Anasayfa / Kıssadan Hisse

Kıssadan Hisse

Bir Allah Dostundan Çizgiler

Can gitmedikçe cânân ele geçmez. Şeyh Abdurrahim Reyhan (ks) “Ölüm günü yok olmaz” demişti bir defasında. Evet, o gün yok olmaz. O, istediği anda araya girebilir, sırayı bozabilir: Onun yasasını kendisinden başka kimse belirlemez. O her şeyi kendi kendine belirler. Onun araya girdiği her defasında sıra bozulmuş gibi de görünse, doğal gidişâta aykırı bir şey varmış gibi sezinlense de, o, …

Daha fazlası »

Âriflerin Yolu, Muhabbet Bağının Tomurcuk Gülüdür Selâm

Selâm almak, selâm vermek İslâm dîninde önemle üzerinde durulan bir konudur. Selâm vermek sünnet, selâmı almak ise farzdır. Selâm, emniyet, huzur, barış, rahatlık ve daha buna benzer birçok güzel mânâya da gelir. Bir duâdır selâm, dost bir gönle dokunabilmek ve kendini güvende hissettirendir. Selâm, “ben Müslüman’ım, benden sana zarar gelmez, selâmettesin” mânâsını da taşır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Size bir …

Daha fazlası »

Karanlık Dehlizlerde Kaybolan İnsanlığın Pusulası ve Özgürlüğüdür İlim

İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği öğrenmek, okumak ve aklını kullanabilmektir. Akıl sâhibi olmak ne büyük bir nimettir ki bizler hayat tercihlerimizi o büyük nimet sâyesinde yapar, doğruyu ve yanlışı onunla bulabiliriz. Dünyâya geldiğimiz andan itibâren Rabbimizin bize verdiği akıl nimeti ile öğrenmeye başlarız. Okumak ve ilim sâhibi olmak derken, tüm ilimlerin kaynağı olan Yüce Yaratıcı’nın kelâmı Kur’ân’dan bahsediyoruz. …

Daha fazlası »

“Terapist’in Sûfî Olursa”

Modern çağ ile birlikte gelişen teknolojiye ve hızlanan hayat akışına ayak uydurmaya çalışan insân bir anda kendini birçok uyarıcı bombardımanının içerisinde buldu. Varlığının anlamından uzaklaşırken kalbinin sesine, çığlıklarına da kulaklarını tıkadı. Böylece, özündeki ilâhî sesten uzaklaştıkça kaygı ve endişenin kolları arasında buldu kendini. Bütün bunların sebeplerini şerh etmek bakımından Psikoterapi ve Tasavvuf’un konuya nasıl bir çıkış yoluyla yaklaştığını “Sûfî ile …

Daha fazlası »

Hâle Dâir

Okuyacağımız kitâbı yâhut kitapları tedkîk edip kararlaştırınca dostlarla, hummâlı bir çalışma içinde bulduk kendimizi. Daracık bir vakitte, gurup zamânı çıktık yollara. Bursa ikaametimizin darlığına karşın “kısa günün kârı” deyişine muvâzî ya’ni paralel bir güzelliğe, lütuflar silsilesine muhatap kıldı Yaradan (cc) bizi. Bursa’nın büyük kitap firmasında bakındım evvel. Fakülte’deki bir hocamıza rast geldik. Ufak bir selâmlaşma bahsinin ardından aradığım eserleri bulamayınca …

Daha fazlası »

Sehâvet (Cömertlik)

Kıymetli kardeşlerim! ‘Allâh’ın kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenâdır.’ (Âl-i İmrân, 180.) ‘Sadaka belâyı defeder, ömrü de uzatır.’ (Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, c. II, s. 23.) Âişe-i Sıddîka (r.anha) vâlidemizden rivâyet edildiğine göre bir gün Resûlullah (sav) Efendimiz’in huzûruna bir kız geldi. İki kolu felç olmuş hâldeydi. ‘Yâ Resûlallâh kollarım …

Daha fazlası »

Birbirinin Dilinden Anlamayan Dört Kişinin Kavgası

Adamın biri dört kişiye bir miktar para verdi: “Bunu alın bir şeyler satın alıp karnınızı doyurun”, dedi. Adamlar parayı aldılar. İçlerinden biri Acem (İranlı) idi: “Ben bununla ‘engur’ alacağım” dedi. Diğeri Arap’tı. “Hayır, dedi. Ben “ınep” isterim, bu parayla bunu alacağım.” Üçüncüsü Türk idi: “Ben onlardan hiçbirini istemem, ben ‘üzüm’ isterim” dedi. Dördüncü kişi Rum’du: “Bırakın bu saçmalıkları! diye bağırdı. …

Daha fazlası »

Bir Medhal ve Zengibar Vilâyeti

İnsanın tahayyülünde her dönem, yaşanılanlardan ötürü kıyâmete en yakın devirdir. Din olgusundaki her hasar insanın ictimâî hayâtına nüfûz eder. Zâhirde aynaya insan akseder fakat aynada siyâset hâsıl olur. Dînin sekülerizme tâbi olmaya başlaması ile birlikte insanın hakîkate dokunabilmesi her geçen gün zorlaşmaktadır. Bin dört yüzyıl öncesinde bilginin kaynağı ile âşinâ olan ceddimizin torunları olan bizler bugün “Mutlak bilgi nedir?” minvâlinde …

Daha fazlası »

Çoban ve Hz. Mûsâ (as)

Hz. Mûsâ bir gün giderken bir çobana rastlaldı. Çoban hafif yüksek sesle şu şekilde kendi kendine konuşuyordu: “Ey kerem sâhibi olan Allâhım, neredesin ki Sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Yüce Rabbim sana tâze süt ikrâm edeyim. Bütün keçilerim sana kurbân olsun..” deyip duruyordu. Hz. Mûsâ: “Kiminle konuşuyorsun?” dedi. Çoban: “Yeri göğü yaratan Allâh’ımla …

Daha fazlası »

O GELİRSE BİZ GİDERİZ

Zamânın pâdişâhı Kânûnî Sultan Süleymân Han onun hakkında anlatılanları ve tasavvuftaki yüksek derecesini işitmişti. Sîne-çâk Yûsuf Baba’yla sohbet etmek ve ondan istifâde etmek üzere saraya dâvet etti. Fakat Sîneçâk Yûsuf Baba, sultanlardan, devlet adamlarından ve dünyâ adamlarından uzak durmayı kendine prensip edindiği için dâveti kabûl etmedi. İkinci ve üçüncü dâvetleri de kabul etmeyince, Kânûnî Sultan Süleymân; “O gelmezse biz gideriz” …

Daha fazlası »