Anasayfa / Kategoriler / Kapak Konusu (Sayfa 3)

Kapak Konusu

Umudun Habercisidir Yürekteki Hüzün Yağmuru

Günümüz toplumunun büyüyen bir yarası olan, kalplerin katılaştığını, gönüllerin kararmaya başladığını haber veren bir sorunla, yalnızlık sorunu ile karşı karşıya bulunmaktayız. Evet, kalabalık bir toplumda yaşıyoruz. Şehir, kasaba, köy, mahalle farketmeksizin hızla, yalnızlığa itilmiş insanların çoğaldığı bir topluma dönüşmekteyiz. Toplumdaki tüm fertleri ilgilendiren bu sorunla en çok da yaşlılarımız başbaşa kalmış durumdadır. Günümüz şartlarının getirdiği iş meşgûliyeti ve modern yaşam …

Daha fazlası »

Sûfî Gelenekte Aklın Fonksiyonu

Tasavvufa yönelik eleştirilerin başında “tasavvufun akla ve aklî düşünceye karşı olduğu, aklî istidlâl ve kıyaslara yer vermediği, bunun sonucunda düşünce ve ilmî hayâta zarar verdiği” iddiası gelmektedir. Tasavvuf münekkitleri bu iddiaları sonucu tasavvufu irrasyonel/akıldışı bir sistem olarak değerlendirirler. Öncelikle şunu açıkça ifâde edelim ki tasavvuf ilmi aklı reddeden, akıl dışı bir yol izleyen, irrasyonel yaklaşımların odağı olan bir ilim değildir. …

Daha fazlası »

Haberin Nâmusu ve İletişim Ahlâkı

Yüce Rabbimizin bir adı da el-Habîr’dir. el-Habîr: Herşeyin künhünü, içyüzünü en iyi bilen ve herşeyden tüm ayrıntılarıyla haberdâr olan ve herşeyle ilgili en doğru haberi veren. “Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”1 O’nun bu ismi, elliye yakın yerde geçer. Haber, O’nunla irtibatlı olursa önemli, faydalı ve doğru bir haberdir. O’ndan uzak olan, O’nun ölçülerine aykırı olan haber ise yalan, yanlış ve gereksiz şeylerdir. …

Daha fazlası »

Çağdaş Bunalım: Medya Üzerinden İslâm’ı Anlama Yanılgısı

Günümüz Müslümanının temel sorusu şu olmalı: İslâm’ı anlama ve yaşama husûsunda onu bekleyen mânialar nedir? Günümüz insanı medya mârifetiyle bir kirli haberler bombardımanına mâruz bırakılıyor. Her şey göz önünde gibi durmasına rağmen her şey karartılıyor. Her şey açık gibi durmasına rağmen her şey karanlığa gömülüyor… Şerîat, rûhunu Âmentü’den alır. Âmentünün tüm rükünleri birbiriyle interaktif biçimde etkileşim içindedir. Aradan birini çıkardığında …

Daha fazlası »

İletişim

Veda haccında yüz yirmi dört bin sahabe-i kirâma hitâb eden Resûlüllah (sav) İslâm’ın yayılmasını haber veriyordu. Kutlu mesajında, “bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.” İlâhî dâvetler zamânın iletişim vâsıtalarıyla duyuruluyordu insanlığa. Efendimiz (sav) elçilerle krallara mektup yazıyordu. Habeşistan kralı Necaşi’ye, Bizans hükümdârı Heraklius’a, Kisra’ya, Kıptilerin kralı Mukavkıs’a vs. …

Daha fazlası »

Kul Olabilmek

“Ben, Allâh’a hakkıyla şükreden bir KUL olmayı arzu etmez miyim?”1 MÜSLÜMANIN ASIL GÖREVİ ALLÂH’A KULLUKTUR Mü’minin en önemli görevi Allâh’a kulluktur. İnsanlar ve cinler Allâh’a kulluk etmek için yaratılmışlardır. Kulluk sâdece ibâdet ve tâat şekilleriyle sınırlı değildir. Îman, ihlâs, ibâdet, takvâ, ilim, ahlâk, cihad konularında ve hayâtın her alanında Allâh’ın istediği, emrettiği, izin verdiği ve râzı olduğu şekilde İslâmî bir …

Daha fazlası »

Sünnetin Rehberliğine Başvurmadan İslâm’a Ulaşılmaz

Müslümanca yaşamın gündelik hayâta geçirilmesi, etkinliklerimizin gündelik hayatta Müslümanca bir karşılık bulması husûsunda başat yol gösterici Allâh Resûlü’nün (sav) uygulamalarıdır. Allâh Resûlü’nün uygulamasını rehber olarak kabûl etmeden Kur’ân’ın öngördüğü ilkelerin hayâta nasıl aktarılması gerektiği husûsunda başka hiçbir kaynak, başka hiçbir yol gösterici bulmamız söz konusu olmasa gerek. Büyük İslâm yorumcularının hâlen yol gösterici olarak kabûl görüyor olması, onların Kur’ân-ı Kerîm …

Daha fazlası »

Ümmet Çiçekleri Yeniden Açacak

Yeter deme zamânı gelmedi mi bu bencilliğe ve vurdumduymazlığa? Merhametsizlik çölünde kavrulan, kaybolmaya yüz tutmuş insanlığın yeniden çiçek açma zamânı gelmedi mi? Açlıkla, vatansızlıkla sınanan, kendi memleketinde köleleştirilmek istenen bu ümmetin kardeşlerimiz olduğunu, “onların yaralarına ümmet kardeşliğinin merhem olacağını” hatırlamamızın zamânı gelmedi mi? Bir tarafta küçücük çocukların cansız bedenleri deniz kıyılarına vururken, bu normal bir şeymiş gibi âdetâ görmezden geliyorlar. …

Daha fazlası »

Ümmet Şuuru

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin tamâmı Cennet’e girecektir. Ancak Cennet’e girmemek için ayak diretenler müstesnâ.” Biri O’na (sav) şöyle bir soru yöneltti: -Ey Allah’ın Rasûlü! Kim Cennet’e girmemek için ayak diretir ki? Allah Rasûlü (sav) şöyle cevap verdi: -“Bana itâat eden Cennet’e girecektir. Bana isyân eden, (Benim emrime karşı çıkan kimse) Cennet’e girmemek için ayak diretiyor demektir.”1 ÜMMET: ALLAH RASÛLÜ’NÜN …

Daha fazlası »

Namazı Ayağa Kaldırmak/Namazla Ayağa Kalkmak

Hayat düstûrumuz Kur’ân’da sallû/namaz kılın ifâdesinden çok ekîmü’s-salâh/namazı ikame edin emri yer alır. Namazı ikaame etme; namazı ayağa kaldırma, namazla ayağa kalkma anlamlarını öne çıkarır. Îman adamı, dînin temeli olan namazı vaktinde, Allah ve Rasûlü’nün belirlediği vakit ve şekilde, şuurlu bir şekilde edâ edecek ve namaz ibâdetini kulunu Rabbine yaklaştıran bir vâsıta, İslâm toplumunda görünen bir şiar, mü’minleri ötekilerden ayıran …

Daha fazlası »