Anasayfa / Kategoriler / Araştırma / Bosna Hersek’te Nakşibendîlik Geleneği

Bosna Hersek’te Nakşibendîlik Geleneği

Anadolu’nun İslâmlaşmasında dînin özünü yakalamış olan dervişlerin nasıl önemli bir etkisi olduysa Balkanların İslâmlaşmasında da baş aktör olarak tasavvuf ehlini görmekteyiz. Fethe gidecek ordulardan çok önce bölgeye gidip sahip oldukları ahlâk ile gönüller fethini gerçekleştirmişler. Böylece, fetih için gelecek ordulara da kılıcın değil sevginin gücünü göstermişlerdir.

Temeli insan sevgisine dayalı olan İslâmiyet’in özünü oluşturan tasavvuf okullarından birisi de Nakşibendîliktir. Muhammed Bahâuddîn Şâh-ı Nakşibend tarafından asr-ı saâdetten beri gelen irfânî birikime şekil verilmesi ile müesseleşmiş ve bir okula dönüşüp ismini almıştır. Buhâra’dan Balkanlar’a te’sîri olan bu azîz yolun kâmil mürşidleri sahip oldukları güzellikleri dünyânın her yerine taşırken Balkanlar’a da uğramışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu çatısı altında birçok tarîkat, huzûrla inancını yaşarken devlete olan bağlılığını ve fütûhat rûhunun gereği olarak hizmetini de yerine getirmiştir. Osmanlı fetihleri ile batıya yâ’ni Balkanlar’a yayılan imparatorluk devrinin önemli tarîkatlarından birisi de Nakşibendîliktir.

Bosna’ya Nakşibendîlik ne zamân ve kimler tarafından götürüldü bilinmemektedir. Bu gün eldeki mevcut bilgiler de dervişlerin şifâhî sohbetleri netîcesindeki menkıbelerden oluşmaktadır. Fakat bilinen ilk Nakşî dervişleri Fatih Sultan Mehmet ile beraber gelen ve savaş esnâsında şehît olan iki Nakşî dervişi Aynî Dede ve Şemsî Dede’dir.1463 yılında Sultan Fatih’in ordusu ile fethe gelip şehît olunca defnedildikleri şehîtliğin adı Gaziler Türbesi olarak anılmaya başladı.

İskender Paşa Tekkesi
Aynî ve Şemsî Dede’nin kabirlerinin bulunduğu yerde Sultan Fatih’in komutanlarından Boşnak asıllı ve Prusac (Akhisar) şehrinin fâtihi İskender Paşa tarafından misafirhâneli bir tekke inşa ettirilir. Kendisi de aynı zamanda bir derviş olan İskender Paşa Nakşibendî tarîkatına bağlı idi. Milyatska (Miljacka) Nehri’nin sol kıyısında kendisinden sonra ismi İskender Paşa Tekkesi olarak anılan mekânı, birçok gelir getiren emlâkı ile vakfetmiştir. Tekkenin devamı için İskender Paşa birçok mal bırakmıştır. Zengin bir müessese olarak İskender Paşa Tekkesi şeyhler, dervişler, yolcular, talebeler, fakirler için bir barınma mekânı olarak varlığını sürdürmüştür. Tekkenin en önemli şeyhlerinden biri 1880’de İstanbul’a hicret eden Şeyh Ârif Kurd Efendi’dir. 1890 yılında İstanbul’da vefat edince Eyüp Nişanca’daki Şeyh Murâd-i Münzevî dergâhına sırlanmıştır.

Bosna’nın Diğer Bölgelerindeki Nakşibendiler
Nakşibendîler Türklerin bu bölgeye ilk ulaşmalarından, XV. yüzyılda bu eyaletin yönetimini te’sis etmelerinden beri Bosna-Hersek’in birçok köy ve şehrinde tekkelere sahip olup XVII.- XVIII. ve XIX. yüzyıllarda çok etkili konuma geldiler. Özellikle bu tarîkatın iki tekkesi, Vukelyiçi’deki tekke (Jivçiçi Tekkesi olarak bilinir) ve Saraybosna’ya uzak olmayan Foynitsa (Foynica)’ya yakın Oglavak’taki tekke biline gelmiştir.

