Anasayfa / Yazarlar / Prof. Dr. Kadir Özköse (Sayfa 2)

Prof. Dr. Kadir Özköse

Hesâba Çekilmeden Önce Kendimizi Hesâba Çekmek

Hesâba Çekilmeden Önce Kendimizi Hesâba Çekmek Prof. Dr. Kadir Özköse Fırsatlar dünyâsında yaşıyoruz. Allâh’ın bize sunduğu yaşam kredisini kullanıyoruz. Yaşam serüveni su gibi akıp gidiyor. Bâzen farkında olarak bâzen de farkında olmayarak bu fırsatları kaçırıyor, sonunda eyvah demek zorunda kalıyoruz. İnsan olarak geçen bu ömrün bir gün hesâbını detaylı bir şekilde vereceğiz. Uhdemize tevdi kılınan nimetlerin hakkını verip veremediğimizden sorgulanacağız. …

Daha fazlası »

Abdülhamid’in İslâm Birliği Siyâseti ve Senûsiyye Tarîkatı

Abdülhamid’in İslâm Birliği Siyâseti ve Senûsiyye Tarîkatı Prof. Dr. Kadir Özköse Her ne kadar gerileme dönemine girmiş, Karlofça Antlaşması’ndan beri gittikçe zayıflamış olsa da bilhassa II. Abdülhamid’in saltanatı döneminde Osmanlı Devleti, tüm Müslüman halkların umûdu konumundaydı. Emperyal emellerle İslâm dünyâsına hançer gibi saplanan Avrupa sömürge güçleri karşısında çâresiz kalan Müslüman halklar, Osmanlı hilâfetini kendilerini bu batılı güçlerin saldırılarından koruyacak yegâne …

Daha fazlası »

Sûfî Gelenekte Kalb Eğitimi 

Tasavvufî hayat kalp merkezli bir hayattır. Kalp Allâh’ın baktığı, nazar ettiği bir yerdir. Nazargâh-ı ilâhîdir. Onun için kırılmaması ve incitilmemesi gerekmektedir.   Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı  İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.   diyen Yûnus Emre kalbin nazargâh-ı ilâhî olduğuna dikkat çekmektedir. Âriflere göre kalbini fethedemeyenlerin hac için çöllerde ve sahralarda dolaşmaları bir anlam taşımaz. Büyük hac, gönül kazanmaktır.1   Tasavvufta esas olan kalbin çeşitli hastalıklardan temizlenerek şifâ bulmasını sağlamak ve kalbi güzel sıfatlarla süslemektir. …

Daha fazlası »

Milletimizde Ehlibeyt Sevgisi

İslâm dünyâsı dikkate alındığında, belki en çok Ahmed, Mehmed, Ali, Veli, Fatma, Hasan ve Hüseyin isimlerine Anadolu’da rastlanılmaktadır. Bunun sebebi, ehlibeyt sevgisinin milletimizin ortak paydası olmasıdır. Âşıklarımız, şâirlerimiz güzel duyguları, güzel ahlâkı, iyilik, asâlet ve fazîleti, onların isimlerini serlevha ederek anlatmışlardır. Onlar sâfiyeti ve sâdeliği temsîl etmişler, gül-i Muhammedî’nin hoş kokusunu târihin her sayfasına sindirmişlerdir. Yûnus Emre, gönlündeki ehlibeyt sevgisini …

Daha fazlası »

Himmet Ehlinin Hâlleri

Himmetin sözlük anlamı; bir işe dikkat edip önem vermek, ilgilenmek, araştırıp tecessüs etmek, üzüntülü ve kederli olmak, iyice yaşlanmak, azim, enerji, istek, meyil ve şevk gibi anlamlara gelmektedir.1 Tasavvuf ıstılâhı olarak himmet; kulun mânevî bir hâl veya başka bir şey elde etmek için, bütün rûhânî güçleriyle birlikte kalbinin Hakk’a yönelmesi demektir. Erenlerin maksadı hâsıl eden, iş bitiren ve dileklerini yerine …

