Anasayfa / Yazarlar (Sayfa 30)

Yazarlar

Sihre ve Büyüye Karşı Ne Yapmalı?

“Büyü” veya “efsun” adına ne dersek diyelim “sebebi gizli ve ince olan bu gizemli işin” asıl adı Kur’ân ifâdesiyle “sihir”dir. Bu işi meslek edinmiş kişilere de büyücü, efsuncu veya sihirbaz denir. Asıl ismi “nüsha” olan “muska” da menfî yolda kullanıldığı için bir sihir ve büyü âleti olarak kabûl edilir. Sihir ve büyü vardır, haktır, doğrudur, gerçektir ve kabûl edilmektedir. Kur’ân’ın …

Daha fazlası »

Allah Fettah

Allah, insanlar için rahmetinden her neyi açacak olsa, artık onu kısıp-tutacak yoktur; her neyi kısar-tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek yoktur. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Fatır, 2.) Bütün kapıları açan Rabbimiz önce anne karnındaki karanlıktan çıkarır bizi. Sonrasında eğitim mekânı olan dünyada, kimi zaman Yusuf gibi karanlık kuyularda, kimi zaman Yunus gibi balığın karanlık …

Daha fazlası »

Ukbâdan Dünyâya Haber!

  Dîni, dolayısıyla âhiret odaklı bir yaşam tarzını toplumsal hayattan ötelemeye çalıştığınızda, yok saydığınızda berâberinde yüzlerce yıllık binlerce geleneği, göreneği de saf dışı bırakmış oluyorsunuz. Tanzimatla belirginleşen, cumhuriyetle devâm eden günümüzde ise had safhaya ulaşan sözde modernleşme-körü körüne batı taklitçiliği birçok geleneğimizi, göreneğimizi hayâtımızdan birer birer çıkardı. Kapitalist yaşam tarzı-normları bizleri sürekli dönüştürüyor. Artık bizler de materyalist bakış açısıyla yorumluyoruz …

Daha fazlası »

Salavât-ı Şerîfe

“Gelip kaldırdı dumanı Kula öğretti îmânı Resûldür etme gümânı Salavâta devam lâzım” Kıymetli kardeşlerim! Cuma günü hutbede okunan meşhur âyet-i kerîmede Rabbimizin biz kullarına emrü fermânı şöyledir:”Hiç şüphesiz Allah ve melekleri Nebiy-yi Zîşân’a çokça salât ederler. Sizler de O’na salavât getirin ve tam bir teslîmiyetle O’na selâm verin.”1 Âyetin önemini daha iyi bellememize yardımcı olacak birkaç da hadîs-i şerîf nakledeyim …

Daha fazlası »

Hz. Ebû Bekir’in Halife Seçilmesi

Halife Olarak Yaptığı İlk İş Hz. Ebû Bekir riyâset-i İslâmiye’yi deruhte etmekle pek müşkil ve mühim vazîfeleri yüklenmiş oldu. Bir tarafta sahte nübüvvet iddiasında bulunan müddeîler türemiş, ve diğer tarafta mürtedler, zekât münkirleri zuhur etmişti. Hz. Âişe, babasının deruhte ettiği vazifenin ağırlığını şöyle tasvir ediyor: – “Babamın karşılaştığı buhranlar dağlar başına inse idi onlar erirdi.” Hz. Ebû Bekir’in buhrandan, tehlikelerden …

Daha fazlası »

Mektûbât-ı Es’ad-ı Erbilî (ks) (31. Mektup)

Saâdet sermâyesi, selâmet bahçesinin tâze meyvesi olan, velînimete yakışır ve teveccühlerinizin en güzelini müjdeleyen, sevgi ve samîmiyetinizin güzel kokusundan bir gül demeti gibi mânevî gücümü artıran ihsan ve merhamet dolu mektubunuzu şükranla elime alıp memnûniyetle okudum. Hakkımda lâyık görülen güzel cümleleri, inâyeti açık pek çok satırları tekrar ve derin düşüncelerle okuyup minnet deryâsında müstağrak oldum. Yüce Rahîm ve Rahmân sizi …

Daha fazlası »

Efendimiz’in (sav) Özel Hayâtından Sünnet ve Tavsiyeler

Irk ve Kavim Allah ve Resûlü (sav) insanların ırkları, kavim ve kabîleleriyle övünmelerini aslâ hoş karşılamazdı. Peygamber Efendimiz (sav) ırkçılığı, “câhiliye dâvâsı”, “asabiyet”, “câhiliye asabiyeti” gibi isimlerle nitelemiştir. Bir diğer ifâdeyle; kavmi veya kabîlesini haklı haksız her durumda savunma, onun için mücâdele etme zihniyetine “asabiye” denir. “Asabiyet; zulümde kavmine yardım etmendir.” (Ebu Davud, K.S.-4800) Resûlullah (sav), asabiye (ırk, kavim veya …

Daha fazlası »

Gazâ Rûhu

Tarihimizde Ağustos, zaferler ayı olarak bilinir. 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nden başlamak üzere, I. Kosova ve Otlukbeli zaferleri, Otranto fethi, Çaldıran, Merc-i Dabık ve Mohaç meydan muhârebeleri, Çanakkale Zaferi, Sakarya, 30 Ağustos Başkumandalık zaferleri ve ikinci Kıbrıs harekâtı hep Ağustos aylarında gerçekleşmiştir. Atalarımızın kahramanlık hasleti meşhurdur. Kahramanlık kuru gavga için olmayıp, yüce bir idealin hizmetindedir, i’lây-ı kelimetullah, Allâh’ın adını yüceltmek …

Daha fazlası »

İzzetli ve Devletli Olmak İçin!

Hayat dîni İslâm’ı bir bütün olarak yaşamanın kazanımı hem dünyevîdir, hem de uhrevîdir. İslâm, kendisini doğru tanıyan ve hakkıyla yaşayanların dünyâlarını cennete çevirir, onları dünyâda azîz eder. Bazılarının sandığı gibi biz, Müslümanlığımızın semeresini yalnızca âhirette devşirmeyeceğiz. Bu din hem dünyâ hem âhiret dînidir. Bu yüzden biz, Peygamberimiz’in (sav) de çokça okuduğu bir Kur’ân duâsında, Ey Rabbimiz, bize dünyâda iyilik güzellikler …

Daha fazlası »

Mânevî Diriliş

  Madde âleminde ve fizik dünyâda her an yeniden diriliş, sürekli yenilenme ve değişim yaşanmakta, aynı fıtrî kanun gereği olarak ölümden sonra da insanlığın yeniden dirileceği gerçeği güneş gibi açık bir şekilde görülmektedir. Akıl ve mantıkla çelişmeyen ama inançsızların kabûl etmedikleri ya da kabûl etmek istemedikleri bu gerçek, Kur’ân’da defalarca dile getirilmekte; Kur’ân ve Sünnet’te Allâh’a îman, âhiret gününe îmanla …

Daha fazlası »