Foynitsa Vukelyiçi Nakşibendî tekkesi Şeyh Hüseyin Baba Zukiç (ö. 1799-1800) tarafından kurulmuştur. Şeyh Hüseyin Zukiç, tekkenin de bulunduğu Vukelyiç’te doğmuştur. İlk tahsilini Foynitsa’da yaptıktan sonra Saraybosna’da Kurşunlu Medresesi’nde devam etmiştir. Saraybosna’dan sonra İstanbul’a gitmiş ve orada Nakşibendîliğin Müceddidî kolunun şeyhlerinden Hâfız Muhammed Hisarî Efendi’ye intisap etmiştir. Şeyhi tarafından mânevî yolculuğunu tamamlamak üzere seyahate gönderilen Şeyh Hüseyin Baba, ilk önce Konya’ya gelmiş ve Mevlânâ Âsitanesi’nde 3 yıl kalmıştır. Konya’dan Orta Asya’ya yönelmiş ve Semerkand’da Nakşî tekkesinde belirli bir dönem kaldıktan sonra Kasr-ı Ârifân’da Şâh-ı Nakşibend’in kabrinin yanında yedi yıl kalmıştır. 20-30 yıl İslâm dünyâsının merkezlerini gezip ziyâret ettikten sonra Bosna’ya, Vukelyiçi’ye dönmüş ve orada günümüzde de faal olan câmi’ ve tekkeyi inşâ etmiştir.

Şeyh Hüseyin Baba’nın yetiştirdiği en meşhur dervişlerden biri Foynitsa kadısının oğlu Abdurrahman Sırrî’dir. İrşad yetkisini alıp Oglavak’ta bir tekke açmıştır. Şeyh Hüseyin Zukiç Baba 1800 yılında vefat edince Vukelyiçi’de Jivçiçi Tekkesi diye de anılan dergâhın yakınına defnedilmiştir.

Anadolu’dan Balkanlar’a mürşid-i kâmil aramak için gelen Muhammed Meyli Baba’ya, Belgrad’a kadar geldiğinde Abdurrahman Sırrî’yi bulmasını tavsiye ederler. O da Oglavak’ta Şeyh Sırrî’ye mürîd olur. 16 yıl hizmetinde kaldıktan sonra Şeyh Sırrî’nin pîri Şeyh Hüseyin Baba’nın Vukelyiçi’deki tekkesine şeyh olarak atanır. 1853 yılında vefat edince buraya defnedilir.

Vukelyiçi Tekkesi’nde Şeyh Hüseyin Zukiç’in tatbîkatına dayanarak zikir, hem cehrî hem hafî olarak icra edilmektedir. İki katlı bir bina olan Vukelyiçi Tekkesi’nin hazîresinde üç türbe vardır. Türbelerin en büyüğü Şeyh Hüseyin Baba’ya, ikincisi Şeyh Meyli Baba’ya, üçüncüsü de Şeyh Meyli Baba’nın oğlu Şeyh Hasan Baba’ya aittir.

Oglavak Nakşî Tekkesi, Şeyh Hüseyin Zukiç’in halîfesi Şeyh Abdurrahman Sırrî tarafından kurulmuştur. Şeyh Sırrî mürşidliği ve şeyhliği yanında edebiyatla da uğraşmış, Boşnakça birçok ilâhî yazmıştır. Şeyh Sırrî 1847 senesinde Oglavak’ta vefat etmiştir.

Bu gün hâli hâzırda bu tekke ile türbelerin hepsi ayaktadır ve ziyarete de açıktır. Tekkeyi günümüzde ailenin temsilcileri devam ettirmektedir. Aileden gelen ve hayatta olan Şeyh Sırrî Efendi Hacımeyliç bu gün Bosna’da Şeyh’ül-Meşâyihdir. Şeyh Kazım Hacimeyliç ise Türkiye’de Mîmâr Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde okuyarak restoretör olup Saraybosna Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde profesör olarak görev yapmaktadır. Hattat ve cilt san’atçısıdır. Kaçuni’de kendisinin yaptırdığı tekkede, babası Şeyh Mesud Efendi’den devraldığı görevi icra ederken burada misafirlerini ağırlar ve tekkede bulunan klinikte hastaları tedavi ettirmektedir.

Abdurrahman Sırrî’nin Bir İlâhîsi

Derviş olmak istersen!
‘Ako hoçeş derviş bit
Valya srce oçistit
Bogu şirça ne çinit
Lâ ilâhe illâllah’

Derviş olmak istersen
Kalbini temizle
Allah’a şirk eyleme
Lâ ilâhe illâllah

Günâhından tövbe et
Günâhlara rücu’ etme
Can Allah’a kulluk et
Lâ ilâhe illâllah

Kul olmak güzelliktir.
Âsî olmak çirkinlik
Ücret istemek ayıplık
Lâ ilâhe illâllah

Mikail Türker Bal

Ayrıca kontrol et

İrfânî Gelenekte Sevenin Sevdiğiyle Hemhâl Olma Gayreti: Uygulanışı, Dînî ve İnsânî/Vicdânî Dayanakları İle Râbıta

Çoğulu ‘revâbıt’ olan râbıta kelimesi sözlükte ‘iki şeyi birbirine bağlayan ip, alâka, bağ, vuslat, ilgi …