Yazarlar

İstikâmet

Her huy istikamete muhtaçtır. İstikamet ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Cömertlikte aşırıya kaçmak israftır. Sıkıp suyunu çıkarmak cimriliktir. İstikamet ise: “(O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan, 67.) Tevâzuun aşırı olanına tezellül derler. Tezellül, bayağılık, kendini aşağı tutmaktır. Aşırısı kibirdir. Uygun olanı, Furkan sûresinin 63üncü, İsrâ sûresinin 24üncü, yine İsrâ …

Daha fazlası »

Kader

Fahr-i Râzî’nin beyânı vechile; her şeyin mukadder olması insanların rahatı içindir. Nitekim hadîs-i şerifte: “Bir kimse kaderde olan sırr-ı İlâhî’yi bilirse onun üzerine musîbetler ağır gelmez.” buyurulmuştur. Kezâ: “Kadere îmân etmek hüzün ve kederi izâle eder, giderir.” buyurulmuştur. Hadîs-i Kudsî’de, Allâh Azze ve Celle Hazretleri: “Bir kimse Benim kazâ ve kaderime râzı olmadı ise ve belâlarıma sabretmedi ise Benden gayrı …

Daha fazlası »

Şerîat ve Tarîkat

Şerîatsız tarîk olmaz Câhil sofu dînin bilmez Belki câmiye de gelmez Bu kavimden kaçmak lâzım Kıymetli kardeşlerim! Sözü söylemek kolaydır. Fakat o sözde zikredilen vasıfları hakkıyla hâiz olmak ve o sözü yaşamak çok zordur. Beni dinlemek için bu mecliste toplanan cemâatin ayağının türâbıyım ben. Söylüyorum ama kendimde söylediklerim bulunuyor mu diye hep düşünüyorum. Televizyon ekranında seyreder gibi eski kusurlarımı seyrediyorum. …

Daha fazlası »

“Gazâlî, İmâm-ı Âzam Gibi İsimleri Kendime Örnek Aldım”

Prof. Dr. Süleyman Uludağ Hocamız ömrünü ilme vakfetmiş sayılı ilim adamlarımızdandır. Yıllarca Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı’nda görev yaptıktan sonra 2007’de emekli oldu. Lâkin Uludağ Hoca ilimden emekli olmadı. Hayâtın her sâniyesini anlamlı yaşamak, ilim yolunda gayret sarf etmek Hocamızın umdelerindendir. Bu sebeple de yeni eserler kaleme almaya, Türkiye’nin dört bir yanında konferanslar vermeye, doktora öğrencilerine yol göstermeye, …

Daha fazlası »

İstikâmetimizi Kaybetmemek

Îmân ehli olmak büyük bir nîmettir. Müslüman olmak en büyük pâyedir. İslâm’a inanmanın yanında İslâmî çizgide olmak güçlü bir hassâsiyet gerektirmektedir. İslâm’ın hükümlerini ciddîye almak ve İslâmî ölçülere riâyet etmek Müslümanlığımızın kalitesini göstermektedir. İtâat ehli olup isyanlardan kaçınan, ifrat ve tefritten uzaklaşan, itidâl üzere hareket eden, doğruluktan ödün vermeyen, ahde vefâ gösteren, taahhütlerine sadâkatli olan, tutum ve davranışlarını, söylem ve …

Daha fazlası »

Dosdoğru Olmakla Emrolunduk Kıvâmında Bir Kulluk

Sözlükte kvm kökünden türemiş olan istikamet ‘doğruluk, dürüstlük, adalet, îtidâl, itâat, sadâkat ve dürüstçe yaşama’ anlamlarına gelir. Kıyâm, kıymet, kıyâmet, kıvâm, kâim, makâm, kavim, kavmiyet, kavvâm, kayyûm, kâmet, ikame, takvîm, müstakîm aynı kökten türemiş kelimelerdir. Aslında bu kelimelerin mânâları istikamet kelimesine yansımıştır. Kavram olarak ‘dosdoğru yol üzerinde sapmadan ilerleme; doğruluk, aşırılıklardan uzaklık, sebat ve kararlılık’ demektir. “Allâh’a îman ettim de, …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’nin Mürşidlik Dönemi

“Vardığımız illere şol sefâ gönüllere Halka Tapduk ma’nisin saçtık elhamdülillâh”  Yûnus Emre Yûnus Emre konusunda bilgi veren kaynakların çoğunda ve hakkında yazılan romanlarda, çevrilen filmlerde onun şahsî tekâmül hikâyesi anlatılırken mürşidlik dönemine dâir çok fazla bilgi verilmediği görülmektedir. Bu da onun Anadolu’daki dînî, tasavvufî, edebî rolünü ve tesirini anlamamızı zorlaştırmaktadır. Oysa Yûnus Emre’nin hikâyesinin birinci kısmı yâni şahsî tekâmül (dervişlik) …

Daha fazlası »

Genç Âlim ve Gece Medreseye Gelen Kız

Diyarbakır’daki medrese hücrelerinin ışıkları gecenin bir vaktinden sonra sönerdi. Ancak biri hâriç. Orada kalan genç ilim yolcusu Molla, geç yatar, sabah vakti de arkadaşlarıyla kalkar, çalışmalarını sürdürürdü. Medrese talebesi, yine böyle geç bir vakitte dersine çalışırken, dışarıda korku ve heyecanla titreyen bir kız vardı. Genç kız lambası yanan hücre kapısını, ses çıkarmadan araladı, içeri girerek girişte bir yere ilişti. İlk …

Daha fazlası »

İbrenin Mâsivâdan Kaymamasıdır İstikamet

Bir Müslüman farkında olarak ya da olmayarak, bilerek ya da bilmeyerek her gün en az kırk defa Allah’tan “istikamet” istemektedir. Hem de Allâh’ın huzûrunda O’nunla anlaşma yenilerken bunu yapmaktadır. Her namazının her rek’atında ve herhangi bir sebeple “Fâtiha sûresini” her okuduğunda bu isteğini (duâsını) yenilemektedir. Bu da bize istikametin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Çünkü istikameti olmayan bir hayat, sonucu …

Daha fazlası »

Tasavvufta Aslolan İstikamettir

Tasavvuf; İslâm’ın ruh dünyâsının ve Peygamberimiz’in (sav) şahsında temsîl ettiği mânevî otoritenin, müesseseleşmiş ve günümüze kadar yaygınlaşarak gelmiş şeklidir. Mânevî otoriteden kastedilen Peygamberimizin “Üsve-i Hasene” şeklinde ifâde edilen örnek kişiliğidir. Bilindiği üzere Peygamberimiz (sav) siyâsî, ilmî ve mânevî otoritelerin hepsini şahsında cem’ etmiş bulunuyordu.1 Bu otoritelerin her biri farklı ilim dalları tarafından ele alınırken, O’nun mânevî hâlini tasavvuf ele almıştır. …

Daha fazlası »