Anasayfa / Kategoriler (Sayfa 71)

Kategoriler

Vasat Ümmet

Vasat Ümmet; ‘Orta, merkez, her tarafı denk, mutedil, ılımlı ve hayırlı bir ümmet.’ (Elmalılı Hamdi Yazır) Vasat Ümmet; ‘Adil manasına olduğu cihetle, ümmeti vasat demek, ümmeti adil demektir. Ümmeti Muhammed’in icma-i edillei şer’iyyesindendir.’ (Hülasat ‘ül-Beyan) Vasat; ‘Orta, ifrat ve tefritten âzâde, mutedil, hayırlı, âdil demektir.’ (Hasan Basri Çan-tay) Allah Teâlâ, bu ümmeti en seçkin ümmet yapınca ona şeriatlerin en mükemmelini …

Daha fazlası »

İhlas

İhlas, şeytana pabucu ters giydiren bütün hile ve desiselerini suya düşüren ahlak. Önünden, arkasından, sağından ve solundan gelerek, insanın gönlünü karıştıran mel’una:”Senin burada yerin yok. def ol hain!” dedirten güzel huy.1 “Tam 40 yıldır Allah (cc), gönlüme nazar eder, orada kendisinden gayrısını görmez.” diyen âriflerin en büyük sermayesi.2 Meleklerin bile kayda güç yetiremediği, mükafatı sonsuz olarak ödenen bir sır. Arı, …

Daha fazlası »

Varlığını Bilmek

Âlemde ne varsa, her şey Allah’ındır. “Göklerin ve yerin mutlak (hükümranlığı) O’nundur.”1 Yaratılan her nesne, hilâfet görevini üstlenen insanoğlunun Hâlık’a en güzel bir şekilde vazifesini icra etmesi için memurdur. “Allah göklerde ve yerde ne varsa tümünü kendi katından size müsahhar kıldı.”2 Emanetlerin teklif edildiği isimlerin öğretildiği, meleklerin secde etmekle emrolunduğu, ruh ve kalbiyle ademiyet sıfatını elde ederek ahsen-i takvime ulaşan …

Daha fazlası »

Sabır Ahlâkı (II)

Lugatte hapis mânâsına gelen sabrın ıstılâhî anlamı; dinin övdüğü, teşvik ettiği ahlâki bir sıfat, ruhî bir kemâli ifâde eder. Sabır, nefsi fena arzusûndan men etmektir. Cenab-ı Hakk kendisine “Sabûr” adını vermiştir. Ebu Musâ (el-Eş’arî) (r.a)’den rivayete göre, Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur:“Allah-ü Teâlâ’dan çok sabırlı ve aleyhinde işittiği (bâtıl iddiaların verdiği) ezaya daha halim hiçbir fert, yahut hiçbir şey yoktur. Hristiyanlar …

Daha fazlası »

Sabır Ahlâkı

Allah’a (c.c) mûti, gözü yaşlı, gönlü ateşli, Habibullah’a (s.a.v) muhabbetli, alçak gönüllü, yumuşak huylu bir mürit olmanın yolu sabırdan geçer. Dünyalara da mâlik olsa, gözünü bir avuç toprağın dolduracağını bilerek mazlumun hakkına tecâvüz etmeyen bir kanaatkârın, makam ve mevki hırsıyla hiçbir hukuk tanımayan câni gaddar olmamasının neticesi de sabırdır. İçini ve dışını ıslah ederek ülkeler fetheden fatihlerin, bütün dünyayı sulha …

Daha fazlası »

İki Cihan Serveri Peygamber-i Zîşânımız (s.a.v)

  “Belağâl ulâ bikemâlih/ Keşefeddücâ bicemâlih/ Hasünet cemîü hisâlih/ Sallû alayhi ve âlih” “O kemâl ile yüksek derecelere yetişti; cemâl ile karanlıkları açtı; bütün huyları güzeldir. O’na ve Âl’ine salevât getiriniz.”1 Peygamberimiz (s.a.v) âlemde mevcut olan kâffe-i sıfat ve kemâlât-ı ilâhiyeyi câmidir. “Allah’ın ilk yarattığı benim rûhum, nûrum” buyurmuşlardır. “Ahad Ahmed’dürür, kim-mim eder fark, Bütün âlem o mîm içre olur …

Daha fazlası »

Hakk’a Vâsıl Olmak

Muhterem yazarımız, Muhyiddin ibn Arabi (k.s)’nin halifelerinden Sadreddin Konevi’nin yetiştirdiği Müeyyedüddin el Cendî (V.H. 7. asır sonları)’ye ait “Nefbatü’r-Rûb ve Tubfetü’l-Fütıb” adlı eserin önemli noktalarını derleyerek siz kıymetli okurlarımızın istifâdesine sunmayı faideli bulmuştur. Vuslat: Murâdı Hakk Teâla olan O’na tam yönelmeli. “Hem Rabbinin ismini an ve her şeyden kesilerek O’na ihlas ile yönel (erek) ibadet et.” (Müzemmil 8) “Kur’an okumaya …

Daha fazlası »

Tâhâ El-Harîrî (k.s)

Şeyh Tâhâ hazretleri Erbil’in nahiyesinden olup, o havalide ilm-ü fazlı ve kemal-i ahlakıyesi ile temeyyüz etmiş, bilâhere Rasül-i Ekrem Efendimiz hazretlerinin ruhanî teveccühat ve füyuzât-ı nebeviyelerine mazhâr buyurularak irşâd-ı ibadla emrolunan müstesna bir şahsiyettir. Efendimiz (s.a.v), o zamanın Nakşibendî tarikatının mürşidi Seyyid Tâhâ el-Hakkârî hazretlerine bir icâzetname yazıp göndermek üzere mânen emir buyururlar. Şeyh Tâhâ el-Hakkârî hazretleri, Tâhâ el-Harîrî yi …

Daha fazlası »

Dûa

Dua, şeytanın yalan yemini üzere yasaklanan ağacın meyvesinden yiyip yeryüzüne inen, iki yüzyıl zellesine ağlayan ebü’l-beşerin, gözyaşını silen el… Dua, azgın kavmin, bütün ikazlara rağmen söz dinlemez asilerin sulara gark olup, kahrına sebep olan dil… Derdi, Eyyub’a aşk olan peygamberin ızdırabına sürülen merhem… Ateş-i Nemrud’u, İbrahim’e gül… İlâhi minberin hatibini, bülbül kılan sır… Dua, Enallah iddiasıyla küçücük bir sineğe mağlup …

Daha fazlası »

İki Şey Doymaz

Es’ad-ı Erbîlî (k.s)’den Hatıralar -II- Es’ad-ı Erbîlî (k.s)’nin Erbil’deki süt biraderleri meczup Mahmut, Kur’an okunurken ümmi olduğu halde, yanlış okunsa, ‘Hayır olmadı.’ dermiş. Meğer bu zat Levh-i Mahfuz’u görür, Kur’an-ı Kerim yanlış telaffuz edildiğinde ilâhî nûr kaybolduğu için, bu şekilde yanlış okunduğunun farkına varırmış. Şemseddin Efendi’nin damadı sara hastalığına yakalanır. Doktorlar çâre bulamazlar. ‘Ah! Sümbül Efendi olsa idi, hasta iyi …

Daha fazlası »