Anasayfa / Kategoriler (Sayfa 20)

Kategoriler

Dostluk ve Mutlak Dost

“Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter!” (Nisa, 45. E.Hamdi Yazır ) Dost dediğimizde akla gelen ilk özellik onun güvenilebilir biri olması durumudur. Ancak bu güvenilirlik sıradan bir güvenilirlik değildir. İnsan, mahallesinin bakkalına da güvenir. Onun kendisini aldatmayacağını bilir. Dostluk bağlamındaki güvenilirlik insanın sırrını paylaşabileceği, mahremiyetini teslim edebileceği nitelikte birinin güvenilirliğidir. Mahalle bakkalının bize aldatmayacağı konusunda ona güven duysak …

Daha fazlası »

Mi’râca Sûfî Bir Bakış: Şeyh Vahyî Efendi ve Mi’râcü’l-Beyân’ı

Mü’minler açısından namaz, kelime-i şehâdetten sonra en önemli kulluk göstergesidir. Namaz, fıkhî ve rûhî yönleriyle mü’mini Yaratıcısının huzûruna ve rızâsına kavuşturacak/yükseltecek en zirve ibâdettir. Namazın bu önemi, onun farz kılınma süreciyle de yakından alâkalıdır. Allah Teâlâ namazı, vâsıtasız bir şekilde O’na (sav) vahyettiği ve O’ndan önce hiçbir peygambere nasîb etmediği ‘İsrâ ve Mi’râc’ gecesinde farz kılmıştır. Bu yönüyle Hz. Peygamber …

Daha fazlası »

Mevlȃnȃ’ya Göre Öğrenci-Öğretmen İlişkisi

Mevlânâ’nın eğitim sisteminde öğretmen ve öğrenci iki temel öğedir. O, öğrenci ile öğretmen arasındaki yakınlığı başarının esâsı olarak kabûl etmektedir. Öğretmen ve öğrenci ilişkilerini birtakım metaforik anlatımlarla çok daha anlaşılır kılmaya çalışmaktadır. Bu benzetmelerin bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Bal-Süt İlişkisi Öğretmen-öğrenci münâsebetlerine ışık tutmaya çalışan Mevlânâ, tasavvufî ağırlıklı bir misâlle konuyu ele almaktadır. Bu konuda bal ile sütün …

Daha fazlası »

Rabbini Zikredenin ve Zikretmeyenin Misâli

Ahmed er-Rûmî el-Akhisârî es-Saruhânî1’nin “Mecâlisu’l-Ebrâr ve Mesâliku’l-Ahyâr” isimli eserinden: Birinci Meclis: Rabbini Zikredenin ve Zikretmeyenin Misâli Rasûlullâh (sav) şöyle buyurdu: “Rabbini zikredenin ve Rabbini zikretmeyenin misâli, ölü ve dirinin misâli gibidir.”2 Bu hadis Mesâbih’in sahihlerindendir.3 Onu Ebû Mûsa el Eşarî4 rivâyet etmiştir. Peygamber (sav) bu hadiste, zikir yapanı, gerçekte diri-canlı olmasına rağmen (yine)diriye benzetti. Zîrâ “diri-canlı” (ifâdesi) ile kasdedilen, hakîkî, ebedî hayâtı olan …

Daha fazlası »

İhsân Makâmı, Sûfî Makâmı

Tasavvufun temeli kabûl edilen ihsân, hadiste, Yüce Allâh’ı görüyormuş gibi O’na ibâdet ve kulluk etmek olarak tanımlanmıştır. Evet, biz O’nu göremesek de O bizleri görüyor. İşte bu bilinçle Yüce Allâh’a ibâdet ve kulluk etmenin adıdır ihsân. Bu makamda olanlar, tüm kulluk vazîfelerini bu şuurla yaparlar. Namazı, O’nun huzûrunda O’nu görüyormuş gibi kılmak… Zekâtı, O’nu görüyormuş gibi vermek… Orucu, O’nu görüyormuş …

Daha fazlası »

Medine Devrinde Hz. Ebû Bekir (Radıyallâhu Anh)

Uhud Gazası’nda Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Abdullah bin Cübeyr-i elli nefer kemankeş ile bir vadinin ağzına me’mur buyurdu ve “düşman gâlip gelsin veya mağlup olsun benden haber gelmedikçe siz buradan ayrılmayınız” diye kat’î emir buyurmuştu. Hâlbuki Kureyş ordusu ilk defa fenâ halde bozularak dağa doğru firara başlamışlardı. Asâkir-i İslâmiye yağmaya koyuldular. Bu hali gören kemankeşler de: “Düşman bozuldu …

Daha fazlası »

Tohuma Sâhip Olan Hayâta Sâhip Olur

Tohum Farsça kökenli bir kelime. Bitkilerde döllenme sonucunda çiçekten sonra, çiçek veya meyve içerisinde oluşan ve yeniden toprağa gömülünce kendisinden yeni bir bitki üreyen dâne yâhud canlıya verilen ad. Erkeğin menisindeki sperm hücrelerinin her biri de hayâtiyet açısından birer tohumdur. Geçmişte insanlar kendi coğrafya ve iklimlerinde yetişen bitkileri sürekli ekerek hayatlarını idâme ettiregeldiler. Kimi çevreler tohumun kökenleri hakkında aslı astarı …

Daha fazlası »

Kapanmayan Dosya: Musul

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Lozan Antlaşması’nı ve Misak-ı Millî sınırlarından verilen tavizleri gündeme getirmesi, tarihin hafızasında kayıtlı millî bir ukdeyi tekrar canlandırdı: Musul… Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda imzaladığımız Mondros Ateşkes Antlaşması’nın daha mürekkebi kurumadan İngilizler tarafından işgal ve gasp edilen bu öz be öz Türk yurdu, Lozan Konferansı’nda yapılan hatalar, iyi savunulamaması ve geri alınması yönünde eldeki kozlar ve fırsatların …

Daha fazlası »

Eğitimde Tasavvufî Anlayış ve Tasavvufun Günümüz Eğitim-Öğretimine Katkıları

Tasavvuf Nedir? Günümüz eğitim-öğretimine katkısının ne olabileceğini tespit edebilmek için öncelikle tasavvufun ve mâhiyetinin ne olduğunu ortaya koymak gerekir. Tasavvuf nazarî ve aklî bir ilim olmayıp tecrübî bir ilim olduğu için târifleri de pek çoktur. Çünkü her mutasavvıf tasavvufu, yaşadığı mânevî tecrübelere ve bulunduğu mânevî makamlara göre tanımlamaktadır. Bu târiflerin sayısını bine kadar çıkaranlar hattâ ‘Sûfîlerin sayısıncadır’ diyenler vardır.1 Ancak …

Daha fazlası »

Ozon Tabakanız Ne Durumda

Dünya gibi, her insanın da bir ozon tabakası vardır. O da zamanla zehirli gazlardan etkilenip, incelir ya da delinir. “Dünyanın ozon tabasını duymuştuk da her insanın ozon tabakası da nereden çıktı?” diye düşünmeye başladığınızı biliyorum. İnsan küçük bir dünya ve dünya da büyük bir insan ise, dünyada olanın insanda da olması gerekmez mi? Dünya ozon tabakasız yaşayamayacağı gibi, insan da …

Daha fazlası »