Anasayfa / Yazarlar / Alemdar – Ali Ramazan Dinç Efendi (Sayfa 20)

Alemdar – Ali Ramazan Dinç Efendi

Ali Ramazan Dinç Efendi, Ali Ramazan Dinç Hocaefendi, Alemdar Ali Ramazan Dinç Efendi, Alemdardan Yazılar, Ali Ramazan Efendi

Kıyamet

İslam inancının altı esasından biri olan Ahiret hayatının başlangıcı ezeli ve ebedi olan Cenâb-ı Hakk’ın zâtının dışında, her şeyin yok olmasıdır. “Yeryüzünde bulunan her şey fânidir. Ancak azamet ve ikram sahibi (Olan) Rabbınızın zâtı, bâki kalacak (O yok olmayacak)’tır.” [1] “O’nun zâtından başka, her şey helak olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz.”[2] Ana karnında bir yavrunun, nüvesini oluşturan milyarlarca …

Daha fazlası »

Hicret Eri

Malını, mülkünü, eşini, dostunu, doğup büyüdüğü yurdunu, yuvasını terkederek yollara düşen Muhacir, bu fedakârlığı niçin yapıyordu? Evini, barkını, parasını, pulunu, gece gündüz çalışarak elde ettiği servetini Ensar niçin veriyordu? İnsanlar arasında borç vermenin güzelliğine işaret eden dinimize uymayıp, olan parasını borç vermeyerek saklayan anlayışa, lokantada yediği yemeğin masrafını ayrı ayrı ödeyen karı ve kocaya, karşılıksız hiçbir yardım yapmam diyen düşünceye …

Daha fazlası »

Teslimiyet

Enbiya-i izam ve evliya-i kiram, kendilerini yaşatan, hakkı gösteren, yediren, içiren, dertlere deva veren, öldükten sonra dirilten, bağışlayan, ilim hikmetle donatan Halik-ı Zülcelâle her an teslim olmuşlar[1] ve halkı da O’na itaata gece gündüz demeden davet etmişlerdir. “Nuh (a.s) dedi ki: “Ey Rabbim ben kavmimi gece ve gündüz (imana) davet ettim.”[2] İbrahim (a.s) oğlunu kurban etmekle, oğlu İsmail (a.s) de …

Daha fazlası »

Çile

Nefs-i mutmainne (tamamen kötülükleri terketme) haline gelince derviş, kendisinden istenilen tebliğ, davet ve irşâd görevini, ashabın çilesine tâbi olarak kırk kişiye, kırk köye, kırk ilçeye, kırk ile ve bütün dünyaya Hakk’ın emirlerini duyurmak için gece-gündüz demeden çalışır. Ölmeden evvel ölme, (fena ahlâktan güzel ahlâka geçme) az yeme, az uyuma, az konuşma ve halvetle (insanlardan bir müddet ayrılmakla) nefsi sıkı bir …

Daha fazlası »

Bayram

Ellerim değirmen taşlarını döndüre döndüre nasırlaştı. Taşıdığım su kaplarının ipleri boynumu kesti. Ne olur bana bir yardımcı ver diyen Fatımatüzzehra (ra)’ya Efendimiz (sav):”Bu dünyada, neşeyle keder bir aradadır. Sabret kızım.” telkininde bulundular. “Güldüren de, ağlatan da O’dur.”[1] Yaratılışımızda mevcut olan gülüp ağlama sıfatı, bizi halk eden Rabbimizin, “De ki, Allah’ın ihsanıyla, rahmetiyle ancak bununla ferahlasınlar.” Bu onların toplamakta olduklarından (dünya …

Daha fazlası »

Vefatının On Üçüncü Sene-i Devriyesinde Gönüller Sultânı Hacı Hasan Efendimiz (k.s)’i Rahmetle Anıyoruz..

Tanışma şerefine erenler, Üstadımız Hacı Hasan Efendimiz’i (k.s) anlatmanın ne kadar zor olduğunu bilirler. Gönüller Sultanı Sami Ramazanoğlu (k.s) Efendimiz’in de ifadesiyle O, ‘anadan doğma veli’ idi. Kalb gözleri açık, muhabbet sevdalıları, kararmış çağın güzel ahlak abideleri olan bu evliyalar, ‘Zübdetül Hakâyık’ adlı eserde Hz. Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayetle şöyle anlatılır: ‘Onlardan birisinin teşbihi, kıyamet gününde bütün dünya dağlarını tasadduk edip …

Daha fazlası »

Rahmet Mevlâm Hâlime

Kendisini dokuz ay karnında, iki yıl bağrında, bir ömür boyu kalbinde sevgisini taşıyan anaya, parmağına taş değse gönlü sızlayan babaya, başına bir sıkıntı gelse, yardıma koşan akrabaya, şefkat duyar insan.. Evlilik mahsulü meydana gelen yavru ana ve babasının birbirine duyduğu sevginin eseridir. Evladın dünyaya gelişine sebep olan mahalle ana rahme, ana rahminden doğan kişiler arasındaki yakınlığa; sıla-i rahim denmiştir. Allah …

Daha fazlası »

İblis aleyhillâ’ne

Âdem (as)’den kıyamete kadar devam eden süreçte, hayvan gibi sorumsuz, melek gibi nurdan yaratılan bir varlık olmadığımız için büyük bir mücâdele içindeyiz. Çünkü insan, iki zıt kutba sahnedir. Allah (cc)’den nefh (üfürülen) olan ruhuyla a’la-i illiyîne (en yüksek mertebeye), isyana sürükleyen nefs-i emmâresiyle esfeli sâfilîne (cehenneme) gider. Ateşten yaratılan şeytana, alevinden halk olunan nefse esir olmasın diye Mevlâ (cc) bize …

Daha fazlası »

Belâ ve Mûsibet

“Allah’ın kalplerini takvâ için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret  ve büyük bir mükafat vardır.”[1] müjdesiyle en büyük nimet olan takvaya kişi, imtihanla erişir.Kâzî ve Beyzavî’nin beyanlarına göre tortusu atılıp hâlis hâle getirilen eşya gibi, kişi ilâhî görevlerle imtihan ve meşakkatlerle kalbi pâk olarak takvâya, birr ü ihsâna (iyilik ve lütfa) nail olur. Tozlu, topraklı maden taşlarının fabrikada işlenerek demir, kurşun, …

Daha fazlası »

Gecenin Bereketi

Gece, gündüz Rabbimize kullukla emrolunduk. “Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.”1 “Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı namazlarında), bana kavuştuğunuzda (sabah namazında), gündüzün sonunda (ikindi namazında) ve öğle vaktine eriştiğinizde (öğle namazında) Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur.”2 Beş vakit namazın, tesbih, tahmid, takdis, tenzih, tehlil, temcid, dua, münacaat, tezellül, tevazu, huzur ve huşunun gece …

Daha fazlası »