerlidir. Rûhumuz için vatan neresidir? Hicr sûresinin 29. âyetine göre, “rûhumuzdan ruh üfledik” buyuruluyor. Ruh arşdan ana karnına, oradan da yeryüzüne inmiştir. Sûfîler buna “hubüt gavsi” derler. İniş mânâsındadır. Rûhun asıl vatanına dönmesini temin için, mürşid-i kâmile mürâcaat edilir. …

Daha fazlası »

Ulvî Hedef

“Yapılan işler niyetlere göre değerlendirilir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah ve Rasûlü için hicret etmekse eline geçecek sevap Allah ve Rasûlü’ne hicret sevâbıdır. Kim de elde edeceği dünyâlık veya evleneceği bir kadına kavuşmak için hicret etmişse, onun hicreti niyet ettiği şeye göre değerlendirilir.”1 Hedef Hedef, ulaşılmak istenen son noktadır. Hedef; plan ve programda, eylem ve …

Daha fazlası »

İslâm Birliği Üzerine Mülahazalar

Müslümanların işbirliği yapması, onların bir araya gelmesi hususundaki talep kendisine Müslümanım diyen herkesin hakkıdır… Dahası böyle bir talepte bulunmak Müslümanlığını ileri sürerek ortaya çıkmış olan kimsenin üstüne düşen bir vecibe de sayılabilir, sayılmalıdır. Önemli olan bu talebe tekabül eden cevabın bulunabilmesinde… Bu gibi durumlarda (bazı somut ihtiyaçlara somut cevaplar arama mecburiyetiyle karşı karşıya kalınması halinde) geliştirebileceğimiz cevapların genel kabul görmeyebileceği …

Daha fazlası »

Hz. Ali’nin Düşmanını Öldürmemesi

Allâh’ın aslanı Hz. Ali bir savaş esnasında düşmanı olan yiğitle epeyce vuruşarak sonunda onu yere yıkıp öldürmek üzereyken, o düşman askeri Hz. Ali’nin mübarek yüzüne tükürdü. Bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalktı: “Yürü git, seni öldürmekten vazgeçtim, serbestsin”, dedi. Savaşçı bu duruma şaştı: “Beni alt edip öldürmek üzereyken neden vazgeçtin. Seni ne alıkoydu?” diye sordu. Hz. Ali cevap …

Daha fazlası »