Anasayfa / Tarih – Kültür

Tarih – Kültür

Sinan, Aynı Zamanda Bir Şehir Mimarıdır!

Sinan, Aynı Zamanda Bir Şehir Mimarıdır! Muhsin İlyas Subaşı Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını hayatın zaruretleriyle birleştirerek ele almak gerekir diye düşünüyoruz. O, hiçbir zaman, yapacağı binalarda estetiği ve tezyinatı ihmal etmemişse de, aşırılığa varmayan doğal sadelik duygusundan da uzaklaşmamıştır. Yaşadığı dönemin şartları ve kendini “Cihan Devleti” olarak tanıtma idealine bağlı olarak yaptığı eserlerdeki mükemmellik ve ihtişam, Sinan’ın dehasıyla birlikte, kendisini …

Daha fazlası »

Geçmişini Lafla Değil Harfle Öğren!

Geçmişini Lafla Değil Harfle Öğren! Kadir Mısıroğlu “Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim, Ya bunlar Türkçe değil, yahud ben Türk değilim!.. Oysa hâlis Türk benim, bunlar, işgalcilerim Allah Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim!..” Merhum Necip Fâzıl Kısakürek Aziz Okuyucu!.. Dâvâ adamı olmak yolunda ilk atman gereken adım sağdan sola yazmasını öğrenmedir. Zira “İslâm Harfleri” Kur’ân dünyasının kültür hazinelerine açılan kapının …

Daha fazlası »

Haziresinde Beş Osmanlı Şeyhü’l-İslâm’ı Barındıran Mescid

Haziresinde Beş Osmanlı Şeyhü’l-İslâm’ı Barındıran Mescid Nidayi Sevim Şeyhü’l-İslâm, İslâmî konularda en yüksek derecede bilgi ve yetkiye sâhip olan kimse anlamına gelir. İlmiye sınıfının başı yani âlimlerin en kıdemlisi ve reisidir. Şeyhü’l-İslâmlık ise günümüz Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yerine getirdiği görevleri uhdesinde bulunduran kurumdur. Bu önemli özelliği sebebiyle Şeyhü’l-İslâm, Osmanlı Devleti’nde pâdişahtan sonra gelen en …

Daha fazlası »

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde Tekkelerin Fonksiyonu

Selçuklu idâresinin dağıldığı, merkezi otoritenin hâkimiyetini kaybettiği, yerine beyliklerin kurulduğu bir dönemde her bir beylik teşkîlatlı güçlere ihtiyaç hissetmiştir. Bozulan cemiyet nizâmı ve sancılı dönem içerisinde buhranlara mâruz kalan ve yaşadıkları sıkıntılı atmosferden sancı duyan halk bu dönemde tekkelerin huzur atmosferine sığınmış, tekkelerin desteğini yanında hissetmiştir. Dönemin tasavvuf erbâbı tekkelerine kapanmak yerine toplumun her kesimine hitâb etmiş, cemiyet hayâtındaki farklı …

Daha fazlası »

Vatan ve Nâmus

Üzerinde yaşadığımız topraklar çok değerlidir. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmıştır. İslâm’la şereflenen Türk Milleti “i’lâ-yı kelimetullah” yâni Allâh’ın adını yüceltmek ve uzaklara götürmek için adım adım ilerlemiş, Viyana’ya kadar uzanmıştır. Devran dönmüş, gerileyerek Anadolu’ya sıkışmışız. O gün bugündür Anadolu topraklarında gözü olan çoktur. İmkân bulsalar ilk fırsatta gene istilâya kalkışırlar. O bakımdan bu bağımsızlığın, hür bir ülkeye sâhip olmanın kıymeti …

Daha fazlası »

Ahlâkî, Hukûkî ve Mânevî Bir Değer: ADÂLET

  “Verdikleri hükümlerde, âilelerinde ve halkının yönetiminde adâletle davrananlar, –kıyâmet gününde- Allah nezdinde arşın sağında nurdan minberler üzerindedirler.” (Müslim, İmare 18 No: 1827; Nesaî, Kudat 1 No: 5379; Ahmed b. Hanbel, Müsned:2/160) ADÂLET, MÂNEVî DEĞERLERİN TEMİNÂTIDIR Sevgi, şefkat, barış, hoşgörü, eşitlik, hakkaaniyet, hürriyet, karşılıklı saygı, emek ve alın teri, ırz ve nâmusun korunması, sorumluluk duygusu, mülkiyet hakkı gibi insânî değerleri …

Daha fazlası »

“Mülteci” Anlayışını Dönüştürmek

Uçurtma Avcısı isminde bir film izlemiştim. Film Afganistan dramını bir çocuğun gözünden anlatır. Çocuk büyür, ülkesinden kaçar ve başka bir ülkeye ilticâ eder. Fakat çocukluğunda yaşadıkları, geride bıraktıkları bir ömür peşini bırakmaz ve gerisingeri ülkesine dönerek çocukluğundan kalan hesaplaşmalarını bitirmeye karar verir. Bu ve benzeri hikâyeler o kadar çoktur ki herhangi birini ele aldığınızda her biri bir film gibi bizlere …

Daha fazlası »

Balkanlar’da Yûnus’un Sevgi Dili

İslâmiyet’in Sahâbe-i Kirâm devrinden sonra en hızlı yayıldığı devir ve şekil sûfîlerin devri ve eli olmuştur. Herkes biliyor ki, onlar mazlûma karşı İslâm’ın yumuşak yüzü, zâlime karşı ise keskin kılıcı olmuşlardır. Tasavvuf terbiyesi ile rûhî ve mânevî eğitimi önemseyen–benimseyen insanları kurumsallaştırıp, Hakk’a ulaştıran yollar anlamında tarîkatlar haline gelmesi ile bu tarîkatların eğitiminin verildiği dergâhlar tüm İslâm coğrafyasında birer eğitim merkezi …

Daha fazlası »

Bir Anadolu Velî’si Yûnus Emre

Bilindiği üzere, târihî olaylar ve tarîhî şahsiyetler kendi dönemleri içinde ele alınır ve öyle değerlendirilirler. Yûnus Emre de târihî bir şahsiyettir, târihin belli bir döneminde yaşamış, bir misyon icrâ etmiş ve her fânî gibi o da mukadder vakit gelince, emânetini Hakk’a teslim ederek ebediyete intikâl etmiştir. Fakat o öyle bir şahsiyettir ki, küçücük cirmine rağmen, Şeyh Gâlip’in ifâdesiyle “merdüm-i dîde-i …

Daha fazlası »

Gönül Mîmârı Yûnus Emre

Fahr-i kâinât Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Dikkat edin, bedenin içinde bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi olur, o bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat, işte o kalptir.”1 Burada söz konusu olan mânevî anlamdaki kalbdir. Bu konudan söz eden eski metinlerimizden hemen hepsinde şu hatırlatma yapılır: “Kalbden kasdımız manevî bir latîfedir, o ruhla eş anlamlıdır, göğüs boşluğundaki …

Daha fazlası »