Anasayfa / Tarih – Kültür

Tarih – Kültür

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde Tekkelerin Fonksiyonu

Selçuklu idâresinin dağıldığı, merkezi otoritenin hâkimiyetini kaybettiği, yerine beyliklerin kurulduğu bir dönemde her bir beylik teşkîlatlı güçlere ihtiyaç hissetmiştir. Bozulan cemiyet nizâmı ve sancılı dönem içerisinde buhranlara mâruz kalan ve yaşadıkları sıkıntılı atmosferden sancı duyan halk bu dönemde tekkelerin huzur atmosferine sığınmış, tekkelerin desteğini yanında hissetmiştir. Dönemin tasavvuf erbâbı tekkelerine kapanmak yerine toplumun her kesimine hitâb etmiş, cemiyet hayâtındaki farklı …

Daha fazlası »

Vatan ve Nâmus

Üzerinde yaşadığımız topraklar çok değerlidir. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmıştır. İslâm’la şereflenen Türk Milleti “i’lâ-yı kelimetullah” yâni Allâh’ın adını yüceltmek ve uzaklara götürmek için adım adım ilerlemiş, Viyana’ya kadar uzanmıştır. Devran dönmüş, gerileyerek Anadolu’ya sıkışmışız. O gün bugündür Anadolu topraklarında gözü olan çoktur. İmkân bulsalar ilk fırsatta gene istilâya kalkışırlar. O bakımdan bu bağımsızlığın, hür bir ülkeye sâhip olmanın kıymeti …

Daha fazlası »

Ahlâkî, Hukûkî ve Mânevî Bir Değer: ADÂLET

  “Verdikleri hükümlerde, âilelerinde ve halkının yönetiminde adâletle davrananlar, –kıyâmet gününde- Allah nezdinde arşın sağında nurdan minberler üzerindedirler.” (Müslim, İmare 18 No: 1827; Nesaî, Kudat 1 No: 5379; Ahmed b. Hanbel, Müsned:2/160) ADÂLET, MÂNEVî DEĞERLERİN TEMİNÂTIDIR Sevgi, şefkat, barış, hoşgörü, eşitlik, hakkaaniyet, hürriyet, karşılıklı saygı, emek ve alın teri, ırz ve nâmusun korunması, sorumluluk duygusu, mülkiyet hakkı gibi insânî değerleri …

Daha fazlası »

“Mülteci” Anlayışını Dönüştürmek

Uçurtma Avcısı isminde bir film izlemiştim. Film Afganistan dramını bir çocuğun gözünden anlatır. Çocuk büyür, ülkesinden kaçar ve başka bir ülkeye ilticâ eder. Fakat çocukluğunda yaşadıkları, geride bıraktıkları bir ömür peşini bırakmaz ve gerisingeri ülkesine dönerek çocukluğundan kalan hesaplaşmalarını bitirmeye karar verir. Bu ve benzeri hikâyeler o kadar çoktur ki herhangi birini ele aldığınızda her biri bir film gibi bizlere …

Daha fazlası »

Balkanlar’da Yûnus’un Sevgi Dili

İslâmiyet’in Sahâbe-i Kirâm devrinden sonra en hızlı yayıldığı devir ve şekil sûfîlerin devri ve eli olmuştur. Herkes biliyor ki, onlar mazlûma karşı İslâm’ın yumuşak yüzü, zâlime karşı ise keskin kılıcı olmuşlardır. Tasavvuf terbiyesi ile rûhî ve mânevî eğitimi önemseyen–benimseyen insanları kurumsallaştırıp, Hakk’a ulaştıran yollar anlamında tarîkatlar haline gelmesi ile bu tarîkatların eğitiminin verildiği dergâhlar tüm İslâm coğrafyasında birer eğitim merkezi …

Daha fazlası »

Bir Anadolu Velî’si Yûnus Emre

Bilindiği üzere, târihî olaylar ve tarîhî şahsiyetler kendi dönemleri içinde ele alınır ve öyle değerlendirilirler. Yûnus Emre de târihî bir şahsiyettir, târihin belli bir döneminde yaşamış, bir misyon icrâ etmiş ve her fânî gibi o da mukadder vakit gelince, emânetini Hakk’a teslim ederek ebediyete intikâl etmiştir. Fakat o öyle bir şahsiyettir ki, küçücük cirmine rağmen, Şeyh Gâlip’in ifâdesiyle “merdüm-i dîde-i …

Daha fazlası »

Gönül Mîmârı Yûnus Emre

Fahr-i kâinât Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Dikkat edin, bedenin içinde bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi olur, o bozuk olursa bütün beden bozulur. Dikkat, işte o kalptir.”1 Burada söz konusu olan mânevî anlamdaki kalbdir. Bu konudan söz eden eski metinlerimizden hemen hepsinde şu hatırlatma yapılır: “Kalbden kasdımız manevî bir latîfedir, o ruhla eş anlamlıdır, göğüs boşluğundaki …

Daha fazlası »

İlâhî Tecellî ve Lâlâ Paşa Câmii

Bir Selçuklu şehri olan Kayseri’nin bilmediğimiz ne çok güzellikleri ve dostları var. Nice güzel zamânlara şehâdet etmiş evvelden. Ağırnaslı Mî’mâr Sinân’ın, Dâvûd El-Kayserî’nin, Somuncu Baba olarak bilinen Şeyh Hâmid-i Velî Hazretlerinin, Yaman Dedenin, Dadaloğlu’nun, Mevlânâ Hazretlerinin Hâcesi Kâdî Seyyid Burhâneddîn’in, İbrâhîm Tennûrî Hazretlerinin, Âşık Seyrânî’nin, Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’nin, Gevher Nesibe Hâtunun, Mahperi Hunâd Hâtunun, Esmâ Hâtunun, Seyyid Zeynel Âbidîn …

Daha fazlası »

Mîmârîde İrfânî Bir Yorum: Turgut Cansever

Medeniyetlerin görünen en önemli izlerini genellikle mîmârî eserlerde buluruz. Mîmârî yaşam insanın algılamasının, hayat anlayışının ve kültürel irfânının da yansımasıdır. Bu noktada en büyük etkenler hiç şüphesiz din, coğrafya ve iklimdir. Binlerce yıl öteden bugüne ulaşan medeniyet havzalarını incelediğimizde görürüz ki insanoğlu bu üç etkenin çerçevesi içerisinde ihtiyaçlarını karşılayan mîmârî yapılar inşâ edegelmişlerdir. Kimi zaman güvenlik öncelenirken kimi zaman da …

Daha fazlası »

Bosna Hersek’te Nakşibendîlik Geleneği

Anadolu’nun İslâmlaşmasında dînin özünü yakalamış olan dervişlerin nasıl önemli bir etkisi olduysa Balkanların İslâmlaşmasında da baş aktör olarak tasavvuf ehlini görmekteyiz. Fethe gidecek ordulardan çok önce bölgeye gidip sahip oldukları ahlâk ile gönüller fethini gerçekleştirmişler. Böylece, fetih için gelecek ordulara da kılıcın değil sevginin gücünü göstermişlerdir. Temeli insan sevgisine dayalı olan İslâmiyet’in özünü oluşturan tasavvuf okullarından birisi de Nakşibendîliktir. Muhammed …

Daha fazlası »