Anasayfa / Kategoriler / Aktuel / Beyin İsrâfı

Beyin İsrâfı

İlim evveli ve âhiri bilinmeyen bir sırdır insanoğluna. Mükâfâtı hem dünyâda hem de âhirette her zerresine kadar takdîm edilir. Gerek öğrenmek gerekse öğretmek hem zordur hem de bir o kadar tatlıdır bizler için. Çünkü gâye, beyinde oluşan bilginin fidanlarını büyütmek, gerek insanlara gerekse kendimize faydalı olabilmek, her alanda her şeyi olmasa bile bir şeyi bilebilmektir. Ama şunu da unutmamak gerekir ki bilgi ilgiden gelir.

Birey kendini geliştirecek hangi statüde olursa olsun, öğrenmek ve kendini geliştirmek istediği alan için önceliği ona ilgi ve sevgi duymasıdır. Allâhu Teâlâ hazretleri Tâhâ sûresi 7. âyetinde; ”Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.” buyurarak ilim bilmenin değerini bizlere aktarmış, bilmiyor isek araştırmalar sonucu tasnif ederek öğrenmenin bizlere faydalı olabileceğini beyân etmiştir. Efendimiz (sav) hadîsi şerîfinde, ilim öğrenmenin her Müslüman erkek ve kadına farz olduğunu ve ilmi beşikten mezara kadar talep etmemiz gerektiğini dile getirmiş; cinsiyet, din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın ilim yolunda olan birer mücâhid ve mücâhide olmamız gerektiğini bizlere açıkça bildirmiştir. Bunun yanı sıra yaş ve meslek gibi belirli sorunlar karşısında ilim almayı ihmâl etmemeli, ilmi her şeyden üstün tutabilmelidir..

İlim talep etmek başlı başına bir ibâdet, bir rızık edinmedir. Allah yolunda mücâdeleleci olmanın bir göstergesi ve dâimâ Allâh’ı tesbih etmenin adıdır. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki ilmin evveli soğandan acı, sonu ise baldan tatlıdır sabır gibi… İlim istemek; ilim yolunda olmak, Allâh’ın nûruna, muhabbetullâhına teslîm olmak, boyun eğmektir.

İlim öğrenmenin fazîletiyle alâkalı Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır; ”Kim ilim talebi uğruna bir yola koyulursa, Allah onu Cennet’e ulaştıracak bir yola koyar.” Başka bir hadîsi şerîfinde ise; “Melekler ilim tâlibinin yaptığı işten râzı oldukları için kanatlarını onun yoluna sererler.” Hz. Ali (ra) talebesi Kumeyl’e “Ey Kumeyl! İlim maldan daha hayırlıdır. Çünkü ilim seni korur, malı ise sen korursun. İlim hâkim, mal mahkûmdur. Harcamak malı azaltır. İlim ise harcamakla çoğalır…”

Nasıl ki malımızın zekâtı onu ihtiyaç sâhiplerine teslim etmek, yoksulu sevindirmek ise ilmin zekâtı da onu beklentisiz, Allâh’ın rızası dâhilinde insanlara öğretmektir. Bedenin zekâtı Allâh’a kul olmak, yapılan her ibâdette huşûyu korumaktır. Âzâları günahtan korumak, Yüce Rabbimizin bize buyurmuş olduğu bir emirdir. Dilin zekâtı hayrı söylemek, yeri geldiğinde susmak ve cehâlete karşı Hakkı savunmaktır. Gözün zekâtı gözü haramdan korumak ve dâimâ Rabbimizin hoşnut olacağı meşgûliyetlerle onu zikretmektir. Ama ne yazık ki çağımızın en büyük sorunlarından bir tânesi, Rabbimizin emirlerinden ve Rasûlün sünnetinden bîhaber olmamız… Bizler dünyâ hayâtının şehvetine, süsüne aldanarak yegâne görevimizi ve asıl olan yaratılış gâyemizi unuttuk. Ev hayâtı, iş hayâtı, maddî sıkıntılar, okul ve rutin geçen günler, stresle karışık geçen zaman bize var oluşumuzun sebebini unutturdu. Beynimizi her türlü safsatalarla doldurduk ama Rabbimizin bizlere bahşetmiş olduğu Kelâmullâh’ında nelerin olabileceğini, Rabbimizin bize neler vaadettiğini bilmeden, merak dahi etmeden yaşayıp gittik ve hâlâ da yaşamaya devâm ediyoruz. Bunun en temelindeki sorun ilim körlüğü ve cehâlet sarhoşluğudur hiç şüphesiz…

Mevlâ Teâlâ Hazretleri Zümer Sûresinin 9. Âyeti kerîmesinde, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..” buyurarak insanların en fazîletli olanının ilim ve takvâda en önde olan kimseler olduğunu buyurmuştur. Ama ne yazık ki insanoğlu beynini dünyânın güzelliğine ve meşgûliyetine adamış bir halde olduğundan dolayı Hakîkat mertebesinden geçmemiş, Kalbinde îman tohumları olmasına rağmen onların varlığından habersiz bir haldedir. Rabbim bizleri hakîkat ehlinden olup varlığı ilimle yoğrulan kullarından eylesin. Her dâim ilimle infâk eden kalbiyle “İslâm dâvâsı uğruna neler yapabilirim?” diyerek bu şuurda olup, yoluna ne çıkarsa çıksın yılmayan mücâdeleleci kullarından eylesin İNŞÂALLAH…

Kelâmdan Kaleme Hatâ Ettirmesin Güzel Yaratıcım… Duâ ile Vesselâm…

Ebru Mete

Ayrıca kontrol et

Tehlikeli, Görünmez Elektro-Sis 

Cep telefonları, baz istasyonları, elektronik âletler ve yeni ‘kablosuz teknolojisi’ sağlığımıza zarar verir. Hormonal süreçler ve diğer vücut süreçleri zarar görür, hattâ bu …