Anasayfa / Kategoriler / Araştırma / Bosnalı Bir Sûfî: Hasan Kaimî

Bosnalı Bir Sûfî: Hasan Kaimî

Hasan Kaimî Efendi’nin hangi yıl doğduğu kesin olarak bilinmemekle berâber 1625-35 yılları arasında Saraybosna’da doğduğu tahmin edilmektedir. 17. Yüzyılın güçlü tasavvuf şâirlerindendi. Asıl adı Hasan’dır. Kâimî (ayakta duran anlamında) mahlasını ise kırk gün ayakta durarak çıkardığı halvetten aldığı veya Sırpça ‘Ka’i mi’ (bizim gibi) anlamına gelen kelimeden aldığı rivâyet edilir.

Sarajevo (Saraybosna)’da ilköğrenimini tamamlayınca Sofya’ya medrese eğitimine gitmiştir. Orada tasavvufa meyledip Halvetî şeyhi Şeyh Muslihiddin Efendi’ye bende olmuştur. İcâzetnamesini bu zâtın elinden alıp, İstanbul ve Konya’ya gitti. Daha sonra Saraybosna’ya dönerek Hacı Sinan Tekkesi’nin ilk şeyhi oldu.

Rivâyete göre 1682-83 yıllarında ülkede bir kıtlık yaşanmıştır. Zenginler depolarını ağzına kadar doldurunca kıtlığın halk üzerindeki etkisi daha da fazla olmuştur. Kaimî, devletin zenginlerin depolarındaki tahılı halka dağıtmaları gerektiğini vaazlarında bahseder. Bunun aynı zamanda dînin bir emri olduğunu yüksek sesle dile getirir. Halk da onu destekleyerek şeyhin yanında yer alır. Tabii ki bu durumun netîcesinde Saraybosna’nın zenginleri ve hükûmet görevlileri ile ters düşerek Saraybosna’da istenmeyen adam ilân edilir.

Muhalif tavırları ve gelecekle ilgili bilgiler içeren şiirleri ile devlet erkânından daha da tepki çekince Saraybosna’dan İzvornik’e (Zvornik) sürgüne gönderilir. Ömrünün sonuna kadar artık burada yaşayacaktır. Hacı İdris Camii’nde ömrünün sonuna kadar imamlık yapar. Sürgüne geldiği bu şehrin halkının iltifâtı ile karşılanmıştır. Daha sonra Saraybosna’ya dönmesi istenmiş ise de o bu teklifi kabûl etmemiştir.

Kaimî Efendi, ölüm târihi olan 1692 yılına kadar İzvornik’te kalmıştır. Bugün Sırp kantonu içinde kalan bu şehirdeki kalenin yamacında kendi adına yaptırılan beyaz kireç badanalı türbesinde medfundur.

Bir Şiiri:

Ey bu bezme gelenler
Hû diyelim aşk ile.
Mest-i ebed olanlar
Hû diyelim aşk ile

Gör bu elest demini
Sürer dünyâ gâmını
Unut câm-ı Cemini
Hû diyelim aşk ile.

Şöyle gezme serseri
Bul kendine rehberi
Sâdıkâne gel berî
Hû diyelim aşk ile.

İş bu zevkten alanlar
Kaimî’ye uyanlar
Can sırrını duyanlar
Hû diyelim aşk ile.

Hasan Kaimî Efendi’nin, Boşnakların târihinde önemli bir yeri vardır. Sözünü daldan budaktan esirgemez, halk arasında inandıklarından tâviz vermeyen bir şeyh olarak tanındığından dolayı ona sâhip çıkılmıştır. Son yıllarda onunla ilgili etkinlikler artmıştır. Ölümünün 300. Yılında İzvornik’te düzenlenen ‘Kaimî Günleri’ o târihten sonra gelişerek her yıl devâm etmektedir.

Daha çok kasîde yazmış olan Hasan Kaimî Varidât isimli bir divâna sâhiptir. Şiirlerinde tasavvufî özelliklerin hâkim olduğu Kaimî, Yûnus Emre çizgisinde bir şâirdir. İnsanın yaradılışı üzerinde durur ve dünyâya geliş gâyesini hatırlatır. Olup biten her şeyden insanoğlunun ibret almasını tavsiye eder.

Menkîbelerinden

Rivâyete göre; Hasan Kaimî bir gece rüyâsında tüm Saraybosna’nın ateşler içinde kaldığını görür. Sabah bu durumu halka söylemeye çalışır ama bu habere kimse inanmadığı gibi Kaimî’yi şehirden kovarlar. Hasan Kaimî şehirden çıkar çıkmaz ise şehir ateşler içinde kalır. Bu büyük yangında çok insan hayâtını kaybeder.

Bir başka rivâyete göre; Bosna’nın Avusturya-Macaristan idâresi altında bulunduğu dönemlerde, Hasan Kaimî Zvornik’e geldiğinde, halkı olumsuz fikirlere sevk edebileceği gerekçesiyle Avusturya askerleri tarafından tutuklanarak hapse atılmıştır. Hapis hayâtı süresince de mahkûmlara dînî ve ahlâkî dersler vermiştir. Hapisten kurtulduktan bir süre sonra, bir süre daha Zvornik’te kalmaya karar verir. Hasan Kaimî’nin Zvornik’te bulunmasından büyük rahatsızlık duyan Avusturya askerleri bir bahane ile ona saldırıp başını kesmişlerdir. Başını koltuğu altına alan Kaimî, bu şekilde epey bir yol aldıktan sonra ‘Kola Grad’ adı verilen yerde, atından düşmüştür. Onun bu durumuna şâhit olan halk, Hasan Kaimî’nin düştüğü yerde bir türbe inşâ ederek onu oraya defnetmiştir.

DÜNYÂLUKDAN BERÎDUR

Dünyâlukdan berîdur Allah deyen dervişler,
Mahlûkun serveridur Allah deyen dervişler.

Terk iderler taht u tac, yine alurlar harac,
Kudretten yakar sirac Allah deyen dervişler.

Geçup dokuz feleki, kodi cümle meleki,
Dost vaslidur dilegi, Allah deyen dervişler.

Zikru fikri aşk-ı Hakk, dilde canda sidk-i Hakk,
Demleridur şevk-i Hakk, Allah deyen dervişler.

Kur’ân, hadis delildur, cennetun bulbulidur,
Şavk-i ahmar gulidur, Allah deyen dervişler.

Vasl-i Hakk’dur dayagi, kanda kusa ayagi,
Adam olmus bayagi, Hakk Hakk deyen dervişler.

Kaimi’ye geldiler, sur paydagi dediler,
Şahi bende kodilar, Allah deyen dervişler.

 Mikail Türker Bal

Kaynakça:

  • Bilge Lider Aliya İzetbegoviç, Hüseyin Yorulmaz, Hat Yayınları 2015
  • Boşnak Halk Efsaneleri, Yusuf Ziya Sümbüllü, Fenomen 2010

Ayrıca kontrol et

İrfânî Gelenekte Sevenin Sevdiğiyle Hemhâl Olma Gayreti: Uygulanışı, Dînî ve İnsânî/Vicdânî Dayanakları İle Râbıta

Çoğulu ‘revâbıt’ olan râbıta kelimesi sözlükte ‘iki şeyi birbirine bağlayan ip, alâka, bağ, vuslat, ilgi …