Anasayfa / Kategoriler / Aktuel (Sayfa 21)

Aktuel

Belâ ve Mûsibet

“Allah’ın kalplerini takvâ için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret  ve büyük bir mükafat vardır.”[1] müjdesiyle en büyük nimet olan takvaya kişi, imtihanla erişir.Kâzî ve Beyzavî’nin beyanlarına göre tortusu atılıp hâlis hâle getirilen eşya gibi, kişi ilâhî görevlerle imtihan ve meşakkatlerle kalbi pâk olarak takvâya, birr ü ihsâna (iyilik ve lütfa) nail olur. Tozlu, topraklı maden taşlarının fabrikada işlenerek demir, kurşun, …

Daha fazlası »

Helâl Kazanç

Allah (c.c)’a kulluğu engellemeyen dünya hayatı mezmum değil, muhteremdir. Mezmum (kötülenen) dünya, ahiret üzerine tercih edilendir. ‘Bu (tehdit) onların dünya hayatını Ahiret’e tercih etmelerinden (dünyayı Ahiretten daha çok sevmelerinden) ve Allah’ın kâfir bir kavmi hidayete erdirmeyeceğinden ötürüdür.’ Nasihatlarında H. Hasan Efendi (k.s); Peygamberimiz (s.a.v)’in ‘Benim zamanımda fakirlik, ahir zamanda zenginlik hayırlıdır.’, ‘Veren el, alan elden üstündür.’ hadis-i şeriflerini çokça ifade …

Daha fazlası »

İki Cihan Serveri Peygamber-i Zîşânımız (s.a.v)

  “Belağâl ulâ bikemâlih/ Keşefeddücâ bicemâlih/ Hasünet cemîü hisâlih/ Sallû alayhi ve âlih” “O kemâl ile yüksek derecelere yetişti; cemâl ile karanlıkları açtı; bütün huyları güzeldir. O’na ve Âl’ine salevât getiriniz.”1 Peygamberimiz (s.a.v) âlemde mevcut olan kâffe-i sıfat ve kemâlât-ı ilâhiyeyi câmidir. “Allah’ın ilk yarattığı benim rûhum, nûrum” buyurmuşlardır. “Ahad Ahmed’dürür, kim-mim eder fark, Bütün âlem o mîm içre olur …

Daha fazlası »

Tâhâ El-Harîrî (k.s)

Şeyh Tâhâ hazretleri Erbil’in nahiyesinden olup, o havalide ilm-ü fazlı ve kemal-i ahlakıyesi ile temeyyüz etmiş, bilâhere Rasül-i Ekrem Efendimiz hazretlerinin ruhanî teveccühat ve füyuzât-ı nebeviyelerine mazhâr buyurularak irşâd-ı ibadla emrolunan müstesna bir şahsiyettir. Efendimiz (s.a.v), o zamanın Nakşibendî tarikatının mürşidi Seyyid Tâhâ el-Hakkârî hazretlerine bir icâzetname yazıp göndermek üzere mânen emir buyururlar. Şeyh Tâhâ el-Hakkârî hazretleri, Tâhâ el-Harîrî yi …

Daha fazlası »

Dûa

Dua, şeytanın yalan yemini üzere yasaklanan ağacın meyvesinden yiyip yeryüzüne inen, iki yüzyıl zellesine ağlayan ebü’l-beşerin, gözyaşını silen el… Dua, azgın kavmin, bütün ikazlara rağmen söz dinlemez asilerin sulara gark olup, kahrına sebep olan dil… Derdi, Eyyub’a aşk olan peygamberin ızdırabına sürülen merhem… Ateş-i Nemrud’u, İbrahim’e gül… İlâhi minberin hatibini, bülbül kılan sır… Dua, Enallah iddiasıyla küçücük bir sineğe mağlup …

Daha fazlası »

İki Şey Doymaz

Es’ad-ı Erbîlî (k.s)’den Hatıralar -II- Es’ad-ı Erbîlî (k.s)’nin Erbil’deki süt biraderleri meczup Mahmut, Kur’an okunurken ümmi olduğu halde, yanlış okunsa, ‘Hayır olmadı.’ dermiş. Meğer bu zat Levh-i Mahfuz’u görür, Kur’an-ı Kerim yanlış telaffuz edildiğinde ilâhî nûr kaybolduğu için, bu şekilde yanlış okunduğunun farkına varırmış. Şemseddin Efendi’nin damadı sara hastalığına yakalanır. Doktorlar çâre bulamazlar. ‘Ah! Sümbül Efendi olsa idi, hasta iyi …

Daha fazlası »

Kurban

  Yarattığı varlıkların tabiat ve karakterlerini en iyi bilen onların halıkıdır. “Bilmez mi mahlukunu Halik.?”1 Yaratılış sırrına muhalif hareket etmemesi için enbiya ve evliyayı göndermemiş midir? Materyalist görüşün iddiaların aksine, insan bir biyolojik makine değil, sorumluluk taşıyan dünyevi ve uhrevi bir varlıktır. İnsan, iç güdüsüyle hareket eden bir hayvan veya kendi özündeki niteliğe göre gelişen bir bitki de değildir, tırnak …

Daha fazlası »

İlâhi Aşk -II-

Esmâ-ül Hüsnâ’dan biri olan ‘El-vedûd’ ism-i şerifi, hayırlı kullarını seven, dostluğu kazanılmaya layık olan biricik sevgili manasındadır. Kulun yaratılışının icabı olan sevgilerde fikir ve muhâkemeye ihtiyaç yoktur. Paraya pula, mala mülke, kadın ve kıza sevgi, fıtrî ve tabiîdir. Maddi değerlerin Allah (c.c)’ın olduğunu, birgün hepsinin yok olacağını tefekkür edenler, Cenab-ı Hakk’ı sonsuz sevmeye başlar. Âh-ü vahlar, şikayetler, ızdıraplar biter. Ebedi …

Daha fazlası »

İlâhi Aşk

Mehabbet, aşk ve şevk kelimelerini çokça kullanırız dilimizde. Mehabbet: Sevgi, Aşk: Habib, Maşuk, Mahbub: Sevgili, Mühibb: Âşık, demektir. 1Aşk: Müfrit, mehabbet, aşırı sevgi.2 Aşk: Sevgi. Arapça aslı ışk: şiddetli ve aşırı sevgi. Aynı kökten gelen aşeka sarmaşık anlamına gelir. Sarmaşık sarıldığı yeri nasıl kaplarsa, aşk da girdiği kalbi, hatta insanın vücudunu öylece sarar. Kuşattığı ağacın suyunu emer, onu soldurur, zayıflatır …

Daha fazlası »

Fetih

Fetih, salt bir üstünlük kavgası, güçlünün kuv­vetliyi ezmesi değil, Peygamberimiz (s.a.v)’in insanlı­ğa gönderilişi gayesi1, zihinlerin, gönüllerin İslâm’ın nuruyla aydınlanmasıdır.2 Fetihler sadece askerî ve stratejik yönden algı­lanmamalıdır. İran ordu komutanı Rüstem, Sa’d b. Ebî Vakkas’m kendisine gönderdiği elçiye savaş aç­malarının sebebini sorduğunda, elbisesi yamalı, çarı­ğı eski elçinin, ‘Bizim istediğimiz dünya değil, ahirettir.’ cevabıdır fetih. Peygamberimiz (s.a.v)’in, ‘Bu, hak dindir. Ondan yüz …

Daha fazlası »