Anasayfa / Yenidünya Dergisi (Sayfa 10)

Yenidünya Dergisi

Allah Teâlâ’nın Sâliki Aşkıyla Kendisine Çekmesi ve Sâlikin Yüce Makâmın Tesir Alanına Girmesi: Sûfîlerin Cezbe ve Meczûba Dâir Tespitleri

‘Cezbe-i hüsn-i mahabbetdür kim eyler muttasıl Dost cüst ü cûy-ı aşk u aşk cüst ü cûy-ı dost’1 Halk arasında yaygın olarak ‘kişinin aklının başından gitmesi’ şeklinde anlaşılan cezbe, sözlükte; ‘çekme, celbetme ve çekiş’2 anlamlarına gelen bir kavramdır. Terim olarak ‘ilâhî inâyetin gereği olarak Cenâb-ı Hakk’ın kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine …

Daha fazlası »

Verenel İyilik Elçileri Somali’de

Açlık ve kuraklık nedeniyle insanların hayâtını kaybettiği ”Ulusal Felaket” ilân edilen Somali’ye el uzatan Verenel Derneği, kısa zamanda oluşturduğu nakdî yardım ve bir o kadar da aynî yardımı üç ayların başladığı günlerde mübârek Recep ayında, 22-25 Nisan 2017 târihleri arasında iyilik elçileri ile Somali’deki muhtaçlara ulaştırdı. İyilik elçilerimiz su kuyularının açılışını yaptı, kurban kestirdi, 300’ü aşkın âilenin her birine, içinde …

Daha fazlası »

Kutlu Nesil

Gelin biraz zaman içerisinde yolculuk yapalım. Hz. Hüseyin Efendimiz (ra) dönemine gidelim meselâ. Kerbelâ’dayız. Hz. Hüseyin Efendimiz dedi ki: “Yâ Rabbi! Onlara gökten yağmur indirme!.. Yeryüzü bereketlerinden onları mahrûm eyle!… Mukaddes isimlerine kurbân olduğum Yüce Allâh’ım! Onları geri bırakır yaşatırsan, onları nimetlerinden mahrûm eyle, onlar için türlü türlü yollar yap, birliklerini yık, onları mutluluktan mahrûm eyle! Hz. Hüseyin Efendimiz’in yakarışından …

Daha fazlası »

Çanakkale Savaşının Arkasında Yatanlar

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi   Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Caner Arabacı ile “Çanakkale Savaşının Arkasında Yatanları” konuştuk. Röportaj: Muzaffer İnneci Çanakkale’nin dînî boyutu hakkında bize bilgi verebilir misiniz?  Çanakkale’nin dînî boyutunu, meseleyi Mehmetçik ve saldırganlar açısından ele alarak vurgulamak mümkün. Çanakkale bizim vatanımızdır, ayrıca İstanbul’un kapısıdır. Zâten esâsen düşmanlarımızın Çanakkale’ye saldırmaktan maksatları; İstanbul’u yâni …

Daha fazlası »

“Hakk Bir Gönül Verdi Bana Ha Demeden Hayrân Olur”

Gönül. Yüce Yaradan’ın «Yeryüzüne ve gökyüzüne sığmadım; fakat mü’min kulumun kalbine sığdım.» hadîs-i kudsîsinde ikâmetini âyân kıldığı güzîde makâm. Kur’ânî bir ifâde ya’ni kalb. Mevlâ’nın nazar ettiği hududsuz belde. Kâ’be-i Halîl. Kâh çocuk kâh meczûb. Hem bilge hem toy. İncinmeye meyyâl. Türlü vasıf ve hâle gebe. Kendimi tanımaya ve anlamaya başladığım zamanlardan beri zihnimi sarar tefekkür mahzûniyetle. Her hâlimizin, söz …

Daha fazlası »

Balkanlar’da Yûnus’un Sevgi Dili

İslâmiyet’in Sahâbe-i Kirâm devrinden sonra en hızlı yayıldığı devir ve şekil sûfîlerin devri ve eli olmuştur. Herkes biliyor ki, onlar mazlûma karşı İslâm’ın yumuşak yüzü, zâlime karşı ise keskin kılıcı olmuşlardır. Tasavvuf terbiyesi ile rûhî ve mânevî eğitimi önemseyen–benimseyen insanları kurumsallaştırıp, Hakk’a ulaştıran yollar anlamında tarîkatlar haline gelmesi ile bu tarîkatların eğitiminin verildiği dergâhlar tüm İslâm coğrafyasında birer eğitim merkezi …

Daha fazlası »

İç Boyutlu Gözlükle İnsan-ı Kâmili Beyaz Perdede Tasvir ve Temâşâ Eylemek!

Ne vakit büyük bir Türk düşünürü yâhud mutasavvıfı hakkında bir film izlesem yâhud tiyatroya gitsem, büyük bir teessür ve sukût-u hayâlle geri dönüyorum. Sermâyelerini çağın ideoloji veya siyâsî gücünden alan baskınlık gayreti yâhud kendi inanç ve felsefelerinden alan yapma-yapıştırma cehâleti! Acaba şu gün küre-i arzda, “hümanizma” denilen çamurun üzerine boca edilmediği kaç sûfî, kaç düşünür, kaç Hakk âşığı var? Geçir …

Daha fazlası »

Bir Anadolu Velî’si Yûnus Emre

Bilindiği üzere, târihî olaylar ve tarîhî şahsiyetler kendi dönemleri içinde ele alınır ve öyle değerlendirilirler. Yûnus Emre de târihî bir şahsiyettir, târihin belli bir döneminde yaşamış, bir misyon icrâ etmiş ve her fânî gibi o da mukadder vakit gelince, emânetini Hakk’a teslim ederek ebediyete intikâl etmiştir. Fakat o öyle bir şahsiyettir ki, küçücük cirmine rağmen, Şeyh Gâlip’in ifâdesiyle “merdüm-i dîde-i …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (29. Mektup)

Bildiğiniz gibi haberleşmenin devamı sevginin ispatına kâfi olmadığı gibi mektuplaşmama da muhabbetin yok olduğuna delalet edemez. Aramızda olan yakınlık ve sevgi ezeli olduğu gibi ebedi olacağı da tabiidir. Bu dünyanın yani âlem-i kevn ü mekânın günlük olaylardan ve birbirini takip eden sevinç veya üzüntülerden birimize bakan bir hadisenin diğerini de etkileyeceği şüphesizdir. ‘İrciî’[1] emr-i celiline icabet eden merhum pederinizin ebedi …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’nin Şiir Estetiği

Yûnus Emre için şiir, asıl gâye olmamakla berâber şunu gâyet iyi biliyoruz ki o, dilimizin en büyük şâirlerinin başında gelir. O yüzden, eğer şiirden söz edeceksek, Türkçe’nin en güzel şiir verimlerini ondan okuyacağız demektir. Fakat bu samîmî dervişin bu mânâda bize sağlayacağı imkân sâdece şiirleri değildir. O, aynı zamanda bize şiir dersleri de veren bir hocadır. Şiirin aslının söz olduğu …

Daha fazlası »