Daha fazlası »

Elmalılı Vȃhib-i Ümmȋ’nin Dȋvȃn’ında Müslümanın Dünyâ İle İmtihanı

Dünyâ imtihan yurdudur. Dünyâ nimetlerinin her biri insanoğlunun kullanımına sunulmuştur. Yeryüzünün halîfesi olarak görevlendirilen insanoğlu dünyâ nimetlerini yerli yerinde kullanmak üzere bu dünyâda imtihâna tâbi tutulmuştur. Bu çerçevede Müslüman dünyâ nimetlerinin kendisine emânet edildiğini bilir. Müslüman dünyâya yaklaşımı sömürmek için değil îmar maksadıyla olur. Dünyânın süsü ve saltanatı Müslümanı ne dâvâsından ne de varoluş gerçeğinden alıkoyar. İnsan bu dünyâda ya …

Daha fazlası »

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde Tekkelerin Fonksiyonu

Selçuklu idâresinin dağıldığı, merkezi otoritenin hâkimiyetini kaybettiği, yerine beyliklerin kurulduğu bir dönemde her bir beylik teşkîlatlı güçlere ihtiyaç hissetmiştir. Bozulan cemiyet nizâmı ve sancılı dönem içerisinde buhranlara mâruz kalan ve yaşadıkları sıkıntılı atmosferden sancı duyan halk bu dönemde tekkelerin huzur atmosferine sığınmış, tekkelerin desteğini yanında hissetmiştir. Dönemin tasavvuf erbâbı tekkelerine kapanmak yerine toplumun her kesimine hitâb etmiş, cemiyet hayâtındaki farklı …

Daha fazlası »

Teveccüh Ölçütleri

Sȗfȋ gelenekte dervişin kemȃle ermesini sağlayan etkenlerin başında teveccüh gelmektedir. Nedir teveccüh? Teveccüh; mürşid-i kȃmille mürid arasında gerçekleşen irtibat, bağlantı ve yoğunlaşmış ilginin adıdır. Teveccüh yönelmek, dikkate koyulmak, konsantrasyonda bulunmak, mürşidle mürid arasında irtibat kurmaktır. Teveccüh ve murâkabe kavramları birlikte ele alınmış, Nakşbendiyye’de birbirinin yerine de kullanılır olmuştur.Asıl teveccüh kulun tüm benliğini Hakk’ın varlığına bağlı kılması, ihsan terbiyesini elde etmesidir. …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’nin Tapduk Emre’de Gördüğü Dost Yüzü

Yûnus Emre’yi yetiştiren, Yûnus Emre’nin kimlik dokusunu ören isim şeyhi Tapduk Emre’dir. Yûnus Emre’nin Tapduk Emre’yi bulması kolay olmamıştır. Halvet ve riyâzetlerini Tapduk Emre’nin dergȃhında geçirdi. Seyr u sülȗku sürekli ve ciddîydi. Dervişlik eğitimi oldukça ciddî, terbiyesi devamlı ve muhabbeti derindi. Tapduk Emre’nin dergȃhına her dâim odun taşırken dergȃha lâyık görmediği eğri odunlarla sembolik anlatımda bulunmaktadır. Odunların düzgünlüğü nefsinin ermişliğini …

Daha fazlası »

Ashâb-ı Kirâmın Âile Hassâsiyeti

Asr-ı saâdet toplumunun en önemli hassâsiyeti âile saâdetiydi. Peygamber Efendimiz ashâbını sâdece birey olarak değil âile ortamındaki sıcaklıkla da sarmalamış, âileyi cennet yuvası kılmış, âile içi ilişkileri düzenlemiş, âilevî sorumlulukları hatırlatmış, âile gemisinin fitne ve fesat kasırgalarına inat sâhil-i selâmete ulaşmasını sağlamıştır. Âile bireylerinin birbirine sadâkatini, birbiriyle ülfetini, birbirine kol kanat germesini, her türlü sıkıntıyı birlikte aşmalarını öğütlemiştir. Bu noktada …

Daha fazlası »