Anasayfa / Tasavvuf

Tasavvuf

Osmanlı Sultanı II. Bâyezid’in Tasavvufî Çevrelerle Yakın İrtibâtı

Osmanlı Sultanı II. Bâyezid’in Tasavvufî Çevrelerle Yakın İrtibâtı Prof. Dr. Kadir Özköse II. Bâyezid’in tasavvufî gruplar arasında özellikle Halvetiyye zümrelerine yönelik özel bir ilgisi vardı. Zaman zaman Halvetîlerin zikir meclislerine devâm ettiği olurdu. (Mayer, (1980), “Osmanlı Devleti’nde Ulemâ-Meşâyıh Münâsebetleri”, c. IV, s. 55; Gündüz, (1983), Osmanlılarda Devlet – Tekke Münâsebetleri, s. 67) II. Bâyezid Amasya’da vâliyken Halvetiyye büyüklerinden Çelebi Halîfe …

Daha fazlası »

Yûnus Emre’de Yol, Yolcu ve Yolculuk

Yûnus Emre’de Yol, Yolcu ve Yolculuk Mustafa Özçelik “Bu dünyâya gelen kişi âhir yere gitse gerek” Yûnus Emre Yol, yolcu ve yolculuk kavramları bir arada düşünüldüğünde ortaya hepimizin şu veya bu şekilde kahramânı olduğumuz bir hikâye çıkar. Fakat bu hikâyeyi sâdece maddî mânâda düşünemeyiz. Yolculuğun bir de mânevî olanı vardır ki yol, yolcu ve yolculuk denilince asıl bunları anlamak gerekir. …

Daha fazlası »

Tasavvufî Terbiyenin Başarı İmkânı

Tasavvufî Terbiyenin Başarı İmkânı Prof. Dr. Kadir Özköse Başarı / muvaffakiyet Allah’tan, gayret kuldandır. Dervişlik Allah (cc) yolunda kemâle ermektir. Dervişlik yolda olmaktır. Öncelikle yolun ne olduğunu bilmek gerekmektedir. Hangi yola baş koyacağını bilmeyen yolun gereklerine koyulamaz. Dervişlik yolu uzun ve ince bir yoldur. Yoldan sapmak, yolun hakkını vermemek, yolda oyalanmak, yola hazırlanmamak dervişe yakışmaz. Tasavvufî eğitimde gerçek yol İslâm’dır. …

Daha fazlası »

Başarı

Başarı Alemdar İbâdette niyet şarttır. Ulemâmız âdî işlerde bile niyet vardır derler. Emri bil ma’ruf nehyi anil münker, Allah Teâlâ için sevgi ve buğuzda, cihadda niyet olduğu gibi, normal işlerde bile niyet mevcuttur. Meselâ eve girer çıkarken, arabaya binip sürerken, telefon açıp konuşurken, işyerinin kapısını açarken de niyet edilebilir. Yapılan her bir işde rızâyı İlâhi kasdedilir. Dünyâya geliş amacımız düşünülse, …

Daha fazlası »

Allâh’ın Has Kullarına Âit Alâmet-i Fârika

Allâh’ın Has Kullarına Âit Alâmet-i Fârika Prof. Dr. Kadir Özköse Allâh’a îman mü’minin kendine, hayâta ve dünyâya anlam vermesini sağlar. Îman mü’minde benlik algılaması gerçekleştirir. İnanmak îman erinin ben ve ben ötesi şuuruna sâhip olmasını gerçekleştirir. Dolayısıyla insanda sorumluluk duygusu ve imtihan bilinci uyandıran yegâne güç îmandır. Îmânın esâsında Yaratan Mevlâ’ya karşı duyulan korku ve hayranlık, tevâzu ve güven vardır. …

Daha fazlası »

Mustafa Takî Efendi’nin İlmî Şahsiyeti

Mustafa Takî Efendi’nin İlmî Şahsiyeti Prof. Dr. Kadir Özköse 1289/1873 yılında Sivas’ta doğan Mustafa Takî ilk tahsilini Sivas İbtidâî Mektebi ile Rüşdiyesi’nde almış, tâkîb eden dönemlerde sürdürdüğü medrese eğitimiyle üst düzey tahsil görmüş, Arapça ve Farsça’ya olan hâkimiyetini ilerletmiş, kelâm, fıkıh, ilm-i ferâiz, tefsir, hadis ve siyer ilim dallarında mâhir konuma gelmiştir. 1887 yılında Sivas’ta Sorgu Hâkimi Yardımcılığı görevi ile …

Daha fazlası »

Tasavvuf Ehlinin Kur’ân-ı Kerîm’i Dinleme, Okuma ve Anlama Çabaları

Tasavvuf Ehlinin Kur’ân-ı Kerîm’i Dinleme, Okuma ve Anlama Çabaları Prof. Dr. Kadir Özköse Tasavvuf, kelime olarak, Kur’ân ve hadislerde geçmez. Ancak müessese olarak İslâm’ın özünde var olan bir ilim ve eğitim kurumudur. Diğer İslâmî ilimler gibi hicrî ikinci asırda tedvin edilmeye başlanmıştır. İslâmî ilimlerden kelâm, İslâm felsefesi ve tasavvuf, İslâm düşüncesinin üç sacayağıdır. Tasavvuf, bir dînî tecrübe birikimidir. Bu rûhî …

Daha fazlası »

Sultan II. Abdülhamid’in Yanında Ve Karşısında Yer Alan Tasavvuf Erbâbı

Sultan II. Abdülhamid’in Yanında Ve Karşısında Yer Alan Tasavvuf Erbâbı Prof. Dr. Kadir Özköse Sultan II. Abdülhamid, hürmet ettiği Sünbüliyye şeyhlerinden Rızâeddin Efendi’yi (ö.1309/189l) bir Ramazan akşamı iftara dâvet eder. Rızâeddin Efendi dâvete icâbet eder. Sultan II. Abdülhamid, Şeyh Efendi’yi sofrada bizzat yanıbaşına buyur edip birlikte yemek yemeyi arzulamış, kendilerine duâ buyurmalarını istemiştir.1 Sultan II. Abdülhamid’in irtibat içerisinde olduğu tasavvuf …

Daha fazlası »

Müslümanca Yaşama Hassâsiyeti

Müslümanca Yaşama Hassâsiyeti Prof. Dr. Kadir Özköse İslâm yaşanan bir dindir. İslâm’ı yaşamak bir nasip işidir. Peygamberlerin yolu, tevhid mücâdelesinin adı, Hakk’a boyun eğmenin yoludur İslâm. İnandık demekle başıboş bırakılmayacağımızın bilinci, inandığımız için kendimizi güçlü hissettiğimiz yegâne îman hamlesidir İslâm. İnananlar için yegâne unvân “Müslüman” adıdır. Müslüman olma şerefine erenlerin ne malda ne mülkte, ne canda ne tende, ne makamda …

Daha fazlası »

Tasavvufta Edeb

Tasavvufta Edeb Servet Yalçın Tasavvuf edepten ibârettir. Edeb: Mürîdin kendi nefsine, ihvânına, mürşidine ve Allâh’a karşı uyması gereken kurallardır. Bu kurallara uymak vuslat vesîlesidir. Edebe uymayanlar lütuftan mahrûm olurlar. Tasavvuftaki edeb kuralları Tefsir, Hadis ve Fıkıhta “usûl” diye isimlendirilir. Usûle uymayanlar maksada ulaşamazlar. İslâm eden üzerine kaimdir dense yanlış söylenmiş olmaz. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de değişik sûre ve âyetlerde kendi nefsimize, …

Daha fazlası »