Anasayfa / Yazarlar / Prof. Dr. Ali Akpınar (Sayfa 3)

Prof. Dr. Ali Akpınar

İhsân Makâmı, Sûfî Makâmı

Tasavvufun temeli kabûl edilen ihsân, hadiste, Yüce Allâh’ı görüyormuş gibi O’na ibâdet ve kulluk etmek olarak tanımlanmıştır. Evet, biz O’nu göremesek de O bizleri görüyor. İşte bu bilinçle Yüce Allâh’a ibâdet ve kulluk etmenin adıdır ihsân. Bu makamda olanlar, tüm kulluk vazîfelerini bu şuurla yaparlar. Namazı, O’nun huzûrunda O’nu görüyormuş gibi kılmak… Zekâtı, O’nu görüyormuş gibi vermek… Orucu, O’nu görüyormuş …

Daha fazlası »

Haberin Nâmusu ve İletişim Ahlâkı

Yüce Rabbimizin bir adı da el-Habîr’dir. el-Habîr: Herşeyin künhünü, içyüzünü en iyi bilen ve herşeyden tüm ayrıntılarıyla haberdâr olan ve herşeyle ilgili en doğru haberi veren. “Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”1 O’nun bu ismi, elliye yakın yerde geçer. Haber, O’nunla irtibatlı olursa önemli, faydalı ve doğru bir haberdir. O’ndan uzak olan, O’nun ölçülerine aykırı olan haber ise yalan, yanlış ve gereksiz şeylerdir. …

Daha fazlası »

Namazı Ayağa Kaldırmak/Namazla Ayağa Kalkmak

Hayat düstûrumuz Kur’ân’da sallû/namaz kılın ifâdesinden çok ekîmü’s-salâh/namazı ikame edin emri yer alır. Namazı ikaame etme; namazı ayağa kaldırma, namazla ayağa kalkma anlamlarını öne çıkarır. Îman adamı, dînin temeli olan namazı vaktinde, Allah ve Rasûlü’nün belirlediği vakit ve şekilde, şuurlu bir şekilde edâ edecek ve namaz ibâdetini kulunu Rabbine yaklaştıran bir vâsıta, İslâm toplumunda görünen bir şiar, mü’minleri ötekilerden ayıran …

Daha fazlası »

Kur’ân Okumakla Emrolunduk!

Kitabımız, Yaratan Rabbinin adıyla Oku emriyle başlar. Bu emre, kadın erkek, büyük küçük her Müslüman muhataptır. Her mükellef mümin, yazılı metinden yahut ezbere Kur’ân’dan bir şeyler okumakla yükümlüdür. Zira Müslümanın onsuz olamayacağı namaz ibadetinin sahih olabilmesi için mutlaka Kur’ân’dan bir şeylerin okunması şarttır. Çünkü kıraat namazın rukünlerinden biridir. Namazda Kur’ân tercümesinin okunması ile bu rukün gerçeklemeyeceğine göre, her Müslüman mutlaka …

Daha fazlası »

İnsan Küçük Âlem

Yüce Rabbimiz, insan için ellerimle yarattım1 ve canımdan can kattım2 buyurarak onun yaratıklar içerisindeki yerini bildiriyor. Evet, insan Kâinâtın en donanımlı varlığıdır. Kâinatta her şey insan için yaratılmıştır, insan da Rabbi için yaratılmıştır. Yer gök ve içerisindeki tüm varlıklar, hattâ melekler bile insanın emrine âmâde kılınmıştır. Bütün bunlara karşılık insan da Rabbine kulluk/ibâdet için yaratılmıştır. Ben cinleri ve insanları ancak …

Daha fazlası »

Atamızın Cennet Hatırası: TESETTÜR

Örtünme anlamına gelen tesettür, dînin kadın erkek her müslümana emrettiği bir farzdır. Genelde tesettür deyince kadınlar ön plana çıkar ve yalnızca kadınların örtünmesi gereği üzerinde durulur. Oysa örtünme kadın erkek herkese farzdır. Evet, tesettürün sınırları konusunda kadın erkek arasında bazı farklar vardır. Ama erkekler de örtünmek zorundadır, onlar için de çıplaklık haramdır. Kur’ân-ı Kerîm’de giyinmenin insânî bir meziyet ve giyinme …

Daha fazlası »

Dünyâ Hayâtını Oyun ve Eğlence Olmaktan Kurtarmak

Hayat düstûrumuz Kur’ân’a göre hayat, dünyâ ve âhirettir. Müslüman iki dünyâyı birlikte görür ve birlikte değerlendirir. Elbette bizim asıl ve kalıcı yurdumuz âhirettir. Ancak, bize âhiret yurdumuzu kazandıracak olan da dünyâ hayâtıdır. Dünyâ bizim sınav yerimizdir. Ölüm de asla yok oluş değil, bir hayattan bir başka hayâta geçiştir. Onun için kültürümüzde ölümün adı, öteki âleme göç etmek, dünyâsını değiştirmek, Dosta/Hakka …

Daha fazlası »

Tevhid Ağacının Meyveye Durması

Ağaç dikmekten maksat, ne sâdece ağacın büyük bir gövdesinin olması ne de dal ve yapraklarının olmasıdır. Asıl maksat, ağacın yaşaması ve meyveye durmasıdır. Kurusun diye yâhud sâdece odun olsun diye ağaç dikilmez. Hayat Düstûrumuz Kur’ân, tevhîdi bir ağaca benzetir: Allâh’ın, hoş bir sözü kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl …

Daha fazlası »

Vahyin Nûruyla Aydınlanan Geceler

Bütün dilimleriyle zaman Yüce Allâh’ın en büyük nimeti ve bizlere emânetidir. Müslüman ibnü’l-vakit olarak yâni zamânın çocuğu olarak zamânı en güzel şekilde değerlendiren kimsedir. Tüm ibâdetlerdeki vakit bilinci, müslümanı zamânı programlı ve verimli bir şekilde kullanmaya hazırlar. Günlük olarak dakîka dakîka değişen namaz vakitleri, orucun başlama ve bitiş vakitleri, hac ve zekât ibâdetlerinin belli zamanlarda yapılması mü’mini zaman konusunda dakîk …

Daha fazlası »

Kitaplı Yaşamak – Kitâba Göre Yaşamak!

İslâm Kitaplı bir dindir. O’nda her şey Kitâba dayanır. Bunun için ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’e (as) ilk kitap/sahifeler inmiştir. Ondan sonra da hep kitaplar gelmiştir; son olarak Son Peygambere (sav) son Kitap Kur’ân inmiştir. Ve Kur’ân, evrensel son kitap olması hasebiyle, indiği gibi günümüze gelmiş ve kıyâmete kadar da değişmeden kalmaya devâm edecektir. Zâten önceki peygamberlerin vefatlarından …

Daha fazlası »