Anasayfa / Yazarlar / Rasim Özdenören (Sayfa 2)

Rasim Özdenören

Çağdaş Bunalım: Medya Üzerinden İslâm’ı Anlama Yanılgısı

Günümüz Müslümanının temel sorusu şu olmalı: İslâm’ı anlama ve yaşama husûsunda onu bekleyen mânialar nedir? Günümüz insanı medya mârifetiyle bir kirli haberler bombardımanına mâruz bırakılıyor. Her şey göz önünde gibi durmasına rağmen her şey karartılıyor. Her şey açık gibi durmasına rağmen her şey karanlığa gömülüyor… Şerîat, rûhunu Âmentü’den alır. Âmentünün tüm rükünleri birbiriyle interaktif biçimde etkileşim içindedir. Aradan birini çıkardığında …

Daha fazlası »

Sünnetin Rehberliğine Başvurmadan İslâm’a Ulaşılmaz

Müslümanca yaşamın gündelik hayâta geçirilmesi, etkinliklerimizin gündelik hayatta Müslümanca bir karşılık bulması husûsunda başat yol gösterici Allâh Resûlü’nün (sav) uygulamalarıdır. Allâh Resûlü’nün uygulamasını rehber olarak kabûl etmeden Kur’ân’ın öngördüğü ilkelerin hayâta nasıl aktarılması gerektiği husûsunda başka hiçbir kaynak, başka hiçbir yol gösterici bulmamız söz konusu olmasa gerek. Büyük İslâm yorumcularının hâlen yol gösterici olarak kabûl görüyor olması, onların Kur’ân-ı Kerîm …

Daha fazlası »

Ötedünya Mı? O Da Ne?

Hz. Ebubekir’in, Allah Resûlü’nün mübarek naaşı ile karşılaştığında ona şöyle hitâb ettiği naklolunur: “Öldün, bir daha ölmeyeceksin!” Bu cümlenin bir anlamı, adın ebediyete kadar yaşayacaktır bağlamıyla ilişkilendirilebilir. Doğrudur. Cümle, böyle bir anlama açık bulunuyor. Fakat daha derinde bu cümleden şu anlamları çıkarmak da imkân dâhilinde görünüyor: Ölüm bu dünyâya, içinde yaşadığımız bu dünyâya özgü bir olgudur. Biz bu dünyâda bir …

Daha fazlası »

Nefsle Savaşımda Yalnız Değiliz

Bir Hint masalı: Fil ile Serçe… Ormanın birinde bir çift serçe, yuvalarını bir ağacın dalına yapmışlar, yumurtalarını ısıtıp yavru bekliyorlarmış. Bir gün, sıcaktan bunalmış azgın bir fil, onların ağacına gelmiş. Gölgede dinlenirken kötülük olsun diye serçelerin yuva yaptığı dalı koparmış, yuvayı ve yumurtaları yere atıp ezmiş. Zavallı serçeler, tabiî ki, koskoca file bir şey yapamamışlar. Anne serçe çok ağlamış. Sesini …

Daha fazlası »

Sevgi, Çıkar Gözetmeden Vermedir

Ebu Hüreyre (ra)’dan Rasûlullâh’ın (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Adamın biri başka bir beldedeki bir din kardeşini ziyârete giderken Allah bu kimseyi gözetlemek için bir meleği görevlendirmişti. O kimse meleğin yanına varınca melek: – Nereye gidiyorsun, diye sordu. Adam da: – Şu köyde bir din kardeşim var, onu ziyârete gidiyorum, cevâbını verdi. Melek: – O kimseden bir menfaatin var da onu …

Daha fazlası »

İffet ve Örtünme

İffet, genel olarak ahlâk kurallarına uyma olarak anlaşılır. Özel olarak da, insanın kendisine emânet edilmiş şeyler karşısında ahlâk kurallarına bağlılığı sayılır. Daha da özel anlamıyla, insanların cinsel işlerde ahlâk kurallarına bağlılığı olarak kabûl edilir. Bunların hiçbirinde kadın-erkek ayrımı söz konusu değildir. Kadınların iffetlerine sâhip çıkmaları beklendiği kadar, erkeklerin de sâhip çıkması beklenir. Hukuk, insanların iffetini koruyacak ortamı sağlamakla yükümlü tutulur. …

Daha fazlası »

Çocuklar ve Oyunları

  Yeni bir çağın eşiğinde yaşıyoruz. Dijital çağ… Bu çağın belki sayısız özellikleri sıralanabilir… Ama bence Dijital Çağ’ın başat özelliklerinden biri de kişiyi edilgen bir figür haline getirmesinde tecelli ediyor… Çocukların oyunları bu husûsun en somut örneğini ortaya koyuyor… Henüz bebeklikten çocukluk çağına yeni geçmiş ve daha ilk çocukluklarını yaşayan çocukların ellerinde bile akıllı telefonlar, tabletler… Çocuklar nerdeyse koşmayı unutmuş… …

Daha fazlası »

Hicret ve Yol Arkadaşı

Hicretin görünen anlamı zulümden kurtulmak, özgürlük ortamına varmaktır. Fakat bizce Hicret’i sırf bu anlamıyla algılamak eksik ve yanıltıcı olur. Bu anlamıyla Hicret sırf edilgin, savunucu bir eylem biçimine girer. Hicret bir yanıyla “edilgin” bir olaysa, bir yanıyla da küfre karşı “etkin” bir tavır alma biçimidir. Nitekim “cihad” emrinin Hicret’ten sonra gelmesi böyle bir anlayışı doğrulayacak niteliktedir. Hicret’ten önce de, İslâm …

Daha fazlası »

İnsanın Kadim Gerçekliği: Hak ve Batıl Çatışması

  Sağlıklı insanın özlediği toplum düzeniyle gerçeğin yaşandığı toplumsal düzen arasında her zaman bir açıklık bulunmuştur. İnsan, bir uçtan bu açıklığı kapamaya çalışırken, bir yandan da bu açığın sürüp gitmesini sağlayan toplumsal gerçeklik “ben buradayım, burada duruyorum” demeye devam eder. Bu durum, insanoğlunun kadim gerçekliğidir ve galiba kıyamete değin de sürüp gidecektir. Kadim retoriğin jargonuyla söylersek, durum, hak ve batıl …

Daha fazlası »

Resûlullâh’ın (sav) Şahsında Babaca Tavır

Birileri bizim hâlâ ulusça olgunlaşmadığımız kanısını taşıyor. Biz, hâlâ özgürlüğümüzü elimize alacak denli özgürleşmiş değiliz. Biz hâlâ kendimizi yönetecek olgunlukta değiliz. Bu yüzden asla kendi başımıza bırakılmamamız gerekiyor. Çünkü çıkarımızın ne olduğunu bilemeyeceğimiz için özgürlüğümüzü nerelerde har vurup harman savuracağımız da belli olmaz. Biz özgürlüğün değerini bilemeyeceğimiz için başımıza onun değerini bilecek birileri dikilmelidir. O birileri hem özgürlüğün değerini bilir, …

Daha fazlası »