Anasayfa / Yazarlar / Prof.Dr. Ali Çelik (Sayfa 2)

Prof.Dr. Ali Çelik

Emâneti Korumak

“Kendisine güvenilmeyen kimse, (kâmil mânâda bir) îmâna sâhip değildir.”1  Hadîs-i Şerîf’in Anlattığı: Arapça’da “güvenmek, korku ve endi­şeden emîn olmak” mânâsındaki “emn” masdarından gelen “emânet” kelimesi, “hı­yânetin” zıddı olarak isim şek­linde kullanıldığı gibi “güvenilir olmak” anlamında masdar şeklinde de kullanılır. Ayrıca “güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak tevdi edilen şey” mâ­nâsına da gelmekte olup kelimenin bu son kullanılışı daha yaygındır.2 Emânet …

Daha fazlası »

Hz. Peygamber’in (sav) Sünnetinde İnsan-Çevre İlişkisi

“İnsan” denilen varlık, gerek fizikî yapısıyla gerekse iç dünyâsıyla Allah (cc) tarafından “en güzel bir şekilde” yaratılmış ve varlık âlemindeki her şey ona bir nîmet olarak sunulmuş, onun emrine verilmiştir. İnsanın yaratılış özelliği, kendisi dışındaki tüm varlıklarla birlikte bir bütünlük arzetmektedir. Bu bütünlük, varlık-insan ilişkisini de berâberinde getirmektedir. Bu ilişki, “İnsan küçük bir kâinât, kâinât büyük bir insandır” düşüncesinin hareket …

Daha fazlası »

Takvâ Elbisesini Giymek

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar Allâh’ın âyetlerindendir; belki düşünüp öğüt alırlar.”1 Âyette geçen “Takvâ elbisesi” bir mü’min için ne anlam ifâde etmektedir? Müfessirler Libâs/Elbise kelimesi ile ilk anda anlaşılanın “insanı sıcaktan, soğuktan, dış etkilerden koruyacak giysi” olduğunu ve âyet-i kerîmede geçen “Libâsu’t-takvâ/takvâ elbisesi” …

Daha fazlası »

Eğlence Kültürü ve İslâm

Neşeli ve hoş vakit geçirmeye yarayan ve oyun, yarış, mûsikî, raks gibi şeylerin genel adı olan “eğlence”nin Arapça karşılığı “lehv”dir. Arapça’da bundan başka umûmî olarak “eğlence” anlamına gelen veya bâzı “eğlence” türlerini ifâde eden “ferah” ve “semer” gibi kelimeler de vardır. “Lehv” Kur’ân-ı Kerîm’de, daha çok âhirete nisbetle dünyâ hayâtının değersizliğini vurgulamak için “oyun” mânâsındaki “laib” kelimesiyle birlikte kullanılmıştır; ayrıca …

Daha fazlası »

“Öldükten Sonra Tekrar Dirilme” İnancının Düşündürdükleri

“Öldükten sonra tekrar dirilmek” yâni “el-ba’sü ba’de’l-mevt” inancı Kur’ân ve Sünnet’in önemle üzerinde durduğu bir inanç. İnancı oluşturan iki temel olgu: Ölüm ve Diriliş. Birbirine zıd iki kavram. Bu iki kavram bize başka bir Kur’ânî kavramı daha çağrıştırıyor ki o da “imtihan” kavramı. Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de “Allah ölümü ve yaşamayı hanginiz daha güzel amel yapacak diye yarattı.” (Mülk, 2.) …

Daha fazlası »

“Gece Yürüyüşü / İsrâ” yı Anlamak

“Gece yürüyüşü/İsrâ” denildiği zaman ilk akla gelen Peygamberimiz’in (sav) Mekke’de, hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi yaşadığı İsrâ ve mi’râc olayıdır. Bu gecede Peygamberimiz (sav), Cenâb-ı Hakk tarafından Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürütülmüş, oradan da kendi katına yükseltilmiştir. Mi’râc olayının ifâde edildiği gibi iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (sav) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e …

Daha fazlası »

Toplumsal İlişkilerimizde Temel Esas: Muâvenet/Yardımlaşma

Yüce Allah (cc) varlık âlemi içinde insanı en üstün vasıflara sâhip, kendi zât-ı ulûhiyetini bilecek ve birleyecek bir fıtrat üzere yaratmış, kendisine muhatap olarak seçmiş; bunun bir gereği olarak da birtakım hak ve sorumluluklarla mükellef tutmuştur. Onun dünyâ ve âhiret saâdeti/mutluluğu bu mükellef kılındığı hak ve sorumluluklarını yerine getirmesindeki başarısına bağlıdır. İnsanın mükellef tutulduğu hak ve görevler iki özellik arzeder: …

Daha fazlası »

Sâlih Amel: İnandığı Gibi Yaşamaktır

  Her mü’min -kulluğunun bir gereği olarak- her gün mutlaka Kur’ân-ı Kerîm’den belki bir cüz belki daha az ama mutlaka belli bir bölüm okur. Bu okuma, onun Rabbi ile bir musâhabesi, mükâlemesidir. Kemâli hürmetle Kur’ân âyetlerini tertîl üzere yavaş yavaş, hurûfâtına, tecvidine riâyet ederek okur. Dikkatle okur, sadâkatle okur, okuduğu âyetlerin Rabbi’nin kendisine bir mesajı olduğunun bilinci içinde okur. Okurken, …

Daha fazlası »

Müslüman’ın Hayat Ölçüleri

Gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse hadîs-i şeriflerde “dünyâ hayâtı“nın, Allâh’ın emirlerine ve Hz. Peygamber‘in (sav) sünnet-i seniyyelerine göre yaşanıp yaşanmamasına göre Allah katında övgüye ya da yergiye lâyık olduğu beyân edilmektedir. Mü’min için aslolan Allâh‘ın (cc) rızâsını ve hoşnudluğunu kazanmak olduğundan onun tercihi, hayâtını Allâh’ın emirlerine ve Hz. Peygamber‘in (sav) sünnet-i seniyyelerine göre yaşamaktan yana olacaktır. Zîrâ Allâh’ın rızâsına aykırı olan …

Daha fazlası »

İslâm’da İlim ve Muhtevâ

İslâm Dîni, insanı merkeze alan ve onun bireysel olarak kemâle ermesini isteyen, kemâl sâhibi insanların da biraraya gelerek “tevhîde dayanan, tüm davranışlarında ahlâkilik ölçüsünün dışına çıkmayan, sosyal adâletin egemen olduğu” bir toplum oluşturmalarını telkin eden bir dindir. Bu özellik aynı zamanda, gerek bireysel anlamda (mü’min olarak) gerekse toplumsal anlamda İslâm toplumunun en belirgin niteliklerine işâret etmektedir. Bu nitelikler İslâm insanının …

Daha fazlası »